Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

SİYASİ OLMADIĞIMDAN! YAZMAK İÇİN KONU BULMAK ZOR

SİYASİ OLMADIĞIMDAN!

YAZMAK İÇİN KONU BULMAK ZOR

Saygı değer okurlarım siyasi olmadığımdan pek çoğunuz bilir siyasi bir yazı yazmıyorum.

Daha çok aile içi gelişmeler doğayla ilgili canlılarla ilgili hayatın akışı içinde gelişen olayları, eğitim verircesine öğütler zinciri, haklı haksız “kendimce” doğruları yazmaya çalışıyorum.

Bu tür yazılarım beni mutlu etmeye yetiyor sizleri de mutlu ettiğimi aldığım olumlu yorumlarla ve telefonlarla söylenen iltifatlardan öğreniyorum demek ki doğru yoldayım çok şükür.

Yapılan iltifatlara beğenilen yazılarıma beni yazmaya teşvik eden düşüncelerinize Yeri gelmişken herkese yürekten teşekkürler, sağ olun var olun.

“Yazarken dünyayı bir anlığına değiştirebilirken, geçmişinizi bir santim yerinden oynatamıyorsunuz” diyor Tomris Uyar. İlhan Berk; “yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz” diyor. İkisi de çok doğru tespitler.

Yazmak yaraya pansuman yapmak gibi bir şey. Gökyüzünde bir dem kanat çırpmak.

Düşeceğini bile bile, yaranın kanamaya devam edeceğini bile bile. Tomris’in dediği gibi bir anlık işte.

Yazmak gülen palyaçodur aslında, Kaleminiz yazar, yüreğiniz sicim gibi yaş döker.

Yazarken güneşi batıdan doğdurup doğudan batırırsınız; Leyla Mecnun’un aslı Kerem’in oluverir. Çöle kar yağdırır kutupları küle çevirirsiniz.

O yüzden yazmak bir anlık masaldır; maziyi değiştiremediği için mutsuzluk, lokal anestezidir.

Yazmak uykusuz gecelerin çocuğu, yerinden oynamayan geçmişin sancısıdır.

Yani kısacası değerini bilmek lazım hayatın… Hayat gerçekten çok kısa…

Yaşamanın, aldığımız nefesin ve hala bedenimizde olan ruhun değerini bilmeli…

Unutmamak gerek; bir tekrarı daha yok bu hayatın, erteleme hayatı ve küçücük bir yaşanma ihtimali olan isteklerini…

Geçen geçmiş ve olan olmuşsa eğer geriye pişmanlıktan başka yapılacak bir şey kalmamıştır.

Geçti mi bir daha geri gelmeyecek sıcak anı, ne geçmişe takılarak, ne de gelecek hayâli kurarak heba etmek yerine ânımızın verimliliğine yoğunlaşmalıyız.

Geçmişimizi çürüten ve geleceğimizi körelten anlarımızın ihmâlidir.

Bizler dünde kalarak ve düne hayıflanarak değil, bugüne ve yarına bakarak hesabımızı yapmalıyız. Gerçek muhasebe; geçmişe takılarak değil geleceğe bakılarak yapılan muhasebedir.

Düne yaslanarak, bugüne basarak ve yarına bakarak yürümeliyiz.

O HALDE YARINA NASIL HAZIRLANMAMIZ GEREKİYOR?

Hayat kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve yarın için önceden ne gönderdiğinize bakın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” buyruluyor.

Bu ayet bizleri yarına nasıl hazırlanmamız gerektiğini hatırlatıyor.

Ahiret günü için “yarın” denmesinin; yarının dünden daha kıymetli olduğunu anlatmak, kıyameti yarın kopacakmış gibi yakın bilerek ona hazırlanmaya teşvik etmek, ölümün ve ahiretin yanı başımızda olduğunu unutmamak içindir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum