Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

TOPLUMUN GERÇEĞİ

TOPLUMUN GERÇEĞİ

Kadın olmak şüphesiz çok meşakkat ister, çok sabır ister, çok fedakârlık ister,

(İster yalnız yaşasın, ister kocaman bir aile olsun) evin düzenini sağlayan, evdeki bireylerin ihtiyaçlarını fark eden ve bunu bir şekilde çözen, çocuğu yetiştiren, dünyaya getiren, öz bakımını yapan, işinde değişik bakış açısıyla fark yaratan, zarifliğiyle ‘’dünyayı‘’ yumuşatan, bir şekilde bir şeyleri ‘’olduran’’ kadın olmak. İnsanlık tarihine bakınca ilk çağlarda kadının çok önemli olduğunu görüyoruz.

Peki kadının düşüşü nasıl başladı? Bu, başka bir yazının konusuJ Ama şu anda yine Anadolu topraklarında yaşadığına inandığımız Amazonlar’a da çok uzağız. Tabiî ki istediğimiz tek bir cinsiyetin hâkimiyeti değil.

Dileğimiz kadınların da erkeklerin de birbirlerini ve çocuklarını ezmeden, eşit koşullarda yaşaması. Bunun için şüphesiz kadının güçlü olması gerekiyor.

Mümkün olabildiğince iyi bir eğitim, komşulara, akrabalara takılmadan gerekirse kendi ayakları üzerinde durabilmek, akıllı bir para idaresinden dünyayı anlamaya çalışma ve daha aktif bir zihin gerekiyor güçlü olabilmek için. Tüm bunları ancak ve ancak sağlıklı ve ekonomik durumunuz iyi olursa gerçekleştirebilirsiniz.

Mutsuz, sorunlu, yürütülemeyen evliliklerin vardığı nokta: Boşanma. Ancak Türkiye toplumunda boşanmaya, özellikle de boşanan kadına pek sıcak bakılmadığı da aşikâr. “Babalık” kurumunun ve “erkeklik” hallerinin adeta soluk aldırmayan bunaltıcılığı, toplumsal baskılar ve çevrenin boşanan kadını daima şüpheyle, yaftalayarak ya da kendi ayakları üzerinde duramayacağı düşüncesiyle acıyarak değerlendirmesi bunun nedenlerinden.

Bu yazıdan etkilenerek sizlerle paylaşmak adına M. Esra Yıldırım’dan alıntı yaparak köşeme taşıyorum.

Türkiye’nin çeşitli illerinden kadınlarla yaptığı bire bir görüşmelerle boşanma deneyiminin kadınlar üzerindeki etkilerini teorik ve pratik olarak sergilemeye girişiyor:

Kadınların babalarıyla ve “babalık”la ilişkilerinin evlilik yaşantılarına etkilerini; evdeki kadınlık ve erkeklik deneyimlerini; aile içi şiddeti, tacizi; kadınların kendi hayatlarını kurma çabalarını; boşanma kararını nasıl aldıklarını, kararlarının nasıl karşılandığını ve boşanma deneyimini nasıl yorumladıklarını… Yeni Bir Hayat Kurmak ’ta “Bu toplumda kadın olarak yaşamak o kadar zor ki. Ama size rağmen ben yaşayacağım bu toplumda,” diyen kadınların sesi duyuluyor…

“Ben kesinlikle şu anda kendimi çok güçlü hissediyorum. Beni şu anda diyorum, kimse yıkamaz. Bir kere özgüvenim geldi, her şeyden önce tek başına mücadele ediyorsun.”

“Kendim paramı kazanıyorum, kendim yiyorum, kendim içiyorum, kimseye verilecek hesabım yok. Ben bu topluma saygı duydum, bu toplum da bana saygı duymak zorunda...”

“‘Evlenip boşandım’ demek benim için bir gurur kaynağıydı. (...) Bundan daha önemli bir şey mi olur ki? Hani CV’de yazılacak referans yani, ‘Ben evlendim, evlilik dönemi geçirdim ve boşandım.’ (...) Bir hikâye ördüm... Hani tam Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi, yani bir sürü meşakkatli bir şeylerden geçilmiş...

Kendi kendimin kahramanı ilan ettim kendimi.”

Yaşaması. İşte biz anneler, teyzeler, halalar, anneanneler, babaanneler, ablalar, bakıcılar ve öğretmenler olarak bu gencecik beyinlerin sağlıklı şekillenmesinde çok ama çok önemli rollerdeyiz. Bunun farkında olmamız da kadınlığımızın gücü aslında.

Yeni bir hayat istiyorum Sıfır, hiç kullanılmamış Çileden çıkarılmamış Ümitleri elinden alınıp Gençliği çalınmamış Yeni bir kalp istiyorum Yerden yere vurulmamış Dağılmamış, kırılmamış Yeni bir göz istiyorum Gecelerce ağlayıp Kan çanağı olmamış Işıltısı kaybolmamış, Yeni bir hayat istiyorum Biliyorum imkânsız FAKAT... Ben kendimi, Yeniden yaşamak istiyorum.

Diye haykıranların çoğunlukta oldu günümüzde Toplumun gerçeği olarak görmek zorundayız. Mutlu yarınlar dileklerimle Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın

Bunu paylaşmak istersen

PAYLAŞ

Yorumlarınızı Bekliyorum