Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

YAŞANILAN HİÇ BİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR

YAŞANILAN HİÇ BİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR

Her canlının bir yaradılış gayesi vardır, imtihan dünyasında yaşayan, dönüşünün Allah’a(c.c.) olacağı düşüncesini taşıyan, sorumluluk bilincine sahip insan iyiye, güzele, doğruya ve faydalıya yönelir.

Sulh ve barış anlamını ifade eden İslâm dininin temel kaynağı olan Kur’an ve onun açıklaması durumunda bulunan sünnetin haber verdiğine göre, önce toprak, ondan sonra bitkiler, ardından hayvanlar ve ondan sonra da insanlar yaratılmıştır.

İnsan, ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır, Her iki tarafın ayrı istekleri vardır ve isteklerinin de karşılanması gerekir.

Bedenimizin temel ihtiyacı beslenme, giyinme ve barınma gibi şeylerdir.

Gıdası da ekmek, su, elbise ve evdir. Ruhumuzun ise hep sağlıklı olma, zengin, güçlü ve mutlu olma şeklinde makul istekleri olduğu gibi; ihtiyarlamamak, hastalanmamak ve ölümsüzlük şeklinde sınırsız istekleri de olabilir.

Ancak kısıtlı imkânlarla, sınırsız istekleri karşılamak çok zordur.

Peki, bu durumda, çözüm ne olacaktır ve ruhun gıdası nedir? Bunun cevabını Kur’an’da bulabiliyoruz.

İnsanı en iyi tanıyan ve onu yaratan Allah, ruhun gıdasının iman, insanın yaratılış gayesinin de ibadet olduğunu bildirmektedir.

İnsanın ilk yaratılışı konusu, tarihsel süreçte olduğu gibi günümüzde de önemini korumaya devam etmektedir.

Bilimin asıl görevi doğa olaylarının neden ve nasıl olduğunu açıklamaktır.

Eğer bazı doğa olaylarını yaratan doğaüstü bir güce inanırsak, bilim orada susar.

Çünkü doğaüstü gücün varlığını iddia edenler, o güce asla erişilemeyeceğini, onun yaptıklarına insan aklının hiç bir zaman eremeyeceğini söylemekle kalmazlar, o gücü araştırmanın veya sorgulamaya kalkmanın affedilemez günah olduğuna bağnazlıkla (cehaletle demek daha doğru) inanırlar.

Eğer bu inanca bağlı kalınsaydı, biyolojide, fizikte, kimyada yapılan büyük buluşların hiç birisi elimizde olmazdı. Onlar olmadığında, bugün içinde yaşadığımız teknoloji ve ona dayalı uygarlık kurulamazdı.

 

Dünya hayatında unutmamamız gereken en önemli özellik “Yaratılış Gaye’mizdir.

Eğer bunu hayat felsefenin birinci sırasına koyarsak hem dünya da hem de ahiret aziz olanlardan olursunuz.

İnsan, yalnız bu dünyada; yemek, içmek, gezmek, evlenmek, çalışmak ve rahat bir hayat sürmek için yaratılmamıştır.

Eğer insan bu saydıklarımız için yaratılmış olsaydı insanın bir hayvandan farkı olmazdı. Allah insanı boş yere yaratmamış ve insanı başıboş bırakmamıştır.

İnsan, bir ömür yaşamak üzere dünyaya gönderilmiştir. Dolayısıyla dünyasını ihmal etmemelidir, Çalışmalı, kazanmalı, güçlü olmalı, veren el haline gelmelidir.

Ancak, ebedi yurdu için çalışmayı, yani ibadetleri de asla da ihmal etmemelidir.

Yaşadığın hiçbir şey tesadüf değildir, “Oku” ve “Yaşa”… Mirasyedi yaşama ve helalinden kazan ki, iki dünyada da mutlu olasın.

Kendini ara ki, başkasını değil, Allah’ı bulasın…

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum