Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İYİLİK KENDİ BAŞINA BİR ÖDÜLDÜR

İYİLİK KENDİ BAŞINA BİR ÖDÜLDÜR

Karşıdakini kendi yerine koymadan düşünmek insanlık emarelerinin ilk adımını alıp götürüyor galiba.

Şöyle de söylenebilir; kendini karşıdakinin yerine koymadan düşünmek düşünülen ve yapılan işlerin insani tarafını ortadan kaldırıyor.

Herhangi bir karşılık beklemeden iyilik yapmak günümüzde sanki milattan önce yapılan işlermiş gibi algılanıyor.

Dahası karşılığı küçük de olsa reklâm olan iyilikler dile getirilirken dünyada böyle insanlar kalmış mı ya diyor insanımız.

Yani salt kalbî güzellikten neşet eden bir fiil günümüzde gerçekleşemezmiş gibi…

İyilik hiçbir maddi karşılık beklemeden yapılan yardım demektir. İyilik yapmak bizleri mutlu eder. Kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Bunun yanında iyilik yapılan kişi de sevinmiş olur.

O da başkasına iyilik yaparak mutlu olabileceğini anlar, Böylece iyilik, suya atılan taşın yaydığı dalga gibi halka halka genişler ve herkesi içine alır.

Yapılan ufak bir iyilik, diğer taraftan çok büyük bir iyiliğe dönüşebilir.

Mesela yaz sıcaklarında plastik bir kaba su doldurup sokakta bir kenara koymak çok küçük bir şeydir, Ancak susuzluktan ölmek üzere olan hayvanları düşündüğümüzde bu, çok büyük bir iyilik olabilir. Veya yolda bulunan bir taşı kenara atmak çok basit bir harekettir, Ancak o yoldan geçen bir arabanın tekerine o taşın zarar vererek kaza yapmasına engel olmak; çok büyük bir iyilik haline gelir.

İyilik yapmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlamak çok basit.

Gel bunu bir örnekle hayata geçirelim: Ortada hiçbir sebep yokken annenin yanına gidip, gözlerine bakarak içten bir teşekkür et. Bakalım ne olacak? Annen çok sevindi değil mi? Hatta belki sana sarıldı bile.

İşte onun bu mutluluğu sana da geçecektir, İşte iyilik bu kadar basit. Ve yapılan bir iyilik hiçbir zaman kaybolmaz. Mutlaka sana geri döner.

Yardımsever ve cömert insanlar hem daha mutlu hem daha sağlıklıdır, Fakat iyilik bazen de şüpheyle karşılanır. Psikologlar bunun nedenini araştırıyor.

 

Lancashire Üniversitesi’nden Psikolog Mann yabancı birine iyilik yapıp o kişinin de başkalarına iyilik yapmasını sağlama fikri üzerinde çalışıyordu. “Bir tür zincirleme etki, domino etkisi yaratma fikriydi bu” diye açıklıyor Mann.

ABD’nin kurucularından Benjamin Franklin de bu fikrin savunucularından biriymiş.

Bir arkadaşına borç para verdiğinde ona bir not yazarak parayı geri istemediğini, onun da bir gün zor durumda olan birine para vererek borcunu ödemiş sayacağını ifade etmiş.

Harvard İşletme Fakültesi’nden Michael Norton, gelirinin bir kısmını başkaları için harcayan kişilerin uzun vadede, tüm gelirini kendisi için harcayanlara kıyasla çok daha mutlu olduğunu gösteren çok sayıda veri olduğunu söylüyor.

 

130 ülkeden verileri inceleyen Norton, zengin ya da yoksul olsun, tüm ülkelerde kendisinden bir şeyler veren insanların çok daha mutlu olduğunu ve bunun, insanın doğasında olan, kültürden bağımsız, “evrensel bir psikoloji” olduğunu belirtiyor.

Mann buna inanıyor.

Psikolog olarak uyguladığı terapilerde, depresyon hastalarına, ufak iyilik ve cömertlik davranışlarında bulunmalarını tavsiye ediyor. “Depresyon hastaları, yaşamlarını anlamsız, kendilerini değersiz buluyor” diyor.

Ancak bunun tek başına bir tedavi olmadığını belirten Mann asıl amacın, onlarda yararlı bir iş yaptıkları duygusu uyandırmak olduğunu söylüyor.

Mann, iyilik yapmanın sadece büyük şeyler yapmak anlamına gelmediğini, bu durumda insanların daha fazla şüphe duyacağını, gülümsemek ve insanlarla güzel konuşmak gibi ufak eylemlerden işe başlanabileceğini, bunların bile karşıdaki insanları mutlu edeceğini, bu duygunun ise herkese yayıldığını vurguluyor.

“İlle de ulvi bir nedeni olması gerekmez. İyilik kendi başına bir ödüldür zaten.”

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapınızı asla kapatmayın

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum