Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ŞEHİRLERİMİZDE BETONLAŞMAYA DEVAM

ŞEHİRLERİMİZDE BETONLAŞMAYA DEVAM

Dokusu değişen şehirlerimiz ne yazık ki sosyal dokuyu da değiştiriyor.

Apartman yaşantısına geçildiğinden beri, “şehir insanları” doğal hayattan koparak, toprak ile aralarına mesafe koymaya başladı.

Aynı apartmandaki insanlar birbirlerine selam vermez hale geldiler, Toprak kokusunu duymadan yaşayan, o yemyeşil ağaçların görüntüsünü ve çimenlerin kokusunu almayan insanlar, doğal hayatın içinde yaşayanlara göre daha da yalnızlaşarak mutsuzluk hissine sürükleniyorlar.

Haliyle böyle bir gidişat, şehirlerin dokusunu değiştirdiği gibi dokusu değişen şehirler de sosyal dokuyu değiştiriyor.

Anlayacağınız sorun, sadece şehrin değişmesiyle sınırlı kalmıyor, bu karşılıklı etkileşim süreci toplumsal yapıyı da değiştiriyor.

Öyle değil midir yaşamımızda her geçen gün yeşil gibi iç açıcı renklerin yerini gri renkte beton duvarlar kaplıyor. Gri rengi sevmediğimden değil rengini gri renkten alan beton yapılara sitemimdir bu, İnsan eliyle yapılıp insanlığın nefesini kesen yapıları kast ediyorum.

Uzmanların görüşlerine göre; "Şehirlerdeki betonlar, asfaltlar gün boyunca güneş ışınlarını yutuyor ve güneş battıktan sonra bu ışınları geri salmaya başlıyor.

Böylece geceleri de hava sıcaklığı artmış oluyor Gün boyunca hava sıcaklıklarıyla mücadele eden vücudumuzda bitkinlik ve yorgunluğa neden oluyor.

Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalarda büyük sağlık problemleri ortaya çıkıyor, ölümle sonuçlanabiliyor.

Pek çok şehirde mahalle kültürü de kayboldu Geri kazanma ihtimalimiz var mı, yoksa sadece hatıralarda mı yaşanacak artık?

Mahalle kültürünün oluşması için o tür bir mimarinin olması lazım. Küçük ve yakın evler, sokaklar yoksa mahalle kültürünün oluşması mümkün değil. 5-6 katlı binada bile insanların çoğu birbirini tanımıyor.

Eskisi gibi görüşmeler yok artık, çünkü sağlanan refah ve teknoloji insanı tek başına yaşar hale getirdi.

Halbuki eskiden bir yetersizlikler vardı Çocukları komşuya çay, kahve istemeye gönderirdik. Şimdi 2-3 ay sokağa çıkmadan, evinizde her şeyi depolamış olarak yaşamanız mümkün, Bilgisayar ve televizyon sayesinde de sıkılmazsınız Aşırı bireyciliğe doğru gidiyor, bu gidişle önüne geçmekte imkânsız.

Gerçekten de şehirlerimiz betonlaşıyor, sağlıksızla sıyor, yaşam alanlarımız olan peyzaj alanlarımız imar planlarında gün geçtikçe azaltılıp yok ediliyorken, iklimler yanlış uygulamalar yüzünden değişiyorken, tüm bu nedenlerle susuzluk kapıda iken, her yağmurda kentlerimizde sel ve su baskınları yaşanıyorken tedbir alınması hepimizin görevi olmalıdır.

Kentlerimizi yaşanılabilir, sağlıklı mekânlar haline getirmek, bir kuşun konduğu dala sahip çıkmak asli görevlerimizdendir.

Bir çiçeğin daha köklerini toprağa salıvermesini sağlamak, bir ağacın daha ülkemiz topraklarında dallarını göğe uzatacağı bir ömre vesile olmak da öyle.

Ülkemizin geleceği çocuklarımızın parkların içinden yürüyerek okullarına gitmesine, oyunlar oynamasına, toprağa dokunmasına, yeşile doymasına, sağlıklı gelişmelerin olmasına engel olunuyor.

Bizden sonraki gelecek çocuklarımıza güzel bir ülke bırakılması düşüncesiyle Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum