Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

SEVGİ İLE HER İNSANA İHTİYAÇ VARDIR

SEVGİ İLE HER İNSANA İHTİYAÇ VARDIR

Etrafımda mutsuz, geleceğe ümitsiz gözlerle bakan bir yığın insanı gördükçe, bir şeyler yapmam gerekir diye düşündüm.

İnsan sosyal bir varlıktır hem sevmeye hem de sevilmeye ihtiyacı vardır.

İnsan sevince güzelleşir, sevilince mutlu olur, hiç şu soruyu kendimize sorduk mu? İnsan en çok neye ihtiyaç duyar? Vaktiniz varsa saymaya kalkın, bir deneyin yazmakla bitiremezsiniz.

İnsanın çok şeye, her şeye ihtiyacı var, Ama insanın en çok sevgiye ihtiyacı var. Sevgi deyince toprak dile gelir, konuşur. Hava konuşur, su konuşur, rüzgâr konuşur.

Yeryüzündeki her insanın en büyük arzularından biri “sevmek ve sevilmek” tir.

Bu dünyaya yalnız geldik yalnız da gideceğiz bu demek değildir ki insan tek başına yaşamalı, kimseyle arkadaşlık, dostluk kurmamalı, sevgiye ihtiyaç duymamalı.

Hz. Mevlana’nın söylediği gibi; “Yalnızlık Allah’a mahsus her canlı bir eş arar, taşın kalbi yok ama onu bile yosun sarar... ! “

İnsanların çoğu depresyonda ve herkesin bir yığın derdi var.

Bir yandan da dünyada zulümler ve haksızlıklar gitgide artıyor.

İnsanlar bütün acımasızlığıyla birbirine zulmediyor.

Birileri buna "Dur!" demeli.

Yardım etmek, deyince hemen aklımıza para ya da maddi değeri olan bir şey geliyor.

Halbuki yardım manevi olarak da olur. Fakat bunu pek önemsemeyiz. Yani komşunun parası yoksa yardımcı oluruz ama derdi varsa dinlemeyi pek istemeyiz. Çünkü gerekli görmeyiz, bunun önemli bir yardım olduğunu anlayamayız.

Bence manevi yardım da maddi yardım kadar önemli. Bunu bu şekilde düşündüğümüzde insanlarla ilişkilerimiz de değişecektir.

Peygamberimizin hayatını düşündüğümüzde yardımlaşmanın çok geniş olduğunu görürüz. Hazreti Peygamber insanların neye ihtiyacı varsa o konuda yardımcı olmuş ve onları İslam’a çağırarak en büyük yardımı yapmıştır.

Ama ne yazık ki günümüzde insanlara yardımcı olmayı bırakın kendi aile yakınlarımıza bile destek vermiyoruz. Belki özel günlerde birkaç kuruş yardım yapabiliyoruz ama manevi olarak kimse kimseye bir şey yapmıyor.

Efendimiz bir tebessümün bile sadaka olduğunu söylemiş ama biz derdi olan insandan kaçıyoruz.

İslâmiyet bir yardımlaşma dinidir. İslâmiyet'ten önce de sonra da hiç bir din ve fikir sistemi onun kadar bu konuya eğilmemiş, yardım anlayışı ve bu anlayışın uygulanışını bu kadar geniş boyutlara ulaştıramamıştır.

İnsanlık tarihi boyunca olduğu gibi bugün de hiçbir toplumda, ortak bir hayat ve geleceği paylaşan insanlar aynı düzeyde değildir.

Zayıfı, güçlüsü, fakiri, zengini, erkeği kadını... ile insan toplulukları hem bir tezat, hem bir âhenk meydana getirmektedirler.

Tabiattaki bu başkalık, bu tezat bir hareketin kaynağını oluşturuyor ki, buna, "hayat" diyoruz.

Yaratılıştan gelen bu farklılıkla hayatın içinde yoğrulan insanlar muhakkak birbirlerine ihtiyaç duymaktadırlar.

Pek çok ve değişik konuda zengin fakire, güçlü zayıfa başvurmak zorunda kalmaktadır.

Hiçbir zengin, "Benim kimseye ihtiyacım yoktur." diyemez. Çünkü servetini çalıştırdığı insanların gücü ile kazanır; "Benim param var, kimi istersem çalıştırırım." demesi bu gerçeği değiştirmez.

Zira kimi çalıştırıyorsa ona muhtaç oluyor demektir. Ne tarafa bakarsak bakalım bütün sosyal ilişkilerde böyle durumlarda karşılaşırız.

İnsanların böyle birbirine muhtaç olmaları, karşılıklı olarak yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır.

Yardımlaşma, toplum hâlinde yaşamanın doğal bir sonucudur. Hem başkaları ile yaşamak, hem yardıma ihtiyaç duymamak imkânsızdır.

Bunun için İslâmiyet yardımlaşmayı, bütün maddî ve manevi hayatımızı kapsayacak şekilde en geniş sınırları ile ele almış ve dinî-ahlâkî bir görev olarak ortaya koymuştur.

Kur'an-ı Kerîm'in pek çok âyetin de bu konuya temas edilerek, Müslümanlar yardımlaşmaya teşvik edilmiştir.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum