Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

NETİCEYE BAKACAĞIZ

NETİCEYE BAKACAĞIZ

Kişilerin ve ülkelerin derdinin olması işin tabiatı gereğidir. Yanlış olan dertleri görmemek ya da gördüğü halde inkâr etmektir. Herkes bilir ve kabul eder ki, dert bilinirse çare ve çözüm bulmak da kolaylaşır.

Dert bilinmezse çözüm aranmaz ve dolayısıyla bulunmaz. Neticede dertler derinleşir ve kangren olur değil mi?

Bu gelişmelerle ilgili insan vücudundaki hassas ölçüleri ve konuyla ilgilileri alıntılar yaparak aşağıda paylaşıyorum.

Hafızam beni yanılmıyorsa bir kitapta okumuştum Zeki isminde biri varmış bir zamanlar; Zeki, hareketli, neşeli, Cesur, dürüst, yardımsever biridir. Akıllarına geleni yapmak gibi alışkanlıkları vardır. Kendini beğenir çoklarından üstün görür. İnanç yönü gelişkindir. Sevdim mi tam severim formatında inandıysa sağlam inanır.

İnsandan korkmaz. Her an kimsenin aklından, hayalinden geçmeyen işlere kalkışabilir.

Zekâ ve diğer yetenekleriyle olumsuz sonuçlardan korunursa da zaman zaman zarara uğrar. Kendisine güvensizlik duyulduğunu anlarsa fazlasıyla kırılır. Geniş bir hayal gücü olabilir.

Aşka dair hayalleri nedeniyle aşkta zaman zaman hayal kırıklığına uğrayabilir. Kendine güvenen, Hayal gücü fazlasıyla olan, hareketli, ne istediğini bilen, gerektiği zaman çıkışlar yapabilecek, hoş ve cana yakın olması da muhtemeldir.

Kendisinden çılgınlıklarda beklenir, Yolculukları, bir yerde fazla kalmamayı, değişiklikleri, neşeyi, uysallığı, iyiliği özelliklerinde barındırır.

Ömrü boyunca pek çok yer görecektir, Hatta uzun süre yabancı çevrelerde veya Yabancı ülkelerde de kalabilir.

Dostluklara ve sevgiye fazla önem verir, Bir arkadaş veya sevgilisinin hatası onu çok sarsabilir.

Ama Aslında zeki olan bu tip sevdiği için bu hatayı görmemezlikten gelir ve kendisini kandırır, İyi niyetlidirler, Hayatları boyunca pek çok seferler zarar görür ve üzülürler.

Fakat bu olaylardan da ders almazlar. Dostluk ve sevgi yüzünden çok acı çekebilir, Herkesin sevdiği, şirin, cana yakın, iyi biri olabilir.

Yeryüzünde canlı mahlûkata dikkat ettiğimiz zaman, hepsinin belli bir ölçü dâhilin de, münasip şekillerde yaratıldıkları dikkatimizi çeker.

Misal Olarak bir insana bakalım. Bu çeşit çeşit antika cihazlarla donatılmış olan insanoğlu, hiçbir ressam tam taklidini yapamayacak derecede, dışı ve iç organları bir ölçü ile hudutları çizilmiş, her bir azasına münasip bir şekil verilmiştir.

Meselâ, kollarımıza, ellerimize dikkat edelim. Simetrik olarak yaratılmışlardır. Parmaklarımız da öyle. Aynı şekilde kulaklarımız, gözlerimiz, bacaklarımız ve ayaklarımız da simetrik yani muvazeneli olarak yaratılmışlardır.

Dişlerimizin dizilişinde bir simetri olduğu zaten malûmdur. Ya iç organlarımız nasıl? Meselâ, beyin yarım kürelerimiz simetriktir. Böbrekler, akciğerler simetrik yaratılmışlardır. Bu örnekler daha da artırılabilir. Bütün bu verdiğimiz örnekler, vücudumuz yaratılırken bir hesaplama ile yaratıldığını

açıkça gösterir. Adeta bir kalıptan çıkmışçasına ince, hassas ölçüler söz konusudur.

Bilhassa yüzümüzde yer alan, göz, kulak, ağız, burun gibi organlar arasında birçok ince hesaplar, mizanlar vardır. Bütün bu neticeler, her bir insanı yaratan büyük ve merhametli tasvircinin,

Yani Allah’ın mevcudiyetine ve hadsiz olan ilmine, insanlar adedince, hatta insanların bütün organları adedince deliller teşkil eder.

İnsan böyle de, diğer canlılar farklı mıdırlar? Her bir hayvanda, meselâ, sinekler ve kuşlar gibi uçabilen hayvanlarda, gözler, kanatlar, ayaklar arasında çok ince hesaplar, ölçüler, dengeler vardır.

Hatta bitkilerdeki yapraklara, çiçeklere bakalım. Basit gibi gördüğümüz yapraklarda, her bir yaprakta, her bir çiçekte, bir kalıptan çıkmış gibi ayrı, ayrı şekil ve ölçülerde yaratılmış olduğunu görürüz.

Bütün bunlar, insan, hayvan ve bitkilerin faaliyetlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için bir kolaylık sağlamaktadır.

Meselâ, ayaklarımızın biri diğerinden kısa veya uzun olsa, yürümemizdeki aksaklık hemen kendisini açıkça belli etmektedir. Bunu bütün organlarımız, hatta bütün hayvanların ve bitkilerin farklı elemanları için de düşünebiliriz.

Bütün bu hesaplan, önceden kim yapmıştır? Kim planlamıştır? Arzu edilen neticeye göre kim halk etmiştir? İlmi ve kudreti sonsuz olan bir Allah’tan başkası olabilir mi?

Bir terzi, bir gömlek veya pantolonun kollarını, ölçülü, hesaplı, simetrik olarak dikmek için, hesapla, ölçü ile iş görmektedir. Bütün canlılardaki, düşünülerek yapıldığı açıkça belli olan, ince hesapları nasıl akılsız ve şuursuz olan tabiata havale edebiliriz?

Nihayetsiz bir ilmi ve kudreti olmayanın, bu intizamlı vaziyeti canlılara verebilmesi hiç mümkün olur mu?

Yeryüzüne bir göz gezdirelim. Bütün lezzetle, severek yediğimiz meyveler, tohumlar, hep ince ölçülerin, hesapların neticesi değil midir? Bir elmada, armutta, kavunda, karpuzda hep ölçü, hesap yok mudur?

Yani bütün meyvelerde şe ker, su, vitamin vs. hep belli mik tarlarda değil midir?

Şüphesiz bütün bu hesapları ağaçların önceden düşünüp, en en ideal olan ve en fa ideli olan karışımı bilmesi mümkün değildir. Demek ki bütün bunlar, hep bir ilmin, şuurun, hesaplamanın, kudretin yani bir olan Allah’ın eserleridir.

Şu ifadeler ile insan kâinatta kusur aramak için ne kadar çabalasa, hiçbir yerde kusuru bulamayacak, gözleri yorgun olarak geri gelip adeta “beyhude yoruldum, kusur yok” diyecektir.

Bütün bunlar göstermektedir ki, kâinattaki nizam ve intizam gayet mükemmeldir.

Demek kâinattaki intizam, Vahdaniyetin yani Allah’ın birliğinin kesin delilidir.

Prof. Dr. Alparslan ÖZYAZICI “İNSAN VÜCUDUNDAKİ HASSAS ÖLÇÜLER”. İsimli Makalesinin bir bölümünü sizlerle paylaştım umarım beğenilmiştir.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum