Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

TELEVİZYON VE KÜLTÜR DEĞERLERİMİZ

TELEVİZYON VE KÜLTÜR DEĞERLERİMİZ

Dizilerin topluma etkisi davranış ve kültür bağlamında ele alındığında

Belli inançlara olan bağlılığın zayıflaması, bireylerin standartlaşması, dinsel ve siyasal kurumların güçlerini yitirmeleri, ekonomik sıkıntıların artması ve ahlaki paniğin tetiklenmesi gibi gerekçelerle, bireyler kamusal alandan uzaklaşarak televizyona yönelmektedir.

Dolayısıyla televizyon giderek güçlenen bir araç halini almakta ve bu sebepten ötürü televizyon hakimiyeti konusunda iktidar savaşları yaşanmaktadır.

Televizyon hâkimiyeti, gündemi belirlemeye, kitleleri belirli düşünce kalıplarına inandırmaya ve onları bu düşüncelere göre seferber etmeye, belirli toplulukların oluşturulup varlıklarının devam ettirilmesine ve meşruiyet kazanmaya imkân sağlamaktadır. Televizyon tüm bu gücünün yanı sıra, bireylerin sorgulama, düşünme,

Anlama ve analiz etme yeteneklerini de köreltmekte ve onların egemen ideolojiye uygun bir biçimde düşünmesini sağlamaktadır. Başka bir deyişle, başta televizyon yayınları olmak üzere kitle medyası, toplum için ürettiği mesajların nasıl algılanması gerektiğine

Dair çerçeveleri çizerek toplumsal yapı mühendisliği görevi yapmaktadır.

İletişimin doruk noktasında olduğu bir zaman diliminde yaşamaktayız.

Böyle bir zamanda toplumun büyük çoğunluğu tarafından kullanılan televizyonlarda yayınlanmakta olan dizi film programlarının toplum üzerinde meydana getirdiği etkiler dikkatlerden kaçmamaktadır.

Teknolojik gelişmelerin çok hızlı meydana gelmesi nedeni

ile bu etkinin hızı ve kapsam alanı da artmaktadır.

Bu değişim ve gelişmeler ile kitleye daha kolay ulaşabilen, kitle iletişim araçlarının önde geleni televizyonun ve dizi film programlarının toplum üzerinde ki etkileri çok aşırıdır.

Türkiye’nin büyük bir bölümü her akşam 20.00’de televizyonun karşısına oturuyor ve 23.30’a kadar aynı hikâyenin içinde vakit geçiriyor.

Aşk, ihtiras, iktidar, çatışma, ihanet derken gece bitiyor. Bu döngü neredeyse her akşam böyle devam ediyor.

Dizi prodüksiyonlarının maliyetleri ise dudak uçuklatıyor, oyuncusundan çaycısına binlerce kişi bu piyasadan para kazanıyor.

Tabii ki ekonomik boyutunu da es geçmeyelim, bu sektörde rızkını kazananlarda az değil hani

Televizyon; modern Dünyanın en önemli aracı. Evlerden başköşede! Peki, hiç kapatmaya kıyamadığımız bu aracın bizleri birbirimizden kopardığının farkında mıyız?

Batılı hayat tarzının esas alındığı diziler, Müslüman Anadolu insanının ne kültürüne ne örfüne ne âdetine ne de dini inanışlarına hiçbir uygunluk taşımıyor.

Evlere ayakkabılarla girilen, hemen hepsi sırça köşklerde geçen, zenginlik ve para kazanma hırsı ekseninde devam eden.

İbadet sahnelerinin olmadığı, müstehcen kıyafetlerin giyim tarzı olarak öne çıktığı diziler ile toplum adeta kültürel olarak Anadolu insanımıza hiç yakışmayan sahneler sergilenmektedir.

Yeni yetişen gençlerimiz bu çarpık oluşumlardan etkilenerek büluğ çağına geldiğinde bu ahlaksız oluşumları yaşamaktan kaçınmayacaktır.

Aynı zamanda hayatı boyunca bu oluşumu ne yazık ki normalmiş gibi ömrünü tüketecektir.

Evlerinde televizyon gün boyu açık, Gündüzleri küçükler çizgi filmleri izliyor.

Arada annesi kadın programlarına, kız kardeşleri müzik kanallarındaki kliplere bakıyor.

Akşam babası mutlaka haberleri açtırıyor, bu arada küçük büyük bütün çocuklar haberlerdeki şiddet ve felaket unsurlarına tanık oluyor.

Haberlerden sonra yayınlanan dizileri ailece izlemekte zorlanıyorlar.

O yüzden o vakitte kumandanın kimin elinde olduğu önemli. Dizi ve reklamlardaki müstehcen sahnelerde dikkatli ablalardan biri hemen kanalı değiştiriyor.

Çocuklar ve anne-baba uyuduktan sonra televizyon çoğunlukla korku, şiddet ve müstehcenlik içeren filmleri, dizileri izlemek isteyen meraklı gözlere kalıyor.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum