Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

TÜRKLERDE MİSAFİRPERLİK VE İKRAM

TÜRKLERDE MİSAFİRPERLİK VE İKRAM

İkram” Türklerin misafirlerini ağırlarken sunduğu her şeyin genel adıdır.

Türkler evlerini ziyaret eden misafirlerine sürekli bir şeyler ikram ederek onları memnun etmek isterler. Yemek daveti olmasa dahi bir Türkün evinde yemeden içmeden oturmak pek mümkün değildir. Geleneksel Türk evlerinde misafirlere önce kolonya verilir, kolonyadan hemen sonra ve şeker ya da çikolata ikram edilir. İkramlar diğer yiyecek içeceklerle devam eder. İkramların olmazsa olmazı çaydır.

Türkler çay içmeyi çok sevdiklerinden misafirlerine de (genelde sormadan) çay ikram ederler ancak çayla birlikte mutlaka börek, kek, kurabiye gibi yiyecekler de getirirler. İkramlar misafir oturduğu sürece devam eder. Örneğin çay servisinden sonra meyve ya da kuruyemiş ikramı başlayabilir. Eğer misafir ikram edilenleri yemezse ya da az yerse ısrar ederler, ya da beğenilmediğini düşünüp başka alternatifler de sunabilirler. Kısacası misafirin bir şeyler yiyip içmemesi Türkleri mutsuz eder. O yüzden bir Türkün evine aç gidilmesi daha uygundur.

Bayram ve Bayram Ritüelleri

Türkiye’de birçok Müslüman ülkede olduğu gibi “Ramazan Bayramı” ve “Kurban Bayramı” olmak üzere iki dini bayram kutlanır.

Bu bayramların tarihi Hicri takvime göre her yıl yaklaşık on gün geriye gelmektedir. Yani bayramlar her yıl farklı bir tarihe denk gelmektedir.

Misafirliğe gittiğin de bilirsin bütün gözler senin üstündedir. Misafirin memnuniyeti her şey den üstün tutulur.

Mesela yemek masasında olalım; Türkiye'de tabağın da yemek bitecek ve ev sahibi sesini çıkarmayacak...

Yok, öyle şey... Ev sahibi hemen sorar "simdi ne alırsınız" diye... Sen de biraz kibarlık biraz utangaçlık yok çok teşekkür ederim elinize sağlık dersin.

Gerçi daha doyma missindir ama bunu dersin. Çünkü bilirsin nasıl olsa ısrar edilecek, nasıl olsa en az iki tabak yemek (ayrıca en az 5 çeşit) daha sana zorla yedirilecek. garanti....

bu yüzden kaç kere çatlama tehlikesi geçirdim bir ben bilirim.

 

Üçünü tabağı yemişsindir. evin sahibi sorar.....

daha vereyim mi yer misin evladım?... Yok, ben çok doydum elinize sağlık, teşekkürler.

genç adamsın bu kadarcık şeyle doyulur mu?…yoksa yemeğimi beğenmedin mi? yok canim olur mu öyle şey yemek çok güzeldi.

eeee o zaman neden yemiyorsun?

İste en can alıcı soru... "yoksa beğenmedin mi?" yiyeceksin başka çare yok.

Zaten bunu söylerken söyle bir dudağını da büzer... Yani doymak ve doydum demek ev sahibi için kabul edilebilecek mazeretler değildir.

Yiyeceksin kardeşim misafirsin sen... ayıp olmasın diye hadi koy bakalım dersin. tam dördüncü tabağı bitirmene yakın evin sahibi bombayı patlatır.. valla çok az kaldı artık bu dolaba girmez...

bu sefer sana sormadan tencerenin dibini senin tabağına boca ediverir.

Çatlamazsan ne ala...(bu arada daha tatlı faslı falan başlamadı haaa. Yemek biter sofradan kalkarsın. Çaktırmadan pantolonun üst düğmesi açılır, kemer gevşetilir.

Sonra misafire gösterilen bas köseye oturulur. artık cay, kahve ne varsa birde içecek ikramı faslı baslar... Bu sırada ev sahibi sohbeti su cümle ile acar... eh artık kusura bakmayın pek bir şey hazırlayamadık. iste ev hali.... Sen hemen cevap verirsin... yaaa olur mu öyle şey? 20 çeşit yemek vardı.

Hepsi çok güzeldi. İçinden gelerek söylersin bunları. Ayrıca içinde ev sahibini zahmete sokmuş olmanın verdiği bir burukluk veya nasıl desem mutlu bir eziklik vardır, sonra devam edersin;

ne gerek vardı bu kadar zahmete.

Bir cay içseydik yeterdi... (yalan! Yemişsin güzel yemeği... Doyurmuşsun karnini, aslında ev sahibi en az bir gününü bu yemekleri hazırlamak için harca mistir.

Ortada bir kural veya zorunluluk yok ama herkes yapması gerekeni çok iyi biliyor.

Ayrıca her şey içten ve son derece yalın bir şekilde yapılıyor, siz mutlu, ev sahibi mutlu ayrılırsınız.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum