Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

KADIN

KADIN

Soyadını değiştirir, evini değiştirir, ailesini değiştirir, seninle bir eve taşınır, seninle bir yuva kurar, senin için hamile olur.

Hamilelik vücudunu değiştirir, “şişmanlar” dayanılmaz doğum sancısı yüzünden neredeyse ağrı odasına terk edilir.

Doğurduğu çocuk bile senin soyadını alır, öleceği güne kadar... yaptığı her şey yemek pişirme, senin evini temizleme, Anne Babana bakma, çocuklarını büyütme, para kazanma, sana öğüt verme, senin rahatını sağlama, bütün aile ilişkilerini sürdürme, sana faydası olan her şeyi bazen de sağlığı hobileri ve güzelliği pahasına.

Gerçekte kim kime iyilik yapıyor?

Sevgili Erkekler, hayatınızda ki karınızın kıymetini bilin çünkü kadın olmak kolay değil.

“Kadın olmak paha biçilmeyen bir şeydir”.

(Kaynak; Vahit Sönmez.)

Kadın her yerde kadındır, erkek de her yerde erkektir bana göre. Bunu “Türk kadını” başlığı altında yazmak acizlikten başka bir şey değildir. Kaldı ki “Türk kadını” son derece vefakâr, cefakâr, duygusal, anaç, paylaşımcı, idare edici ve sevgi doludur.

Bizim ülkemizde konuşulması gereken asıl konu, erkeklerin

kadına bakış açısı olmalıdır. Siz bir kadına değer verirseniz, ona doğru bir bakış açısıyla yaklaşırsanız, sınıflandırmazsanız, Küçümsemezseniz, kıymet verirseniz emin olun Türk kadını sizi sever, sever, sever…

Eğer siz beyler bir kadına olması gereken değeri vermeyi bilirseniz, o kadında sizin dünyanızı güzelleştirir ve değiştirir eğer isterse..

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, kadına verdiği değeri tüm Avrupa ülkelerinden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını vererek göstermiştir zaten.

Prof. Dr. Celal Şengör (Akademisyen) Devletin en tepesi bile kadın erkek eşit değil diyor “Kadın maldır, erkeğin kölesidir, evde çalışmakla kalmaz, kocası kahvede tembellik ederken tarlada veya sürüsünün başında da çalışır, kadın evlenemez, evlendirilir, okula gönderilmez, gönderilirse toplumun kendisine biçtiği kılıfa girmesi zorlaşır!” Türkiye’de kadın işte böyle algılanıyor. Üstelik sadece düşük eğitimli kişiler değil böyle algılayan, “Kadın ve erkek eşit değildir” diye açıklama yapan devletin en tepesi de! Modern Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, kadınını da erkeği ile birlikte modern toplumun iki temel öğesinden biri olarak görmeyi amaçlamıştı.

Hele hele anne olarak, çocuk üzerindeki duygusal etkisi babanınkinden her zaman fazla olan annenin eğitimine özel bir ağırlık vermişti.

1950’lerden itibaren şahlanan yobazlık, Türk kadınını tekrar köleliğe ve zillete, dolayısıyla onun yavrusu olan Türk çocuğunu da duygusal bir hamlığa ve ilkelliğe mahkûm etti.

Bu kölelik ve zilletin ise bugün bir hürriyet olarak öne sürülmesi, Türk kadının ne korkunç bir aldatma ile karşı karşıya olduğunun en belirgin tezahürüdür.

Türkiye’deki kreş ve gündüz bakımevlerinin sayısı sadece bin 615. Çocuklarını emanet edecek kurum bulamayan kadınlar, ev kadınlığına mecbur kalıyor.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, kadına verdiği değeri tüm Avrupa ülkelerinden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını vererek göstermiştir zaten.

Tüm olumsuzluklara rağmen, kadın her zaman güçlü, fedakâr, üretken ve kimseye muhtaç olmayandır. Ve de düzeni sağlayandır...

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum