İNSAN İNSANA GÜVENMELİ Mİ?

İNSAN İNSANA GÜVENMELİMİ? Önce Kendinize güvenmekle hoşunuza giden aktiviteleri yapın. Hatalarınızı birer armağan gibi görün. Unutmamanız gereken değerli tecrübe ve dersler şeklinde algılayın hatalarınızı.

Benzer durumlarla karşılaştığınızda gerçekten çok işe yarayacaklar. Hatalarınızdan ders çıkarın. Yanlış davranışlarınızı yapıcı bir şekilde inceleyin ve neden o şekilde davrandığınızı anlamaya çalışın. Kendinizi affetmeyi öğrenin.

Hatalarınızı rafa kaldırmak için bu gerektiği kadar tekrar edin. “Şu yüzden kendimi affediyorum,” deyin. Başarılarınızı kutlayın, geçmişinizi suçlamayın ve yaptığınız muhteşem şeyleri hatırlayın.

Hatta bunları bir günlüğe yazarak somutlaştırabilirsiniz. İçinizdeki sesi dinleyin, gerçi her kararı mantıklı hale getirmek öğretilmişse bunu yapmak güç olabilir. Yeni şeyleri deneyin.

Kendinize güvendiğinizi göstermek için risk almanız gerekmez ama size kendiniz hakkında bazı şeyler öğretecek aktiviteler yapabilirsiniz. Başkalarına güvenebilmek, hayatın çok önemli bir parçasıdır. Yalnızca başkalarına değil kendimize de güvenmek önemli. Ama bazı kişiler için başkalarına güvenmek, çok büyük bir güçlüktür, özellikle de yeni insanlar söz konusu olduğunda. Bir güven krizi ortaya çıkar ve bunun sonucunda başkalarına güvenme korkusu kendini gösterir. Yani aynı zamanda bir öz güven meselesi yaşanır. Yeniden insanlara güvenmeyi öğrenmek öncelikle, yeniden güvenme ihtiyacını kabul edin. Bazı insanla, hayatlarında yakın ilişkilere ihtiyaçlarının olmadığına inanarak kendilerini kandırır. Oysa hiçbir şey, gerçekten bu kadar uzak olamaz. İnsanların birbirine ihtiyacı vardır ve sosyalleşmeleri gerekir. Aksi halde hayat inanılmaz derecede boş insanın zamanla anladığı acı gerçeklerden biridir güvenmek. En güvendiğiniz insan bile gün gelir güveninizi boşa çıkarır. Bir daha güvenmeyeceğinizi söyleseniz de güvenmekten kendinizi alamazsınız ancak çok geçmeden tekrar güveniniz zedelenir. Ünlü şahsiyetler de güven konusu üzerine tecrübelerini bu şekilde dile getirmişler. Bazıları diyor ki “Kimseye güvenme, insanlara güvenme”. Hiç değilse ortak paydalarda, askari, müştereklerde, akrabalık ilişkilerinde, komşuluk ilişkilerinde, Dostlarla olan münasebetlerde, bu örnekler çoğaltılabilir. Oysa neticede ölümlüyüz bu dünyada kalıcı değiliz, güvenmek yüce kitabımızın bir emridir. Güven duygusunu artıran unsurlar, olumlu pekiştirmelerdir. İnsanın kendine olan güveniyle başkalarına duyduğu güven farklıdır. Özgüveni geliştirmenin yolu, insanın şahsi özellikleriyle ilgili farkındalığını sağlamasından ve ümidini hiçbir şartta kaybetmemesinden geçer. Çocuklarımıza verdiğimiz sosyal mirasımız bu. Bu mirasta ana babalarımızın, öğretmenlerimizin, eğitim sistemimizin, din anlayışımızın, politika anlayışımızın, en önemlisi kültürümüzün insan ve yaşam anlayışımızın payı çoktur. Tanımadığın kişi senden güçsüzdür ve senin gücünü istismar etmek için hemen fırsat kollayacak ve selam verdiğine seni pişman edecektir. Güven düzeyi yüksek olan toplumlarda insana insan olduğu için selam verilir; toplumsal yaşam sosyal ilişkiler üstüne kurulur ve sosyal ilişkiler selamla başlar. O nedenle sokakta, pazarda, asansörde, merdivende, nerede olursa olsun iyi niyetli insanların sürekli birbirleriyle selamlaştıkları gözlenir. Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir