Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

MANTIK VE DUYGU

MANTIK VE DUYGU

Duygusallık insana her şeyi yaptırır insanın duygularına yenik düştüğü ve düştüğü boşluktan bir süre çıkmadığı bir çevre vardır.

Bazıları bu duygusallığa düşen kişileri kullanmaya çalışır duyguların en zayıf noktası olduğunu belli eden yani benim gibi insanlar büyük yaralar alırlar.

Kendimden biliyorum kime duygularımla gitsem sonuç değişmedi.

Şu da bir gerçektir; duygu yenerse insan mutlu olduğunu düşünür, mantık yenerse kişi duygusal olarak kötü durumda olsa da geleceğe yönelik olarak doğru seçim yapmıştır.

Duygular her zaman hataya sürükler insanı sonunda kaybedersin mantık ne derse o. mantık kaybettirmez aksine her zaman kazanan olursun.

Mantık, doğru ile yanlışı ayırmak için insan aklının başvurduğu düşünme disiplinidir.

Mantıklı düşünme, ancak akıl yürütme ile mümkündür.

Çevredeki kişilere saygı göstermeyen hatta anne babasını bile saymayan genç bir nesil var.

Bu durum aslında insanların çıkar çatışmalarının bir eseri. Sevmek saygı duymak dururken, insanlarda kin ve nefret duygusu daha baskın bir halde gözler önüne seriliyor.

Birbirlerinden maddi veya manevi bir çıkar sağlayacaklarını düşünen insanlar birbirlerini seviyor ve saygı duyuyor gibi görünmesine rağmen bir süre sonra bu sevgi dolu ortamın yok olduğu görülüyor.

Çıkarsız sevginin olmadığı toplumlar kısa sürede yok olmaya mahkûmdurlar.

İnsanların birbirlerine çok nadir iyilik yaptığı görülüyor. Hastalık, kaza ve farklı durumlar yaşandığında bile kimse oralı olmuyor, geçmiş olsun demiyor.

İşini severek yapan insanların mutluluğu ve verimliliği artmaktadır. Bir kimse işine severek sahip çıkarsa hayatı bir anlam kazanmaktadır. Meslek bilinci ve meslek sevgisi insanların hayat standardını da yükseltmektedir.

Öte yandan yüreklerinde insan sevgisi ve topluma yararlı katkılarda bulunma duygusu bulunmayan kimselerin meslek sahibi olmalarının da bir amacı ve anlamı kalmamaktadır.

İş yerlerinde çalışan elemanlar arasında paylaşılan saygı ve sevgi ortamı kurumsal başarıya ulaşmada etkili bir rol oynamaktadır. Bir kimse yaptığı işi sevmiyorsa huzur içinde bir ömür sürmesi de hiç kolay olmamaktadır.

İşini sevmeyen bir kimsenin çalışmalarının verimli ve yararlı olması sınırlı ölçülerde kalmaktadır. İş yerlerinde karşılıklı güven ortamının sağlanması ve çalışanların motivasyonunun artırılması yöneticiler açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Saygısız bir toplum, mutsuz ve huzursuz olur, İlgisiz bir toplum geleceğe karamsar bir gözle bakar.

Sevgisiz bir toplum ise sadece kendine değil, tüm çevresine karamsar bulutların verdiği olumsuzluk havası içerisinde mutsuzluk, huzursuzluk ve sevgisizlik yayar.

 

Bu nedenle “saygı, sevgi ve ilgi” kuralını göz ardı etmeden yaşamımızı sürdürmeli ve çevremize de bu kuralları uygulatmak suretiyle mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir toplum yaratma yoluna gitmeliyiz.

Böyle yaptığımız takdirde etrafımızdan hem saygı görürüz, hem de çevremize saygı ve sevgi dağıtırız.

Bir kez daha hatırlatıyoruz “saygı verilmez, kazanılır…..”

Eğer bir durumda “başkalarının hayatında rahatsızlık yarattım, bu bana yakışan bir şey değil” düşüncesi oluyorsa bu sağlıklı bir duygudur.

Yani utanma duygusu. Utanma edepten kaynaklıdır.

Hemen söyleyelim: Saygı, sevgiden önce gelir. Sevgide kusur olur, saygıda olmaz.

Sevgi gönül işidir. Bazı kimseleri gönlümüz almaz. Kaderimizde, ömür serüvenimizde yoktur.

o Yazılmamıştır, Bazılarını da sevmekten vazgeçmeyiz. Hatalarını, yanlışlarını gözümüz görmez.

Her daim 'hürmet' diyoruz. Bu kelimeyi çok sık kullanıyoruz. Saygı ve sevginin bir araya gelmesi, beraber olması, hürmetin kapısını açar.

Ve tamda burada Duygusallıktan çıkıp Mantık devreye girer

Bence en güzeli de budur.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum