İFLAS ETMİŞ KİŞİ KİMDİR?

İFLAS ETMİŞ KİŞİ KİMDİR? YAŞAMAMIZDA NEZAKET VE ÖZÜR ÖNEMLİDİR Büyüklerimizle yapılan sohbetlerde şu sözleri çok duymuşumdur “Özür dilemeden yaşamayı öğrenen”, ama kır, incit, kabalık yap özür dileme anlamında değil tabi. Yani özür dilemeyi gerektirecek davranışları yapmadan yaşa ki özür dilemek zorunda kalmayın.

Göz göre göre birilerine haksızlık yaptıysanız, bile bile yalan dolan ve iftira attıysanız bu kul hakkını gasp etmek anlamına girer ki, helalleşmeden ne bu dünyada ne de ilahi mahşerde gün yüzü göremezsiniz. Peygamber efendimiz (SAV) sahabelerine bir gün şu soruyu sorar:- İflas etmiş kişi kimdir biliyor musunuz?.

Sahabeler cevap verir:- Bize göre parası ve malı olmayandır ya Resulullah. Beklediği cevabı alamayan sevgili peygamberimiz;- Hayır, ümmetimden ibadetlerini yerine getirdiği halde ona buna sövmüş, iftira atmış yalan söylemiş, haksız yere malını yemiş, kanını dökmüş onu bunu dövmüş kişi iflas etmiştir diye cevap verir.

Nefes aldığınız şu hayatta huzurlu ve mutlu yaşamak istiyorsanız aile ve iş yaşantınızda yeri ve zamanı gelince özür dilerim demesini de bilmeliyiz, Özür dilemek insanın haysiyet ve şerefini küçültmez. Allah alçak gönüllü ve tevazu sahibi olanları sever, sevgi saygı ve hoşgörü mertçe yüreklerin nişanesidir. Bu hayatta hepimiz özür dilememizi gerektiren şeyler yapıyoruz. Çünkü insanız ve insan hata yapar. Özür dilemek ise hatalarımızı telafi etmemiz için güzel bir yoldur, Bazı insanlar var ki kaç yıllık evlilikleri boyunca eşlerinin, kendilerinden hiç özür dilemediği konusunda şikâyetçi. Evet, hiç özür dilemeyen insanlar da var ve bu insanlar özür dilemeyi güçsüzlüğün bir göstergesi olarak algılıyorlar. Özür dilemenin kendilerini tamamen haksız duruma düşüreceğini ve savunmasız kalacaklarını düşünüyorlar. Peki, özür dilemek illa haksız olduğumuz anlamına mı gelir, yoksa incindiğini düşündüğümüz insanı önemsediğimiz anlamına mı? Çok hoşuma giden bir söz var: “Özür dilemek, her zaman sizin haksız olduğunuz ve diğerinin haklı olduğu anlamına gelmez. Özür dilemek, ilişkinize, egonuzdan daha çok değer verdiğiniz anlamına gelir”. Özür dilemek için haksız olmamız gerekmiyor, Kasıtlı olarak yapmadığımız şeyler yüzünden de sevdiklerimiz incinebilir, rahatsız olabilir, Burada önemli olan, o kişinin incinmiş olmasından duyduğumuz üzüntüyü dile getirebiliyor olmamızdır. “… Yaptığım için özür dilerim. Bundan rahatsız olduğunu bilmiyordum. Bir dahaki sefer daha dikkatli olmaya çalışacağım” gibi bir cümle kimseyi haksız duruma düşürmez, Aksine, karşı tarafın duygularına önem verdiğimizi, onu rahatsız hissettiren davranışımızla ilgili sorumluluğu üstlendiğimizi gösterir ki bunlar bir ilişkide güven duygusunu güçlendiren faktörlerdir. Toplumun, bir arada, barış içinde yaşaması, bazı davranışların kültür halini almasıyla mümkündür. Nezaket, hayatın sigortasıdır. Mutluluğun, huzurlu yaşamanın, güçlü bir iletişimin sigortası nezakettir. Her gün yüzlerce davranış sergiliyoruz, Kuşkusuz, bu davranışlarımız içinde, başkalarını rahatsız eden, doğru olmayan, bize göre doğru olsa bile, başkalarının anlayışına ters düşen tutumlarımız da oluyordur. Büyük bir yanlış, rahatsız edici bir tutum, bazen bir özür dilemeyle kapatılabilir. Kişinin başkalarına, topluma ve çevresine karşı hata yaparak suçlu duruma düşmüş olabileceğini kabullenmesi ve bu durumda mağdurdan özür dilenmesi gerekliliği, çocuk yaşlarda ailede öğretilmelidir. Çocuk ailesinde ve çevresindeki insanları model alarak hata yaptığında özür dilemeli, kendisine karşı yapılan ve özür dilenilen durumlarda affedici olabilmelidir. Hatamızı kabul etmek, kibri bir tarafa bırakıp daha alçak gönüllü olmamıza da yardımcı olacaktır. Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir