Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

KİMSEYİ MEMNUN EDEMEZSİN

KİMSEYİ MEMNUN EDEMEZSİN

Kimseye yaranamazsın ne yaparsan yap hep bir memnuniyetsizlik hep bir şikâyetle gelecekler kapına.

Kendini başkalarını memnun etmek için yorma, bırak seni hak etmeyen insanları, kendin için yaşa, uğraşma boşuna yaptığın şeylere karşılık vermeyi bırak, teşekkür dahi etmeyecekler.

Değer zaten bilmezler senden hep daha fazlasını isteyecekler.

Çünkü nankörler yani diyeceğim o ki seni kaybetmekten korkmayan senin için oturduğu yerden konuşmak dışında hiçbir şey yapmayan sana değer vermeyen ve anlam taşımayan hiç kimse için çabalama memnun etmeye çalışma.

Kendine bu haksızlığı yapma kim sana ne veriyorsa sende onu ver fazlası yok bak ne güzel söylemiş William Shhakespeare; “İnsanoğlu işte; Yağmuru seviyorum der, şemsiye açar güneşi seviyorum der gölgeye kaçar, rüzgârı seviyorum der penceresini kapar”. Soruyorum sana hayatın için vefasız insanlara fedakârlık yapsan neye yarar.

Sen kendini yorma bırak seni sen olduğun için seven insanlar olsun yeter, şunu bil ki iyiler kaybetmez kaybedilir.

Nasreddin Hoca fıkrasından da anlaşılacağı gibi kimseyi memnun edemezsin.

Hoca merhum, oğlu ile bir köye gidiyormuş. Oğlunu eşeğe bindirmiş. Bazı kimseler görüp:

Hey gidi zamane gençleri, ağzının ilmiyle şu ihtiyar babasını yayan yürütüyor da kendisi rahat rahat eşeğe binip gidiyor, demişler.

Çocuk: Bak baba! Sana ısrar etmedim mi? Haydi artık daha ziyade inat etme, şu eşeğe bin, demiş.

Hoca eşeğe binmiş, Biraz gitmişler Bir kaç kişi tesadüf edip:

Ayol senin kemiğin kartlaşmış, hem işte geldin işte gidiyorsun. Bu taze fidanı bu kadar zahmete koşup da kavurmak layık mı? Derler.

Hoca tutar, çocuğu da arkasına bindirir. Birkaç adım gider gitmez, bir bölük herze-vekile daha tesadüf ederler.

Bunlar da bakıp: Amma insafsızlık ha! Bir eşekçiğe iki kişi birden biner de uzun yola gider mi? Bakın şu herife, hoca da olacak! Derler.

Hoca artık kızıp eşekten kendi de oğlu da inerler Önlerine katarlar Çok geçmez bi tesadüf birkaç adama rast gelirler.

Allah Allah! Bu ne budalalık. Eşek önlerinde bomboş hoplaya sıçraya koşsun da kendileri bu sıcakta toza toprağa bulanarak kan ter içinde yayan yürüsünler Dünyada ne şaşkın adamlar var!

Dediklerini işitince Hoca oğluna dönerek demiş ki:

Lakin yahu! Bu halkın dilinden kurtulabilen varsa ona aşkolsun. Ne yaparsan yap, herkesi memnun edemezsin. Sen yalnızca Allah'ı memnun etmeye bak.

Şimdiye kadar hangimiz; herkesi memnun edebildik ki ya da herkes tarafından memnun edilebildik?

Hiçbirimiz… Bu mümkün değil… Hayatı başkalarına odaklı yaşayarak; en başta kendimiz olmaktan çıkmış oluruz.

Kişi öncelikle kendisini mutlu etmek için yaşamalıdır. Başkalarını mutlu etmenin yolu, önce kendinizi mutlu etmenin yolunu sağlamak olmalıdır.

Uçaklarda, kalkıştan hemen önce yapılan oksijen maskesi anonsu, bu durumu çok net izah etmektedir.

“Çocuğunuza yardım etmeden önce kendi oksijen maskenizi takınız.” Anonsunu, uçağa binmiş olanlar hatırlayacaklardır.

Bu açıdan bakıldığında, başkalarının zararına olmayacak şekilde, kişi önce kendisini gözetmelidir. Bu bencillik değildir.

Aslında başkalarını memnun etmek ve onları gözetmek insanın doğal davranışıdır.

Sürekli çevresindeki insanları memnun etmeye çalışmak, başlangıçta iyi niyetle başlar sonra alışkanlık haline gelir ve sağlıklı olmayan bir hale dönüşür.

Gerektiğinde “hayır” diyebilmek önemlidir Unutmayın ki; hayatınızı ve mutluluğunuzu başkalarının mutluluğu üzerine kurmadan da sürdürebilirsiniz.

Hayatın akışı bize her konuda dengede olmamızı ister.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum