Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

YAŞADIĞIMIZ BU DÜNYA GEÇİCİDİR

YAŞADIĞIMIZ BU DÜNYA GEÇİCİDİR

Dünya sonsuza kadar devam etsin ve üzerinde yaşayan bütün canlı ve cansız varlıklar ebedi olarak kalsın ve oraya yerleşsinler diye değil ahrete giden yollardan bir yol olsun diye yaratıldı.

Dünya Allah’ın (c.c) huzuruna hazırlıklı gitmek için yaratılmıştır. O hazırlığın yeri ve kazanç yurduda bu dünyadır.

Çünkü her insan Allah’ın (c.c) huzuruna dünyada ki amelleriyle çıkacaktır.

Ölümden önce olan her şeye dünya denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyadan sayılmaz, ahiretten sayılır. Çünkü dünya, ahiret için tarladır.

Ahirete yaramayan dünyalıklar, zararlıdır Dünya, dine uygun kullanılırsa, ahirette faydalı olurlar.

Hem dünya lezzetine, hem de ahiret nimetlerine kavuşulur. İyilik, kötülük, malda değildir. Malı kullanandadır. O halde, kötü olan dünya, Allahü teâlânın razı olmadığı, ahireti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir.

Bir kul namaz kılar, oruç tutar, hacca gider, zekât verir, diğer farz ibadetlerini yerine getirir Allah’ın (c.c) huzuruna bu ibadetlerle çıkar ama içki içer, kumar oynar, zina yapar, iftira eder ve bunlar dışında başka günahları işleyerek giderse bu durum dada yaptığı o amel cenab-ı hakk-ın huzuruna çıkar.

Yaşadığımız bu dünya ekin ekilecek yerdir, ve bir insan burada ne ekerse ahrette de onu biçecektir.

İçinde yaşadığımız bu muazzam kâinat, tesadüfen meydana gelmemiştir. Nefsani arzuların menfaat sahası olarak da yaratılmamıştır. Ancak yüce bir gaye ve maksat için yaratılmış ve bu çerçevede insanoğlu için bir imtihan mekânı kılınmıştır.

Dolayısıyla cihanın da insanın da yaratılışı, abes değil; yani sebepsiz, gayesiz, hikmetsiz ve boşuna değildir.

Hayat imtihanında başarılı olmak için insan, sürekli kendini kontrol etmeli ve nefis muhasebesi içinde olmalıdır.

Çünkü bu hayata gelen her bir birey için ayrı bir imtihan gerçekleştirilmiş, bu imtihanda niceleri başarılı olurken niceleri de kaybetmiştir.

Çünkü kişinin ne malı, ne güzelliği, ne de makamı, kısacası dünyada sahip olduğu hiçbir şey, bunları Allah rızasına uygun kullanmadığı sürece kendisine ahirette fayda sağlamayacaktır.

Dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada tohum ekmeyen, böylece bir tohumdan kat kat meyve kazanmaktan mahrum kalan, ne kadar zavallıdır.

Kardeşin kardeşten, ananın evladından kaçacağı o gün için, hazırlanmayan, dünyada da, ahirette de aldanmış, zarar etmiş olacaktır.

Akıllı kimse, bu dünyayı fırsat bilir, Bu kısa zamanda, tohum ekerek, yani Allahü teâlânın beğendiği işi yaparak, kat kat fazla meyveleri toplar.

Cenab-ı Hak, bu kısa zamanda yapılacak, hayırlı işlere ve ibadetlere sonsuz nimetler ihsan edecektir.

Dünyadaki lezzetler, çok cazip ve çekici olsa da ahiretteki lezzetlere nispeten çok basit ve sınırlı kalır.

Dünya gözüyle bu hayata bakıldığında belki insana çok cazip gelebilir. Fakat ahiret hayatıyla mukayese edildiğinde, son derece değersiz ve sönük düşer.

Kuran-ı Kerimde; “İğreti-sefil (dünya) hayatı, ancak aldatıcı hazdan ibaret bir şeydir.

Aslında “varılacak yer olan ebedî hayatın bütün güzellikleri Allah katındadır. Onun için Yüce Allah, kullarını oraya teşvik için davet ediyor.

Hâlbuki giden her sene; genç ise onu ihtiyarlığa, siyah saçlı ise onu beyaz salcılığa, ihtiyar ise onu mezara biraz yaklaştırıyor.

Mezara yaklaşmak mı? “Ağzından yel alsın, dur hele, daha genciz” diyenler olabilir. Ancak ilâhî kanun işliyor.

İnsan gözlerini kapasa da, aklına getirmese de, üzerinde düşünmese de seneler geçip gidiyor.

Ve herkes yavaş yavaş, acılı acısız, yani bazen hastalıkla, bazen sağlıklı, bazen hüzünlü, bazen şen şakrak o tarafa doğru gidiyor.

Gece ve gündüzün, ayların ve senelerin peş peşe gelişi, giden yıl, yeni yıl; hepsi aslında insan için bu hayatın fâni olduğunu –anlamak isteyenlere- haber veriyor.

Esas mesele, dünya hayatının fâni olduğunu unutmamak, hayatı ölümden sonrasını da kazanacak bir şekilde yaşamaktır.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum