SORALIM KENDİMİZE NEDEN?

SORALIM KENDİMİZE NEDEN? Toplum olarak neden yavaş ilerlediğimiz, kendimizi neden ifade edemediğimiz, neden bulunmamız gereken seviyenin altında oluşumuz hakkında her hangi fikri olan var mı? Eminim vardır…

Hepimiz her yerde vatanı kurtaracak o sihirli formülün hep bizim elimizde olduğundan bahseder dururuz. “Aslında şöyle yapılsa…

bizim tek eksiğimiz… biz hep şundan kaybediyoruz…” gibi konuşmalara; biz adam olmayız…

Böyle gelmiş böyle gider… Sistem müsait değil ben ne yapabilirim ki?…”ler eklenir.

Bu konulara ilişkin birkaç şey okuyup bir iki televizyon proğramı izledik mi olaya tamamen hâkimiz demektir. Belki içinde yaşadığımız ülkenin sorunlarını birbirimizle konuşmak biraz olsun rahatlamamıza neden oluyor.

Bakıyorum da Müslümanlar yıllardır akın akın Hristiyan ülkelerine sığınıyor? Neden hiçbir Hristiyan İslam ülkelerine göç etmiyor? Hani huzur İslam’da idi? Bu soruyu arada bir kendimize soralım nerede hata yapıyoruz. Geriye dönüp baktığımızda 13. Yüz yılda papa Gregory “ kediler şeytandır, onları öldürün “Diye fetva verdi, kedilerin öldürülmesiyle artan farelerden yayılan vebayla 25 milyon insan öldü! Kısacası bir geri zekalı din simsarı ve cahillik milyonların ölmesine sebep olabilir!. Hepimizin insanlardan beklediği tek şey vardır, O da bize karşı dürüst olunmasıdır. Hepimizin beklentisinin aynı olmasına rağmen neden hala aynı sorunlar yaşanıyor diye uzun zaman düşündüm ve gerçek dürüstlüğün olayları anlatırken değil hislerimizi dile getirirken olması gerektiğine inanmalıyız. Tam bu aşamada kendinize yön arıyorsanız, yolunu kaybetmiş kişilere sormayın, hani hep denir ya taş yontulur elmas olur insan yontulur adam olur, şu da bir gerçek ki hiç kimse merdivenleri elleri cebinde çıkamaz. Ne aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamaz, hayatın tekrarı yoktur… gibi güzel sözler insanları iyiye doğruya götürecektir. Yine bir din adamımızın dediklerine baktığımızda Biz kaderde geleceğimizde tek söz sahibi olanın Yüce Allah olduğuna iman ederiz. Bize rağmen bütün tedbirlerimize rağmen önümüze gelecek bir şeyden dolayı razı olmak da isyan etmemek de kadere imanın içindedir. Bizler helal ve haram, iyilik ve kötülük, günah ve sevap konularında eylemlerimizden tam sorumluyuz. Bu noktalarda Rabbimiz bizi özgür kılmış ve özgür irademizle yapacaklarımızı yazmıştır. Zaten kaderimizin bu ayrıntılarından sorumluyuz, Ama boyumuz posumuz, gözümüzün rengi gibi, helal ve haram gibi, iyilik ve kötülük gibi konuların dışındaki özelliklerimizden sorumlu değiliz. Bir başka olay Neden hayır diyemiyoruz? Çocuğunuz, bir sürü oyuncağı olmasına rağmen bir yenisini aldırmak için ısrar ediyor; Yapmanız gereken pek çok iş var ama patronunuz sizden yeni işler bekliyor ya da anneniz sevmediğiniz bir yemeği yemeniz için ısrar ediyor; Belki de eşiniz sizinle futbol maçı izlemek istiyor ama siz istemiyorsunuz; akşam için başka planlarınız var fakat arkadaşlarınız size misafir olmak istiyor… Söylemek istiyorsunuz ama hayır diyemiyorsunuz. Peki neden? Duymayı hoşlanmadığınız bir kelime olduğu için olabilir mi? Arkadaşınızı, kardeşinizi, eşinizi, annenizi veya çocuğunuzu kırmak veya onu üzmek istemediğinizden mi? Kaybetmekten korkuyor olabilir misiniz? Gerçekten de bazen hayır demek çok zor olabilir hepimiz için. Sonra bir bakmışız söylenemeyen hayırlar yüzünden kâbusa dönmüş hayatımız. Evet dedikçe kendimize olan inancımızı, güvenimizi ve saygınlığımızı kaybettiğimizi fark etmişiz. Bu farkındalık hayal kırıklığı ve öfke biriktirmiş yüreğimizde. Çevremizdekilerin samimiyetsiz olduğumuzu düşünmesi de cabası. Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir