Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İŞİ EHLİNE VERMEK

İŞİ EHLİNE VERMEK

 

“Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” atasözümüzde olduğu gibi, bir işi ehline yaptırmak kadar, o işte kararlı olmak da lazımdır. Karasızlık da başarısızlığı netice verir ki o zaman iş “”Eline yüzüne bulaşır” a dönüşür.

Neticede lüzumsuz meşguliyetler ve bu esnadaki zaman israfı ile birlikte ömrün boşa geçmesidir.

Zihinlerimiz "Sizin hayır gördüklerinizde şer, şer gördüklerinizde hayır vardır." (Bakara/216) ayetinin boyasıyla boyanmış.

Hemen hepimiz, vaki olanda hayır vardır anlayışıyla hareket ediyor, her musibette bir hayır olduğuna inanıyoruz.

Böyle bir anlayışın ve inancın, başa gelenler karşında sabrı ve suhuleti arttırmak, olayları çok boyutlu görmek, mücadele azmini elden bırakmamak gibi birçok müspet etkisi var.

Emanet, insanın güvenilir olması, kendisine herhangi bir şeyin korkusuzca teslim edilip, tekrar geri alınabilmesi demektir. Saklanmak üzere bir kimsenin yanına bırakılan şeye de emanet denir. Emanet çok çeşitlidir.

Genel olarak emanet, korunmak ve saklanmak üzere birinin yanına geçici olarak bırakılan eşyadır.

Allah’ın, insana verdiği beden, organ ve istidatlar da birer emanet sayılır.

Her işin başında bulunan kişiye, yaptığı veya yönettiği iş emanettir.

Anne ve babaya çocukları emanettir, yöneticilere yönettikleri insanlar, işgal ettikleri makam ve mevkiler emanettir. Bunların hepsi uhdelerinde bulundurdukları emaneti koruyup, kollamakla yükümlüdürler.

Rivayet odur ki; Sultan 1. Mahmûd döneminde Server Efendi isminde bir Defter Emini varmış.

Server Efendi, tapu kayıtlarının muhafazasına önem verir ve herhangi bir suiistimale meydan vermemek için, defterlerin dışarı çıkarılmasına izin vermezmiş. Meydana gelen bir ihtilâf üzerine Sultan 1. Mahmûd (1730-1754), arazilerle ilgili defterleri istemiş.

Ancak Server Efendi; “Fâtih Sultan Mehmed Hazretlerinin Kanunnamesine göre, Defterhaneden gece vakti defter çıkarılması, men’ edilmiştir.

Sultanımız af buyursunlar. Defterleri çıkartamam.” şeklinde bir cevapla Padişah’ın bu isteğini reddetmiş.

Server Efendi’nin cevabı kendisine ulaştığında, gazaba gelen Padişah, bu memurun idamını ferman buyurur.

Sabah olduğunda huzura kabul edilen Sadrazam’ın, Server Efendi’nin davranışında haklı olduğunu Padişah’a arz etmesi üzerine Padişah, yeni bir ferman çıkararak idam kararının uygulanmamasını emretmiş ancak iş işten geçmiş ve Server Efendi idam edilmiştir.

Yaptığından pişman olan Sultan 1. Mahmud, Defter Emini Server Efendi’nin na’şının Defterhane binasının bahçesine defnedilmesini emreder.

Daha sonraları Defterhane, önce Defter-i Hakânî Nezareti adını almış ve Cumhuriyet’ten sonra da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü olmuştur.

Server Efendi’nin kabrinin bulunduğu Sultanahmet’teki bina ise, Tapu ve Kadastro İstanbul Bölge Müdürlüğünün hizmet binası olarak kullanılmaktadır.

İslam dünyasının en büyük sıkıntılarından birisi de emaneti ehline vermemek, işi ehline yaptırmamaktır. Esasen işin ehlini de yetiştirmemektir. Netice koca bir hüsran.

. Bundan dolayı at binenin kılıç kuşananındır . Yani her iş onu en iyi yapabilenin hakkıdır .

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum