Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

YAŞLILIK

YAŞLILIK

 

Yaşlılık nedir? Aslında beynin istediği ama vücudun yapamadığı şeye yaşlılık denir diye bir yazarımız söylemekte bu yazarımızı da ilgili uzmanların desteklediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bir bilim adamının anlattıklarına baktığımızda şunları öğreniyoruz.

Yaşlılık fizyolojik, psikolojik, sosyal, kronolojik ve ekonomik yönleri olan bir süreçtir.

Yaşlanma tüm canlılarda görülür ve yaşamın çocukluk, gençlik, yetişkinlik gibi doğal ve kaçınılmaz bir dönemidir.

İnsan ömrünün uzamasıyla yaşlıların dünya üzerinde genel nüfus içinde oranı hızla artış göstermektedir.

Buna bağlı olarak da yaşlılara özgü sağlık ve sosyal gereksinimlerin karşılanması gibi bazı önemli ihtiyaçlar ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle yaşlılık dönemi özelliklerinin bilinmesi yaşlılara yönelik uygun sosyal hizmetlerin tespiti ve sunulması açısından daha da önem kazanmıştır.

Yaşlı nüfusun hızla artması yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerin

Çeşitlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu durum dikkate alındığında, ülkemizde yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerin önemi ve sosyal hizmetlere yönelik çalışmalara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

Yapılan inceleme sonunda Türkiye’de yaşlanma sürecinin diğer dünya ülkelerine göre daha hızlı olduğu saptanmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK)’in verilerine göre 2023 yılına gelindiğinde 65 yaş ve üzeri nüfus sayısı 8,6 milyon kişiye ulaşacaktır. Nüfusun bu derece yüksek olması konunun önemini vurgulamaktadır. Hem bireyin hem de toplumun refahını korumak için yaşlılık sürecinin en yüksek düzeyde iyi geçirilmesi gerekmektedir.

Bu amaç için bazı değişkenler önemlidir. Moral de yaşlılık dönemi boyunca bireyin fizyolojik ve psikolojik durumunu etkileyen bir kavramdır.

Bu alanda yapılan birçok çalışmada, yaşlılık döneminde bireylerin fizyolojik sorunlarından daha fazla ruhsal ve moral durumları gibi psikolojik sorunların yaşam kalitelerini etkilediği ifade edilmektedir.

Yaşlılık dönemi boyunca moral düzeyleri yüksek olan yaşlılar yaşlanmanın olumsuz yönlerinden daha az etkilenmekte, daha aktif ve sosyal bir yaşam sürmektedirler.

Yapılan çalışmalarda aile ve akraba desteğinin, komşu ve arkadaş ilişkilerinin, aktif yaşam şeklinin; yaşlıları duygusal ve moral yönden desteklediği görülmektedir.

Bu etkenler yaşlı bireyin fizyolojik ve psikolojik durumuna olumlu katkılarda bulunmakta; saygınlık, kendine güven, işe yarama duygusu, yaşam kalitesi ve problemlerle baş etme gibi alanları pozitif yönde etkilemektedir.

SONUÇ: Yaşlılık dönemi, kronolojik, biyolojik, psikolojik ve sosyal olmak üzere bir çok alanda bireyi, ülke ekonomisini ve sosyal hayat düzenini etkileyen kaçınılmaz bir durumdur.

Moral değişkeninin de yaşlılık dönemini etkileyen önemli bir faktör olduğu düşünülmektedir.

Herkes yoluna yardıma muhtaç bir çocuk olarak başlar, sonra yaşamın doğal işleriyle

Cebelleşir, en sonunda yine bunlarla vedalaşarak tekrar yardıma muhtaç hale gelir.

Gerontoloji'nin altın kuralı olarak şöyle söylenilir: çocuk ve

Genç iken yetişkinlerin sana nasıl davranmalarını istediysen, sen de yardıma ihtiyacı olan yaşlı insanlara aynı şekilde davran.

Aynı kural sağlık çalışanı - yaşlı hasta ilişkisinde de gözetilmelidir.

KAYNAKLAR;

Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni http://www.tuik.gov.tr Erişim 06.07.2015

Yıldız M. Bağlanma kuramı açısından yaşlılık dönemine genel bir bakış. Sosyal Bilimler Dergisi, 2012; 36(1): 1-30.

Tüm okurlarıma sağlıklı ömürler dilerken, Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum