Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ZAMAN KAYBETMEDEN KENDİMİZE GELELİM

ZAMAN KAYBETMEDEN KENDİMİZE GELELİM

Bugün düşündüm de köşe yazılarımda işlemediğim hangi konular var?

Çocuklarımıza, hatta yalnız çocuklarımıza değil her seviyedeki halkımıza.

Vazife duygusunu, daha çok çalışarak refahını artırmayı,

kendisine olduğu kadar etrafına da faydalı olmayı, küçüklerden yılmamayı ve bunların dışında ailesine bağlı olmasını, şefkati, doğruluğu, adaleti iyilik etmeyi, insan olarak manevi değer kazanmayı, kısaca iyi ve faziletli kişiliğimle hep eğitici yazılarla okurlarımın karşısına çıktım.

Bu düsturla senelerdir yazdığım makaleleri köşe yazılarımı yayına çıkan kitaplarıma nakşederken sadece hayatı sevmeyi, çalışmayı, daha iyiyi aramayı, iyiliğe ve doğruluğa kıymet vermeyi telkin ederek hayatımın akışına devam ettim çok şükür.

Şimdi size soruyorum sizin için günün en iyi saati hangi saattir hiç düşündünüz mü? Benim gibi şair tabiatlı olanlar akşam saatlerini severler.

Güneşin batışı insana tuhaf bir hüzün verir, en çok kendi kendimizle kaldığımız saatler giden günün arkasından gecenin ağır ağır geldiği, daha doğrusu gündüzlerin bizleri gecelere devrettiği o saatlerdir.

Kuşlar o saatlerde neden telaşlıdırlar, pek bilmem ama tabiat yavaş yavaş durulur; etrafla beraber insanın ruhunda bir sessizlik çöker, sonra gece o uçsuz bucaksız gece kendi hayatını sürmeye başlar.

Bütün bunları niye yazıyorum biliyor musunuz? Çünkü ben hemen her gün bu yaşanmışlıklarla birlikteyim ve de mutluyum.

Tüm bu yaşanmışlıkların yanında nimet ve servet, makam ve mertebe arttıkça, insan kul olduğunu ve bu dünyada misafir bulunduğunu daha çabuk unutuyor.

Dünyaya daldıkça, kendimizden uzaklaşıyoruz. Paraya, arabaya, eşyaya, mobilyaya baka baka, sağlığımıza nedense önem vermiyoruz.

Kısaca çok müsrifiz, kazancımızı harcarken har vurup harman savuruyoruz bu nedenle kazançlarımızda berekette kalmıyor. Müsrifliğimizi tek, tek saymaya kalksam kalınca bir kitap olur sanırım.

Günler art arda geçip gidiyor böylece ve yıllar birbirini kovalıyor.

Ne kendimizi ne de sonumuzu hiç düşünmeden ölüme doğru akıp gidiyoruz.

Usandığımız artık gözümüze hoş gözükmeyen eşyaları değiştiriyoruz. Evdeki ya da işyerindeki fazlalıkları atıyoruz, pervasızca yok ediyoruz kazanımları.

Nereden gelip nereye gittiğimizi, bu dünyadaki görevimizin ne olduğunu unutuveriyoruz.

İçimizdeki manevî duyguları doğru teşhis edemediğimizden, Günümüzde Anadolu insanın kültürüne örf âdetine gelenek göreneklerine sosyal medya da ve dizilerde güya eğlence ismi ile o kadar yayın akışı var ki saymakla bitmez.

İnternetten, siyasetten, spordan tutun da, her türlü masum olmayan gelecek nesil için acı ve vahim bir tablo oluşturmaktadır.

Kendimize çeki düzen vermenin zamanı geldi geçiyor bile haydi hemen şimdi konuya ciddi bir şekilde önem verelim toparlanarak kendimize gelelim.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum