Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

SANATÇI EL ÖPMEZ. ELİ ÖPÜLÜR!

SANATÇI EL ÖPMEZ. ELİ ÖPÜLÜR!

Sanat bir toplumun ortak değerler yaratmasında en etkili yoldur. Büyük liderler bu alanda özel çalışmalar yaparak sanatçıları destekler.

Sanatçıyı desteklemek toplumun geleceğine yatırım yapmaktır. Atatürk’ü dinleyelim:

“Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak ve alil (sakat) bir kimse gibidir.

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Bilinen bir hadisedir.

Ama tekrarında fayda var. Bir gösteriden sonra ara verilir. Atatürk dinlenme salonundadır. Yaveri salona girer: “Paşam, sanatçı arkadaşlarımız elinizi öpüp, ayrılacaklar...

” Cevap çok çarpıcıdır: “Ne münasebet! Sanatçı el öpmez. Sanatçının eli öpülür!”

Saygı değer okurlarım o kadar çok sanatçı var ki hepsini yazmak anlatmak oldukça zor.

Örneğin; Türküleriyle Kırşehir'den Türkiye'nin her köşesinde yüreklere dokunan Neşet Ertaş, Abdal müziğinin son temsilcisi olarak anılan Neşet Ertaş, yaşamı boyunca çıkardığı 400 plak, kaset ve kayıtlarla bozlak türkülerini koruma altına almıştır. Müzisyen bir babanın oğlu olan Neşet Ertaş, UNESCO tarafından yaşayan insan hazinesi olarak kabul edilmiştir.

Sadece sanatı değil alçak gönüllülüğüyle de tanınan Neşet Ertaş, kendisine takdim edilen

'Devlet Sanatçılığı’ unvanını "Hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık gibi geliyor" diyerek teklifi kabul etmez ve halkın sanatçısı olarak kalmasının kendisi için en büyük mutluluk olacağını ifade eder.

Neşet Ertaş Türkülerinden eksik etmeği “ GARİP “ mahlasını şöyle açıklar;

"Soyadı yokken bize Garipler derlermiş. Gerçekten de biz garip, yani ezilmiş, hor görülmüş, Abdal diye nitelendirilmiş, aşağılanmışızdır. O gariplik bende kaldığı için garibim diyorum" der.

Türkülerinin ana konusu Allah aşkı, insan hakkı ve sevgisi, ana ve babaya duyulan özlem, ilim ve cehalet, memleket hasreti olan Neşet Ertaş, bu durumu şöyle tanımlar;

"Âşık Veysel’in de dediği gibi benim sadık yârim gara topraktır. Gözünen görülen, elinen tutulan, yediğimiz içtiğimiz, canımız topraktır.

Bu toprağın en güzeli insandır, insanların en güzeli de anamız ve yârimizdir. İnsanı seven insan;

Hakkı sever, bizde o Hakkın aşığıyız. Şüphesiz ki ölmez, yitmez, yemez, içmez, solmaz bir tek Allah'tır.

Allah hepimizi eşit yaratmış. Haksızlık, cana gıyma, düşük görme olmasın.

Allah’tan geldik Allah’a gideceğiz. Cehalete hatırlatabildimse mutluyum"

Sanatçı ve sanatçıya sahip çıkan bakış açısı her daim var olmalı ve yaşamalıdır.

Ahrete göçen gerçek sanatçıları, Rahmetle anarken halen yaşayanlara da sağlıklı ömürler dilerim,

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum