Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

TECRÜBE

TECRÜBE

Tecrübe deyip de geçmeyin biz insanlar her zaman tecrübeleri ile hayatına yön verir.

Siz fark etmeseniz de tecrübenin gölgesi hep üzerinizde, bu gölge sizi bazen aşırı güneşten koruyor, bazen de güneş ışığından yoksun bırakıyor...

Yani her zaman sizi daha ileriye götüremeyebiliyor, o yüzden tecrübelere doğrudan güvenmek değil, onları devamlı sorgulamak gereği vardır…

Kendi yaşamımdan edindiğim tecrübeler Annem, babam, ağabeylerim, kendi ailem, patronum öğretmenlerimdir.

İş hayatında karşıma çıkan olaylar okuduğum kitaplar, bana bilgi veren, öğreten her kaynağa şükranlarımı sunarım.

Saydıklarımın tümü gelip geçici öğretmenlerim olmuşlardır, Yalnızca TECRÜBELERİM yaşam boyu beni eğitti. Daha doğrusu yaptığım hatalardan aldığım dersler tecrübelerim oldu.

İdarecilikte çok tecrübeli olmak için, insanın zorluklar içerisinde yaşaması ve olayların içinde yoğrulması gerekiyor, insanların önceden kestirilemeyen tutum ve davranışları, bize acı veren olaylar, yaşadığımız hayal kırıklıkları, ümitle korku arasında gidip gelmeler, mutluluk ve kahroluşun yan yana yaşanması, insanoğlunu törpüler törpüler, sonunda olgun hâle getirir.

Sonuçta her insan kendi anlayış ve kabiliyeti nispetinde tecrübe sahibi olur; ve nihayet durum Mevlâna’nın dediğine gelir,.

İlim öğrenmenin yolu sözdür; meslek öğrenmenin yolu iştir.

Bazı yaşanmışlıklara baktığımızda, Tecrübe, yenilen kazıkların bileşkesidir, denir.

Oysa hoş bir ifade değildir, (Tecrübe, yapılan hatalardan çıkarılan ders, kulağa küpe edilen öğüttür) gibi bir şey demek daha uygundur. Tecrübe önce zarara sokar, sonra dersini verir,tecrübe faydalıdır, ama masrafı çoktur, Tecrübeyle bir zarara uğranır, ama tecrübesi yanına kâr kalır.

Akıllı, kendi sıkıntıya girmeden, zarara uğramadan başkalarının ve yaşlıların tecrübelerinden faydalanır.

Kendi başına da gelmesini beklemeden onların tecrübelerini uygular, zira hem zaman kaybından kazanır hem de zarar görmekten kurtulur. Bu konuda ibretli bir masal şöyledir:

Tilki, kurt ve aslan, birlikte ava çıkarlar. Bir tavuk, bir kuzu, bir de dana yakalayıp getirirler. Ormanların kralı aslan, kurda emreder:

Haydi, avları adilane taksim et! Kurt peki der: Dana kralımızın, kuzu kurdun, tavuk da tilki kardeşin…

Aslan, kurda bir pençe vurur, kurt, ağzı kanlar içinde yere yatar. Sonra tilkiye döner: Haydi, sen adilane bölüştür!

Tilki baş üstüne kralım der: Tavuk, kralımızın sabah kahvaltısıdır, kuzu öğle, dana da akşam yemeğidir.

Aslan memnuniyetle gülümser, tilkiye sorar:

Bu kadar adilane taksimi kimden öğrendin?

Kurnaz tilki, yerde al kanlar içinde yatan kurdu gösterip der ki: Efendim, işte şu yerde yatan kırmızı kurdeleli kurt kardeşten öğrendim.

Demek ki başkalarının başına gelen acı olaylardan gerekli dersleri alıp, biz de aynı hataya düşmemeliyiz.

Yaşadıklarıma, öğrendiklerime ve çevremden edindiklerime baktıkça diyorum ki, anılarımızı, deneyimlerimizi, ülkemizin ve gençlerin geleceği için yapılabilecekleri, çevre ve ekonomi üzerine düşüncelerimizi gerek basılan kitaplardan gerekse köşe yazılarımızla Tecrübelerimizin bilgi tohumlarının atılmasını sağlayacaktır, diye düşünüyorum,

Bu düşüncelerle Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum