Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

O İŞLER ÖYLE OLMUYOR

O İŞLER ÖYLE OLMUYOR

Aslında nefsimize avukat değil lütfen hâkim olalım Konu ne olursa olsun;

Verdiğin üzüntü ve aldığın “ah” Bir cam parçasından daha keskindir…

Dönüp dolaşıp üzerine basarsın…

Unutma ki kime ne yaparsan. Bir gün aynısını yaşarsın…

İyi de o işler öyle olmuyor işte...! Ahı var, vahı var, hesabı var, keseri var, döneri var, sapı var.. Derviş hikâyesini bilmeyenler için…

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”

“Bakın göstereyim” demiş ermiş.

Önce sevgiyi dilden Gönül’e indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.

Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş; “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. “Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.

En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç

Kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine, “Şimdi…” demiş ermiş, “Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım

Yemeğe.” Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.

“Buyurun” deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

“İşte” demiş ermiş, “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır.

Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır.

Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır

Karnı aç bir yoksulu yedirdiniz… Beraber fotoğraf çekip paylaşır mısınız? Ya da iki tane market poşetini doldurup yoksul bir ailenin

kapısına vardınız… Dört bir yandan fotoğraflayıp sosyal medyanın salih adamı pozları verir misiniz?

Bir ailenin elektrik faturasını ödediniz… Faturayı taratıp âleme ilan eder misiniz? …

O işler Böyle olmuyor işte Lütfen böyle yapmayın… Hiç yakışmıyor.

Açıktan vermeyi zaten tercih etmemelisiniz. Ama hadi verdiniz, açıktan vermek bu değil.

Nasıl ki el çırpıp alkış tutmak ve ıslık çalmaktan ibaret bir salat olmuyorsa, düdük çalıp bakın ben böyle bir iyilik yaptım diye alkışlanmakla oluşan infak pek de uygun olmasa gerek.

Eğer yaptığınızdan dolayı Allah’tan bir ödül alacaksanız neden burada hemen alasınız? Neden kıymetli ve güzel bir işinizi boşa çıkarasınız?

Şu ya da bu sebeple çalışamayana, yaşlıya, kimsesiz yoksula, yetime, mazlum ve mağdura, hısım ve akrabaya, konu komşuya sende olandan, Allah’ın (cc) sana verdiğinden vermek, gerçekte Allah’ın vermesidir.

Allah (cc), seni bu güzel işe memur etmiş, acı doyurup yoksulu giydirme işine, yetimin başını okşayıp yüzünü gülücüklere boğma mutluluğuna seni vesile etmekle sana iltifat edip yüceltmiştir.

“Veren el” gerçekte “Verdiren elin” bir uzantısına dönüşmüştür adeta.

İşte “veren el” bu sebeple alan elden üstündür.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum