Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ÖRF ADETLERİMİZİ UNUTUR OLDUK

ÖRF ADETLERİMİZİ UNUTUR OLDUK

Sevgili okurlarım, bu gün ki köşe yazımda Örf adetlerimizi unutur olduk şöyle bir hatırlayalım istedim

Bizlerin Türk olarak örf ve adetlerimiz şunlardır:

Düğünlerimiz, Türkülerimiz, Yemeklerimiz, Gelenek ve göreneklerimiz, Sünnet düğünleri, Kına geceleri, Oyunlarımız, Halk oyunları, vs.

Örf ve adetler çok eski zamanlardan beri toplum içinde kabul görmüş yazısız kurallardır.

Halk dilinde gelenek ve görenek olarak da bilinen bu kavramlar, yaşadığı toplumun özelliklerini yansıtır.

Nesilden nesle aktarılan adetlerimiz dahilinde büyüklere saygı küçüklere sevgi duyarak hoşgörü, anlayış, ahlak, yaşam tarzı gibi manevi duygular yer alır.

Örf ve adetlerimizi birbirinden ayıran nokta;

örf, toplumun genelini oluşturan bireylerin beraberce uydukları kurallar ve alışkanlıklar iken adet, toplumu oluşturan bireylerin yaşam tarzlarının çevre faktörleri ile oluşmasıdır.

Günümüze gelen en bilindik adet kahvedir. Eskiden kahvenin yanında su getirilir, misafir, toksa önce kahveyi alır; aç ise suyu alırdı. Ev sahibi de ona göre ikramda bulunurdu.

Yaş sorulması; 63 yaşından büyükler, yaşını açıklarken “Haddi aştık” cevabını verirlerdi. Nedeni ise Peygamber Efendimiz’in 63 yaşında vefatıdır.

Kız isteme;Kız isteme töreninde damadın namaz kılıp kılmadığı pantolonundaki diz izinden anlaşılırdı.

İlimiz Çankırı’da kız istemeye gidildiğinde oğlunuz Yâran meclisinde bulundu mu? Ocak yaktı mı sorulur cevap evetse kız tarafı kızını koşulsuz verirdi.

Sokağa bakan pencerede, sarıçiçek görürseniz bunun anlamı “Bu evde hasta var, kapının önünde ya da sokakta gürültü yapma” demekti. Kırmızı çiçek ise “Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var. Evin önünden geçerken küfür etme ve konuşmalarına dikkat et” demekti.

Bayramlar; Osmanlı bayramları sultanın bayram namazı için camiye gelişi ile başlardı. Namazdan sonra sultan, önce annesinin elini öper, sonra diğer aile üyeleriyle bayramlaşırdı. Sonrasında güzel işlemeli keselerle çocuklara para dağıtılırdı.

Eskiden cami ve türbelerin önünde sadaka taşları bulunurdu. Gösterişi sevmeyen zenginler, sadakalarını taşlara bırakır, ihtiyacı

olan da gece gelip alırdı. Böylelikle geçim sıkıntısı çeken ve çalışma gücünde olmayan insanlar, dilenmekten kurtulmuş olurdu.

Toplum içerisinde yer alan her ailenin, her memleketin kendine özgü örf ve adetleri olabilir. Burada önemli olan toplumun tamamının çağa uygun gelenek ve göreneklere uymasıdır. Toplumun gelişimi, özgünlüğü ve zaman içinde yitip gitmemesi için örf ve adetlerimizi unutmamalıyız.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum