Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

ÖMÜR DEDİĞİN

ÖMÜR DEDİĞİN

Gençlere sevdiği işi yapmalarını arzu ederim Çünkü Türkiye'de insan ömrü 70, resmi emeklilik yaşı ise 65 yıl. Ömür dediğin şey çalışmakla geçiyor.

Eğer sevdiğin bir işi yaparsan sevdiğin bir ömür sürüyorsun sevmediğin bir işi yaparsan kötü bir hayat sürüyorsun. O nedenle insanlara sevdikleri işi yapmalarını tavsiye ediyorum.

İnsan zaten sevdiği işi yaparsa başarılı oluyor. O başarının da sonuçlarından faydalanıyor.

O nedenle; ömür dediğin bugün olduğunu unutmadan yaşamak, yapacaklarımızı, umutlarımızı ertelememek lazım yarına.

Hiç düşündük mü acaba ömür dediğimiz nedir? En anlamlı tanımı “Ömür; kundakla kefen arasına sıkışmış zamandır.

Sanırım hepimiz yaşlanmaktan korkuyoruz, benim de hayatımda bazı talihsizlikler yaşandı ama pes etmedim. Onlarla mücadele ettim, yeri geldi ailemle paylaştım. Her şey ailede bitiyor bence? Onlarla sorunlarınızı paylaşabiliyorsanız ne mutlu...

Ölümü düşünmek bence zayıflıktır; yaşamaksa cesarettir. Yaşanan her şeyden kendimize ders çıkartmamız gerekiyor.

Yaşlanmak, yaş almak, bitip yok olmak değildir. Yaş almak tecrübelerin, süreçlerin, yaşanan mevsimlerin ve kişisel deneyimlerin renkliliğini temsil etmektedir.

Küçüklüğümde de yaşlıları çok severdim. Özellikle anlattıkları hikâyeler beni derinden etkilerdi. Belki de bu yüzden hayatım boyunca her daim yaşlılığın insanın en güzel ve en anlamlı çağı olduğuna inandım.

İnsanlar yaşlandıkça üstlendikleri roller ve ilişkileri değişmektedir. Yaşlı ana babaların yeni rollerine uyum

sağlayabilmeleri çocukların yaşlılık dönemini anlayabilmeleri ailelerin bu konuda bilgilendirilmeleriyle mümkündür.

Yaşlılık biyolojik bir olguymuş meğer. Bunun en güzel örneklerini

Yaş 70 olup bedenimizden değişik hastalıklar çıktıkça ağır aksak yürümelerimiz ömür dediğimiz sözlerin daha bir manalı oluşunu yaşamaktayız.

Yaşlılıkta insan iş yapabilme gü­cünü kaybediyor, fiziksel olarak ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geliyor. Tabi bu durumda ruhsal yönden de kendisine yakınlık gösterecek insanları çevresinde istiyor. Hepimiz bir gün yaşlanacağız ve sevgiye belki de her zamankinden

daha çok ihtiyaç duyacağız, Ve ben duyuyorum zaman zaman yaşıyorum.

Yaşlılarımızın daha nazik bir yapıya sahip oldukları bu dönemde duygularını rencide etmemeli, onlara gülen gözlerle bakmalı, yanlarında sesimizi yükseltmemeli, hizmet edip gönüllerini almalıyız. Kendilerini istenmeyen kişiler olarak görmelerine yol açan her türlü davranış, onların güven duygularını zedeleyecektir.

Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresinde “Eğer anneniz veya babanız veyahut her ikisi sizin yanınızda ihtiyarlığa erişecek olurlarsa, sakın onlara (bir incitici söz olarak dahi) ‘of’ demeyin” diye buyurmaktadır.

Bu ayetler hayatımızda yol gösterici olmalı. Anne ve babasına hürmetkâr, yaşlılara saygıda kusur etmeyen bir nesil, geleceğin de güvencesidir…

Ya da çocukluğunun en güzel yıllarını sınav bilmeceleriyle harcanmasına kim karar veriyor? Ömürlerinin en güzel yıllarını girecekleri LGS, sınavı için koşturarak geçiren öğrencilere baktıkça soruyorum. Sistem o kadar kararlı ki.

Benim gibi ne kadar yazarsanız, itiraz ederseniz edin, size seçim yapma fırsatı bile tanımıyor. Daha fazla soru, daha çok ödev yapmaları yükleniyor minik omuzlarına.

İnsan ve dünya üzerindeki her şey böyledir, Dünyaya geliş, hayat safhaları bebeklik, çocukluk, yiğitlik, yaşlılık, birbirini izler.

Vakti gelen misafirhaneyi terk eder gider. Dünyada yaptıklarının karşılığını orada görür.

Dünya ahiretin tarlası olduğunu burada anlamamışsa orada anlar. Ektiyse onu toplar hayırsa mükâfat, şerse ceza görür.

Dünya kimseye kalmaz. Her şey fani. Yalnız Allah (cc) bakidir.

İnsanı ayakta tutan hayaller ve umutlardır, Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum