Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

UZAK DUR

UZAK DUR

BİZ SORUMLULUKLARIMIZI YİNEDE YERİNE GETİRELİM

Garip ve kendi içinde çelişen bir kavram eylem, aslında eylemsizlik.

Hani şair demiş ya, "yakın olmak için uzak dur benden" diye; zaten uzakta olan birisinden uzak durmaya çalışmak hepten çuvallamaktır da bir yandan.

O senden uzaktır ama sen bunun farkında değilsindir, fark etmeye başlayınca uzak durmaya çalışırsın ama kimse de kendi kendine demez ki:

“Hani acaba o benden uzakken, nasıl uzak durabilirim?" diye. Cevap basittir aslında, uzak durmanın bir anlamı yoktur, zaten uzaksın, uzak, uzağız...

Bu durumda en güzel uzak durmak, uzaklara gitmek değil; hayata devam etmektir.

Baktın sana zarar veriyor.. her kimse, her neyse.. uzak duracaksın.. gece evine giren hırsızı ertesi gün nasıl çaya davet etmiyorsan, öyle.. seni öldürmeye teşebbüs etmiş gibi, canına kast etmiş gibi uzak duracaksın.. gırtlağına bıçak dayayan birine nasıl "düzelir, geçer" demiyorsan, öyle uzak duracaksın.. baktın sana zarar veriyor.. gerisini düşünmeyeceksin bir saniye bile..

Gönül almayı bilmeyen, sen yapıcı davranırken, yıkıcı olan seni değiştirmeye çalışan fedakârlık yapmayan, insanlardan uzak dur.

Hayvanları sevmeyen , söyledikleriyle yaptıkları çelişen sana değer vermeyen ve sürekli kendini açıklamak zorunda kaldığın insanlardan uzak dur.

Sana güvenmeyen, güven vermeyen ve önceliği olmadığın insanlardan uzak dur.

Birde bunu dini yönden değerlendirdiğimizde yaptıklarımızın karşılığı? Ya hizmetlerimiz? Onca hizmet edip de tüm birikimlerimizi başkalarına mı bırakıp gideceğiz?

Tabi ki evet! Tıpkı mirasımız gibi. Onları biriktirip bizden sonrakilere bırakacağız.

Ve onlar, bizim kazandığımız malları gönüllerince harcarken, bize bırakmayacaklar.

Hatta çocuklarımızı, eşimizi, sevdiğimiz tüm şeyleri bırakarak ölmüyor muyuz?

Hatta daha hayattayken çocuklarımız, elimizden kayıp gitmiyor mu? Bunlar gibi kurumlar ve diğer makamlar da bize emanet.

Onlar bize ait değil. Bize sadece yoldaş! Ve her şey geçip gidecek. Geriye kalan tek şey, Mevlâ’nın rızası.

Mevlâ’nın rızası ise; makama, mala ve diğer her şeye sahipken; bunların hakkını vermek ve bunlarla ilişkisini Allah Teâlâ’nın emrettiği şekilde yürütebilmek.

Yoksa bizim yaptığımız tüm binalar, biriktirdiğimiz mallar, yazdığımız kitaplar, kurduğumuz kurumlar…

Hepsi uçup gidebilir. Ya da başka amaçlarla kullanılabilir. Biz, sorumluluklarımızı yerine getiriyorsak asla kaybetmeyiz ve kaybetmeyeceğiz.

Allah hepimizi dalalet ehlinden ve onların ortaya attığı şüphelerden muhafaza buyursun. (Âmîn)

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum