KİM OLDUĞUMUZ SORULDUĞUNDA EVVELA NERELİSİN?

KİM OLDUĞUMUZ SORULDUĞUNDA EVVELA NERELİSİN?

Aslında ara sıra kim olduğumuzu iki elimizin arasına başımızı alıp düşünmeliyiz örneğin ben Necati Ülker olarak kendime ve insanlara çok değer veriyorum.

Çünkü etrafımda olanlar ben olduğum için var, kendimi durmaksızın okuyarak araştırmalar yaparak bilgi dağarcığımı geliştirmekle etrafımada yararlı olduğumu düşünüyorum.

Bu yüzden bugün kendiniz için ne düşündüğünüze, kim olduğunuza, nasıl bir hayat yaşamakta olduğunuza bakmanızı isterim. Bugün kendiniz için yazdığınız hikâyenizde sürekli geçmiş başarısızlıklarınızdan mı bahsediyorsunuz? Sizi çok üzenleri hala hikâyenizin başkahramanları mı yapıyorsunuz?

Veya diğer kişilerin seçimleri yüzünden halen kendinizi sevilmeye layık görmeyerek aslında kendi kendinize mi haksızlık ediyorsunuz? Bizim hayatımızı şekillendiren yaşadığımız olaylar değil, o olayların ne anlama geldiğine dair inançlarımızdır.

Sorun ne çevremizde ne de yaşadığımız olaylarda. Sorun bizim olaylara yüklediğimiz anlamlarda. Bizim onları nasıl yorumladığımızda. Bu gün kim olduğumuz ve yarın kim olacağımızı belirleyen bizim olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlarımızdır. İnançlarımız neşe dolu bir ömürle, acılarla ve mutsuzluklarla dolu bir ömür arasındaki farkı belirler. Bazı bireyleri başarılı yapan, bazılarını da başarısızlık ve çaresizlik içinde yaşatan taşıdığı inançlardır. İnançlarımız, neyin acı neyin zevk olduğunu belirleyen güçtür. Hayatımızda herhangi bir olayla karşılaştığımız zaman beynimiz iki soru sorar. 1) Bu acı mı yoksa zevk mi? 2) Şimdi ben acıdan kaçmak ya da zevke ulaşmak için ne yapmalıyım? Bu sorulara verdiğimiz cevaplara göre hareket ederiz. İnançlarımız neyin acıya ya da zevke yol açacağına ilişkin öğrenmiş olduğumuz genellemelerden oluşur. Bu genellemeler bizim tüm eylemlerimizi belirler. Dolayısıyla olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlar hayatımızın yönünü tayin eder. Hayatınız sizin en güzel hikayenizdir ve yazacağınız her kelime bugün sizin öz iradenize tabiidir, kalem sizindir ve söz sizindir… Bize kim olduğumuz sorulup kendimizden bahsetmemiz istendiğinde genellikle nereli olduğumuzu, neler yaptığımızı anlatır, sahip olduklarımızdan bahsederiz. Öte yandan ben diye tanımladığımız bir kişiliğimiz vardır ki onu tanımlamada biraz zorluk çekeriz. Onu daha çok yetiştirildiğimiz ortam ve çevre koşullarının, yaşam tecrübelerimizin şekillendirdiğini düşünürüz. Tarih boyunca din adamları, filozoflar, şairler ve yazarlar benlik Ve kişilik hakkında çok şeyler yazıp söylemişler; ama onların tanımlarına bakıldığında kişilik ve beyin arasındaki ilişkiye dair pek bir delile rastlamıyoruz. Oysa modern bilimin elde ettiği inanılmaz ilerlemeler kişiliğin beyindeki belli yapılar tarafından belirlendiğini ve çevrenin ancak bu yapılar üzerindeki etkileri aracılığıyla kişiliği etkileyebildiğini gösteriyor. Benjjamin Franklin der ki; öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız, ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yapın. Bende öyle yapmaya çalışıyorum naçizane, Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir