Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSANLIK

İNSANLIK

İnsanlar, insan olarak doğar. Ama düşünceli insan olmayı, saygılı insan olmayı aileden başlayarak öğrenir. Okullar, sadece bilimin, sanatın ve teknolojinin öğretildiği yerler değildir.

Eğitim, okullarda da devam eder. Ama ağaç, yaşken eğilir. Anaokulundan başlayarak çocuklarımıza düşünceli, çevresine saygılı insan olmayı, “insan” olmayı ve kitap okumayı öğretmeliyiz. Eğer eğitimde geç kalırsak, Çevremizde bir sürü yanlışlar yapan dengesiz kişilerle uğraşmak zorunda kalırız.

İnsan olmak, düşünceli bir insan olmak bu çağ için çok önemli bir gereksinimdir. Teknolojinin çok geliştiği, rekabetin şiddetinin her geçen gün arttığı zor bir çağda yaşıyoruz.

Bazı işleri becermek için üstün yeteneklere sahip olmak gerek. Bazı işler de sıradan.

Ama, bütün bu geniş yelpaze içinde bir boyut ortak. Hep çevremizde başka insanlar ve onlarla olan ilişkilerimiz var. İşlerin bu kadar zor olduğu bir dünyada çevremizdeki insanların bizim yaşamımızı kolaylaştırmasını, en azından bize ek bir yük getirmemelerini bekliyoruz. Bu da kişilerin düşünceli olmasına, saygılı olmasına ve insan olmasına bağlıdır.

Saygı değer okurlar; iyiyi ve kötüyü, huzuru ve nefreti, doğruyu ve yanlışı, aşkı ve öfkeyi, okuduğum kitaplardan edindiklerimi okuyup güzeli iyiyi sizlerle yazılarımda paylaşıyorum bu yolculuğumda gençlere siz okurlara yararlı olabiliyorsam kendimi mutlu sayarım.

Mevlana, günümüzde insanların muhtaç olduğu sevgi, birlik ve barışı eserlerinde en güzel şekilde dile getirmiştir. Yaratandan ötürü yaratılmışı seven ve hoş gören bu yüce kişiliğin fikirlerinin sevgi, barış ve kardeşliğe hasret olan dünyamızda yayılmasına ihtiyaç vardır.

Bende bu ihtiyaç bilinciyle arkamda hoş bir seda bırakmak arzusundayım.

Hakkımız olanı alamadığımızda ya da önem verdiğimiz bir insan beklentilerimiz doğrultusunda davranmadığında yaşanan duygu kızgınlıktır…

Ancak, bu gibi olaylar “yaşam boyu insanlar zaten hep beni engellediler!” ya da “insanlar zaten bencildir!” biçiminde yaşanıyorsa, o zaman durum farklıdır ve bu tür genellemelerin gerisinde kişinin geçmişinden getire geldiği kızgınlıkların birikimi bulunur.

İnsan kızgın olduğu için diğer insanlardan korkar, insanlardan korktuğu için de onlara kızar. Kızgın insan “Nasıl olsa beni engelleyecekler ya da reddedecekler! beklentisi içinde öylesi davranışlarda bulunur ki, çoğu kez gerçekten engellenir.

Bu kez, İstenmediğimi zaten biliyordum!” biçiminde yaşanan bir duygu, kızgınlıkları daha da pekiştirir ve böylece kısırdöngü oluşur.

Kendisiyle uyum halinde olan bir insan, başkalarına dostça yaklaşır, ama gereğinde onlara karşı çıkar ve haklarını savunmak için savaşır.

Buna karşılık, insanlar vardır, sürekli başkalarının sevgisini ve onayını kazanmaya çalışır ve bunu yaparken de kendi kişiliklerinden ödün verirler.

İnsanlar vardır, diğer insanları sürekli karşılarına alır ve dünyaya karşı sonu gelmeyen bir öfke taşırlar. Ya da insanlar vardır, başkalarıyla aralarına görünmez bir engel koyar, onlarla yakın duygusal ilişikler kuramazlar.

Süreklilik gösteren bu üç tür tutumun her birinin gerisinde korku ve kızgınlık duyguları yatar.

Aslında iyi insan, çevresine olduğu kadar kendisine karşı da iyi olan kişidir.”

Kendisine değer verilmemiş bir insan başkasına değer veremez. Bunu sonradan öğrenebilmesi de ancak kendisine değer verebilmeye başladıktan sonra işleyebilen iki yönlü bir süreçtir.

Hoşça kalın dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

PAYLAŞ

Yorumlarınızı Bekliyorum