Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

MİSAFİRLİK

MİSAFİRLİK Herkesçe bilinir ki misafirliklerin farklı farklı boyutları mevcuttur bu gün köşe yazıma çok değişik olan misafirliklerden yola çıkarak devam etmek istiyorum. Misafir misafiri istemez, ev sahibi kimseyi istemez derler ama bu sözün Türk milleti için geçerli olduğunu sanmıyorum. Gelen kişi muhabbetini sevdiğimiz hoşsohbet biriyse değmeyin keyfimize! Misafirlik, devlet başkanlarının ağırlanmasından bile daha resmi geçen bir süreçtir misafirlik yabancı saha maçına benzer. Özellikle kız istemek için gidilen misafirlikler çok önemlidir. Misafirlikte; Misafir konumundakiler ve ev sahibi konumundakiler halinde iki takım bulunur. Misafir takımı ile ev sahibi takımı önce birbirlerini tartar, ilk atak ev sahibi takımından gelir ve "kahveniz nasıl olsun?" sorusunu yöneltir. Ev sahibi bu atağı "orta şekerli lütfen" cevabıyla savuşturur ve havadan sudan konuşarak muhabbete başlar. Ev sahibi takımı bu muhabbete cevap verir ve maç ortada seyreder. Kahvelerin gelmesiyle ilk yarı biter. Kahve içtikten sonra ikinci yarı başlar ve misafir takım

organize bir atak geliştirerek "kızımızın kahvesi de pek güzel olmuş.." der. Ev sahibi takım kaptanı olan aile kişisi "kızımızın elinden her iş gelir, çok güzel yemekler yapar" cümlesiyle atağı keser. Burada kontra atağa kalkan kaptan ve onun takımı "oğlumuz ne iş yapıyor?" sorusunu yöneltir. Bu şekilde maç bir süre geçtikten sonra misafir takım son kozunu oynar ve "... Öyleyse Allahlın emri ve peygamberin kavli ile..." diye başlayan cümleyi kullanır. Ev sahibi eğer "verdim gitti" derse misafir takım evine 3 puan ile döner, “hayırlısı" derse maç berabere biter ve "bu iş olmaz" derse ev sahibi takımı maçı kazanır. Bizim kültürümüzde Çay çok önemli biliyorsunuz, bir içecekten çok bir kültür meselesi. Misafir çay içmeyince, ev sahibi onun iyi vakit geçirmediğini düşünüyor Böyle olunca da ayıp olmasın diye demliklerce çay içiliyor. Misafirlik, misafirperverlik olgusuyla beraber düşünülmektedir. Misafirperverlik birçok kültürde önemli bir ahlaki tavır ve değerdir. Misafir ağırlama başı başına birçok davranışı içine alan geniş bir ritüeldir. Sosyal hayatın gereği fertler arasındaki bağ ve irtibatın psikolojik faydası asla inkâr edilemez. İnanç, kültür ve tarihimize geçen muhteşem medeniyetimizin; dostluk, misafirlik ve ziyaret kültürü hem önemli bir gelenek, hem de bir ibadettir. Sevinç, hüzün, evlilik, askerlik, cenaze, hastalık gibi çok çeşitli sebepleri olan ziyaretlerde; bazen sevinç, bazen hüzün paylaşılır, İkisinin sonucu da mutluluktur. Akraba, komşu ve can dostlara yapılan ziyaretlerde; sohbet, muhabbet, hatıra, tazelenen anılar, vefa, saygı, samimi bağlantılar vardır. Bu tür ortamlar; bereket, beraberlik, sevgi, hürmet, tebessüm ve muhabbettin coşku ve eşref saatleridir. Konuşma, dertleşme, halleşme, şakalaşma, takılma, çevreyle olan bir ‘hukuk’ bağının da temelidir. O hukuk, dünya ve ahiret kardeşliğinin tescili ve devamıdır. Dostlar arasında misafirlik ve ziyaretler, bazen sırları paylaşılmanın vesilesidir. Hane sahibinin nazik ve içten olan her türlü ikramı; tasa ve kederleri giderici bir manevi ilaçtır aynı zamanda. Misafir, her ne kadar hoş görülen bir tip olsa da bu onun sınırları olmadığı anlamına gelmez. Misafir, çoğu zaman davet edilendir, Davetsiz misafir, ev sahibini hazırlıksız yakaladığı için, -eğer aralarında sıkı bir bağ yoksa- ev sahibi tarafından çok hoş görülmez. Misafirin gittiği yere ilişkin temel bazı beklentileri olsa da bu beklentiler her zaman için karşılanmayabilir. Misafir, oluşan bu duruma rıza gösterir. “Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” atasözü bunu ifade eder. Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum