Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

NE OLACAK BİZİM HALİMİZ

NE OLACAK BİZİM HALİMİZ

Yazıma başlarken hele şu sahtekârlıklara ve sahteciliğin çeşitlerine bir bakalım.

Senet sahte, adres sahte, yeşil kart sahte isim sahte!

Hâsılı; para, çek, evrak, diploma, nüfus cüzdanı, pasaport, ehliyet, sağlık karnesi, imza, fatura, fiş, sigorta poliçesi, kredi kartı, oy pusulası, seçmen, otobüs bileti, piyango bileti, plaka, reçete, rapor, tablo ve daha birçok şey sahte.

Peki ne olacak bizim halimiz? ne vakit şükredeceğiz, ne vakit kanat edeceğiz, ne vakit sabırlı olacağız, ne vakit hoşgörülü olacağız, ne vakit büyüklere saygı küçüklere sevgi göstereceğiz, ne vakit adam gibi adam olacağız

Oysa ölüde bizim, diride bizim, yazda bizim kışta bizim, sünnüsü de bizim, alevisi de kürdü de bizim, lazı da çergesi de bizim.

ne olacak dostlar bizim bu halımız...

Kendinden şüphesi olmayan, helal kazanç ile geçimini sağlayan vatandaş başını ellerinin arasına almak suretiyle şu soruyu sormaktadır: Ne olacak bizim halimiz?

Bu soruyu sormasının nedeni ise, yaşanan ekonomik kriz sonucu her şeyin el yakacak bir duruma gelmesi, Pazar çantalarının doldurulması yerine, asgari bir miktarın içine konulmasının bile imkânsız hale geldiği bir ortamın yaratılmış olmasıdır.

Kadına şiddete son yürüyüşleri tam gaz devam ediyor. Dayak yiyen kadın sayısı da tam gaz yükseliyor.

Toplumda kadın-erkek eşitliği ile ilgili tartışmalar sürüyor. Bilimsel çalışmalar yapılıyor.

Kişisel geliştirme eğitimleri verilmeye gayret ediliyor, Kadına şiddet tam gaz devam ediyor Ne olacak bizim halimiz?

Toplumsal gelişmeler karşısında herkes kendince bir şekil yaratma peşinde. bencillik ön planda.

İnsanların yardımlaşma yerine bir birlerini kıskanması ön planda, Sonrasında yapılan işler ve gelinen noktaya bakıldığında ne olacak bizim halimiz? Diye sorduğumuz sorulara cevap bulamıyoruz. Olsun.

Bu insanların bütün olumsuzluklara rağmen bir çıkış yolu bulması gerekiyor.

Bu yol, öylesine mutlu ve huzur dolu bir yol olmalı ki, insanların gözyaşları son bulmalı. Öyle bir sonuç alınmalı ki, toplumdaki huzur, ailedeki huzur, ülkemizdeki huzur bütün dünyaya örnek olmalı.

Bu iyi niyetli yaklaşım. Peki, gerçek yaşamda bu temennilerimizin yansıması nasıl? Bence berbat.

Aile içi şiddet, sadece eşler arasında değil, çocuklar arasında, hatta kardeşler arasında yaygınlaşıyor. Toplumdaki hoşgörü yok oluyor.

Türkiye’de yaşamak duygu karmaşası yaratıyor, Dört mevsim aynı anda yaşandığı için bu kadar övündüğümüz ülkemizin değişken hali gibi ruh halimiz de gün içinde çeşitlerden çeşit beğen bir öyle bir böyle. Kâh şeniz, kâh asabi. Canımız burnumuzda, etrafta azarlanacak birilerini bulsam da rahatlasam diye gözlerimiz radar, kulaklarımız en halisinden, en kalitelisinden alıcı kesilmiş.

Sonra bir bakıyorsunuz ipek olmuşuz. Sanırsın hoşgörü abidesiyiz.

Ama damarlarımız açıkta basılmayı bekliyor. Uzaklarda uygun birilerini seçiverdi mi gözlerimiz,

Hoşgörülü olsak güler yüzlü olsak her şeyi ve herkesi severek olduğu gibi kabul etsek, Bence bunu becerebilmek, insanları koşulsuz sevmeyi, menfaat gözetmemeyi, sabırlı olmayı öğretir.

Kişiye, kendisi gibi davranma hakkı olduğunu ve bunu sevgiyle karşıladığımızı söz ve davranışlarımızla gösterirken, başka insanlara, hayvanlara ve doğaya zarar vermesine hoşgörü göstermemeliyiz.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum