Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

KAYBOLAN YILLARIMIZ

KAYBOLAN YILLARIMIZ

Mantıklı düşündüğümüz de yıllar kaybolmuyor ki yaşanıyor da farkına varılmıyor.

Her fırsatımda anlattığım gibi ben yüksek tahsil yapmadım, ancak dünya ile bir başıma savaştım savaşarak gerçekleri öğrendim.

Bir insan kendi kendini ne kadar eğitebilirse kendimi dürüstçe ve hiç kimseyi kopya etmeden öyle eğittim.

Gururla haykırarak söylerim ki aile birikimimi, sosyal yapımı, yıllarca ailenin içinde bulunarak muhteşem aile olan CAN Babam Eczacı Sevinç Gültekin ALPKAYA Ailesinden edindim.

Bu ailede saygıyı, sevgiyi, hoş görüleri dürüstlüğü benimsedim ve uyguladım.

ALLAH onlardan Razı olsun Ahrete göçenlere Rahmetlerle dualar yolluyorum, halen hayatta olanlara da sağlıklı ömürler diliyorum.

Çok kitap okuyarak ufkum açıldı, ufkum açıldıkça okudum, okudum ve bu birikimlerimi hem kendi ailemde hem de yazarak uyguladım.

Yüce rabbime şükürler olsun ki bu yeteneği bana vermiş

Belki hatalar yaparak doğruyu yanlışı öğrendim.

Kaybolan yıllarım içinde körelen umutlarım oldu, arzu edipte yapamadıklarım oldu, onlarca keşkeklerim oldu, ama bunlara rağmen kimseyi kırmadan kırılmadan hak hukuk çerçevesinde aileme ve çevreme bir zarar vermeden mutluluğumu muhafaza ettim.

İnsan farkına varmadan geçiyor günler, yıllar bizde buna kaybolan yıllar diyoruz

Mantıklı düşündüğümüz de yıllar kaybolmuyor ki yaşanıyor da farkına varılmıyor. Gecelerden daha hızlı geçiyor.

Gece daha bir kendiyle kalıyor insan. Hep yarını düşünerek geçirdiğimiz günlerimiz kayboluyor.

Yarını düşünmekten bugünü yaşayamıyoruz. Hep yarının rüyası ile bugünün gerçeğini kaçırıyoruz.

Bu da anı yaşama güzelliğini alıp götürüyor.

Bizi biz yapan duyguların hapsolması demek oluyor yarını düşünmek.

Bu günler birike birike yıllar oluyor. Bir bakmışsınız ömür bitmiş. Biz naptık diyorsunuz o zaman? Biliyorum bu yaşam kavgasında, koşuşturmacada, sistemin herkesi boğmaya, kendine köle etmeye çalıştığı bu devirde, anı yaşamak hiç de kolay değil. Durup da bir konu üzerine derin derine konuşmak dahi mümkün değil.

İnsanoğlu artık hep bir şeyleri kaçırıyormuşçasına sabırsız ve doyumsuz.

Yarını bekliyoruz, akşamı bekliyoruz, hep bizi esir alan saatlerin geçmesini istiyoruz.

Hâlbuki anı fark ettiren bir unsur olarak bakmıyoruz saate, takvime, Hayata bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor, şöyle bir geriye dönüp baktığımızda ortalama yaş sınırı 60-70 yıl. İyi düşünmemiz gerekiyor.

Bu dünyadan çekip gideceğiz kısa bir süre sonra,

Bu hayatı daha da güzelleştirebilme imkânımız varken kendimizi neden hep daha kötüye, daha çetrefilli işlere sarıyoruz? Neden farkına varmıyoruz yaşamın güzelliğinin? Hayatın yaşanılabilir olduğunun farkındayız da hiç üstümüze kondurmuyoruz, hiç unutulmasın ki Zaman öyle bir şey aktığı zaman geri gelmiyor.

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

PAYLAŞ

Yorumlarınızı Bekliyorum