HACDA KURBAN ETLERİ

KURBAN ETLERİNİ HACDA İLK KAVURARAK STOK YAPAN

ÇANKIRILI Dursun COŞKUN’DUR

Düşündüm de bu güne kadar çok sevdiğim eşim Leyla’nın ailesinden hiç anı yazmamışım eşim Leyla’nın Annesi Şaziye Babası Dursun Coşkun’dur. 

Çok Mutlu aile yapısına sahiptiler beş sevimli çocuklarının üçü kız ikisi erkekti Eşim Leyla en büyükleri idi aynı zaman da Dayım Rahmetli Dilaver Toprak eşimin Halası ile evliydi yani bu aileyi yakinen tanıyordum. 

 Bu aileye hayrandım böyle bir ailem olsun isterdim yüce rabbime şükürler olsun beni bu aileye damat yaptı nur içinde olsunlar.

Gelelim anımıza dursun Coşkun; 

Ankara/Sıhhiye de ki DDY Buharlı deposunda Aşçı başı idi şimdi Ankara Adliye sarayı olan yerde, 1980 Yılında Emekli oldu. 

Emekli olduktan sonra; Ankara Gazi Mahallesindeki Eskiden Devlet Demir yolları hastanesi idi (şimdi Gazi Hastanesi olan)  hastanenin karşısındaki İmam Hatip Lisesine aşçı olarak işe başladı,

Diyanet işleri Başkanı olan Dr. Tayyar ALTIKULAÇ’I Okul yönetimi öğlen yemeğine davet etmişler. Yemeğe gelen Diyanet işleri Başkanı sunulan yemekleri çok beğenmiş, aradan iki üç hafta sonra Sayın Başkan makam aracı ile yine Okulun önünden geçerken şoförüne demiş bu günkü öğlen yemeğini de okulda yiyelim bakalım yemekler aynı lezzete mi?

Habersiz gelen Başkana yine yemekler sunularak ikram edilmiş yemekleri çok beğenmiş. Yemekler harika bu yemekleri yapan ustayı tanımak isterim demiş.

Nasıl birisi diye sorduğunda efendim inançlı namazında niyazında DD Yolları Genel Müdürlüğünden emekli aşçıbaşı demişler Dursun usta Aşçı kıyafeti ile huzura çıkmış sohbetlerin tebriklerin sonunda Diyanet işleri Başkanı cebinden çıkardığı bir karta not yazarak Dursun ustaya verir derki ustacığım eğer bir engelin yoksa önümüzdeki hafta Başkanlığa gel seni bu sene hacca aşçı olarak götüreyim, hem Haç farizasını yerine getirirsin, hem de bizden Maaş alırsın dediğinde sevinç gözyaşları arasında kartı alır aşırı mutlu olur.

 Başkanı yolcu ettikten sonra iki rekât şükür namazı kılar mutluluk içinde evine giderken içi içini yemektedir zira eşi Şaziye Hanım da “üre denilen hastalığı vardır.” böbreklerinin az çalışmasından rahatsız evde yatmaktadır.

Onu nasıl bırakayım diye düşünür ve Allah’a dualar ederek evine girer hasta yatağında yatan çok sevdiği eşine durumu heyecanla mutlulukla anlatır.

 Çok sevinen eşi derki usta sen o mübarek yerlere git bu imkân herkese nasip olmaz belki oralardan bana da şifalar getirirsin der ve hemen Çankırı’yı arayalım Leyla ile Necati gelsinler onlarında fikirlerini alalım.

 Bizi çok acele hayırlı bir iş için Ankara’ya gelmemizi istediler merak ve heyecanla Ankara’ya gittik olayı heyecanlı bir şekilde anlattılar.

Tabii ki çok sevinmiştik ben de hemen dedim Baba bu her kula kısmet olmaz bu bir devlet kuşu kendiliğinden oluşmuş, sende çok istiyordun bak Allah kısmet etti hayırlısı olsun. sen burayı hiç düşünme, biz varız ben Leyla’yı burada annemin yanında bırakırım, sen gelinceye kadar hem anneme hem de çocuklara bakar bende ara sıra gelir giderim, yanlış hatırlamıyorsam 1981 Haziran ayı idi okullar tatildi sanırım, Leyla’da baba sen burayı merak etme gönül rahatlığıyla gidebilirsin deyince evde bir mutluk bir heyecan vardı ki sormayın şu an gözümün önündedir. 

Ve Dursun usta Diyanet işleri Başkanlığına dualar yaparak gider, Başkan; Dursun ustaya derki senin anlaşabileceğin iki yardımcı usta daha getir onları da götürelim sonrasında kendisinden bazı resmi evraklar istenir. 

Ben Çankırı’ya gidince iş yeri komşumuz olan Yeni zevk lokantası Sahibi Rahmetli Şakır Yönkul’e durumu anlattım Ne olur Necati Bey şuradan dursun ustayı ara beni götürsün diye ısrar etti, hemen dursun ustayı aradım aynı gün ulaşamadım ertesi günü beni aradı durumu anlattım. Ancak geç kalınmıştı, Ankara’dan başka iki arkadaşının evraklarını vermişler.

Şans bu ya gitmeden bir gün önce yardımcı aşçı arkadaşının biri ameliyat geçirmişti, ikincisi ise pasaport işleminde bir problem çıktığından iki arkadaşını da götürememişti.

3 temmuz 1981 Tarihinde Kurban bayramından oldukça önce giden aşçı görevlisi dursun usta kendince yaptığı araştırmayı merakla Burada kesilen kurban etlerinin çoğunun gömüldüğünü yeterince değerlendirilemediğini öğrenir aşırı üzülür o gece uyku uyuyamaz.

Diyanet işleri Başkanı Dr. Tayyar Altı kulaç’tan Randevu ister, huzura çıkan dursun usta Derki;

Sayın Başkanım ben Çankırılıyım bizim ilimizde örf adetlerimize göre kış için etlik yapılır yapılan etlikler kıyma makinesinde kalın gözlerde iri, iri kıyma çekilir ve ihtiyaç halinde kış boyu yenilebilmesi için kıymalar bol miktarda tuzlanır tenekelere doldurulur bastırılarak depolanır. Ayrıca kemikli etler de tuzlanır ya asılarak kurutulur ya da bir şekilde depolanarak tüketilir. 

Sizden arzum İhtiyaç olan kazanlar, depolamak için kaplar, yardımcı aşçılar, için izin verirseniz burada yapabildiğim kadar bu etleri böyle değerlendirmek istiyorum hiç değilse bu israf olan etlerin yapabildiğimiz ölçüde değerlendirelim zira İmam Hatip okullarında öğrenci yurtlarında yılda bir iki kez et yiyen çocuklarımız var.

Bu düşünce Sayın Başkanın çok hoşuna gider hemen gerekli talimatları verir hazırlıklar biter Dursun ustaya ikisi Türk ikisi yabacı uyruklu olan 4 yardımcı verirler görevi alan ekip o sıcağın altında neredeyse günde 20 saat çalışarak epeyce bir kavurma yaparlar yanlış hatırlamıyorsam o tarihlerde Hacca kamyonlarda gidiyordu yine Başkanın talimatıyla kamyonları etle doldurup Türkiye’ye bir sefer yaptırılır.

Dursun usta Türkiye’ye normal geleceği tarihten 10 gün gecikerek gelmiştir, zaten zayıf bir bünyeye sahipken geldiğinde gördük ki 15 kilo kadar zayıflamış ama çok mutluydu.

Günümüzde bakıyorum da kurban etleri, şoklanarak daha modern araçlarla kurban organizasyonunu yürüten İslam kalkınma Bankası tarafından fakir ülkelere ulaştırılmaktadır.

Buna rağmen yeterince değerlendirilemediğine şahit oluyoruz.

“Yine basından 2012 yılı” Milliyet gazetesinin haberine göre GÖMÜLEN KURBANLAR MİLYONLARI DOYURUR! Türk hacı adayları kutsal topraklarda her yıl yüz bin kurban kesiyor, oysaki topluca gömülen bu kurbanlarla Türkiye de 14 milyon aç insan karnı doyar denilmektedir. Çevrede bulunan fakirler bile etlerle ilgilenmiyor, bazıları kurbanın en değerli yerlerini alıp geri kalanını toprağa gömüyor. Milliyet.com.tr

Not: Şaziye Annemiz 17.11.1981 Dursun Babamız 04.12.1982 tarihinde Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Yüce Rabbim Rahmet eylesin inşallah gerçek dünyada bu yaptıklarının karşılığını almışlardır, Nur içinde olsunlar ve Mekânları cennet olsun. 

Şair Yazar Necati ÜLKER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir