Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ

SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ

2009 yılında Bronnie Ware adlı Avustralyalı bir hemşire “Son Pişmanlıklar” adında bir blog yayımladı. Bronnie Ware, hastalara palyatif sağlık hizmetleri konusunda destek olan bir hemşireydi. Görevi, artık hastanede herhangi bir tedavi uygulanmasına gerek olmadığı için evlerine gönderilen ve üç haftayla on iki hafta içerisinde ölmesi beklenen bu hastaların, son günlerini evlerinde daha rahat bir şekilde geçirmelerine yardımcı olmaktı.

Bronnie Ware, karşılaştığı sayısız hasta ile sohbet etmiş ve ölüme yaklaşan kişilerin bazı ortak noktaları olduğunu belirlemişti. Son Pişmanlıklar* adlı bloğunda, öleceğini anlayan kişilerin kendi yaşamlarına dönük pişmanlıklarını derleyen Ware, bunları beş ana maddede toplamıştı:

1)Keşke başkalarının bana biçtiğini değil, kendi seçtiğim hayatı yaşama cesaretine sahip olsaydım.

2)Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.

3)Keşke duygularımı açıkça ifade edebilecek kadar yürekli olsaydım.

4)Keşke dostlarımla daha çok birlikte olsaydım.

5)Keşke daha çok mutlu olmaya baksaydım.

Bronnie Ware, hızla ünlendikten sonra bu bloğundan çok satan bir kitap çıkarttı ve seminerler düzenleyerek insanlara deneyimlerini aktardı. Genel olarak, pişman olmadan ölmek ve daha mutlu bir yaşam sürmek için çeşitli önerilerin yer aldığı bu çalışmalar, büyük bir ilgi gördü ve kitabı çok sayıda dile çevrildi.

Pişmanlık; düşmüşlerin ve kaybetmişlerin masumiyeti ve kahroluşudur.

Bir iki kıssalardan örnekler vermek istiyorum: Vaktiyle önemli bir kumandan (Hz. Zekeriya AS’a atfedilir) karanlık bir gecede bir vadiden geçerken ordusunu durdurur.

Gür sesiyle “bu vadiyi geçinceye kadar, herkes ayağına takılanları, üşenmeden heybesine alsın” diyerek yola devam ederler. Bu emri alanların bir kısmı; “Bunca yorgunluk üzerine, yükümüzü arttırmanın ne alemi var. Bu karanlıkta benim emre itaatsizliğimi nereden anlayacak?” diye düşünerek, hiçbir ağırlık almaz.

İkinci kısmı: “Her ayağıma takılanı alırsam, bu yorgunlukta vay benim halime! Göstermelik olarak küçüklerinden birkaç tane alayım yeter…” diye düşünür.

Üçüncü kısım ise “Allahın Peygamberi boş laf konuşmaz. Bu emrinde de mutlaka bir hikmet vardır” diye düşünerek, kan-ter içinde kalsa da heybelerini doldururlar. Sabaha karşı hava aydınlandığında

vadi geçilip epey uzaklaşıldıktan sonra, bir yerde mola verilir. O kumandan şöyle bir açıklama yapar:

Bu geçtiğimiz vadi altın vadisiydi. Topladıklarınızın hepsi işlenmemiş külçe altındır ve sizindir” deyince, birinci ve ikinci guruptakilerin pişmanlıkları had safhadadır ve saçlarını başlarını yolarlar.

Üçüncü kısım ise hem kumandanlarına itaatin mutluluğu içinde, hem de müthiş zenginliklerinin sevinci içindedirler. Onların zenginliklerinin, Allah’ın diğer kullarına yardımcı olmak için yol, köprü, cami, medrese, çeşme yaptırarak vs. çeşitli hayırlar işleyerek, mutluklarını kat kat arttıracak olması da apayrı bir avantajdır.

Bu kıssalar Üç ayları yaşadığımız bu günlere uygun olduğunu düşünerek her birimizin mutlaka yaşayacağımız ve bizlere sözlerin en doğrusu ile bildirilen, çok büyük pişmanlıkları bana hatırlattı.

Şöyle ki: Şu Dünya hayatı hepimiz için bir imtihan yeri olduğu gibi, ebedi olan Ahiret hayatımızda Cennetler kazanmak için altın değerinde SEVAP toplama vadisidir, düşüncesiyle Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum