Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSANLAR ÖFKE PATLAMASI YAŞIYORLAR

İNSANLAR ÖFKE PATLAMASI YAŞIYORLAR

Şüphesiz öfke; çağımızın en büyük sorunlarından biri. Aslında en doğal tepkilerimizden birisi olan öfke, temel bir duygu haline geldiği zaman etrafımızdaki herkesi ve bizi son derece mutsuz eder.

Öfke, hoşnut olunmayan durumlara karşı verilen temel duygulardan biridir.

Günlük hayatta sinirimizi bozan birçok olayla karşılaşırız. Trafikte hatalı sollayanlar, sıkıştıranlar, işyerinde işini savsaklayanlar, hakaret eden patronlar, dengesiz müdürler, anlayışsız arkadaşlar, baskıcı ve bunaltıcı anne babalar, aşırı hırs bu olayların bazılarıdır.

Bu tür olaylara uygun tepkiler verildiğinde, öfke gayet sağlıklı bir duygudur.

Çoğu insan bu durumlarda tepkisini direk gösterir. Ya bağırıp çağırır, ya kavga eder ya da sağı solu kırıp döker.

Bu tepkileri kontrol edemediğimiz takdirde kendimize zarar verebiliriz veya sosyal ilişkilerimizi yıkıma uğratabiliriz.

Teknoloji gelişti ve insan bozuldu. İnsan bozuldu dolayısıyla eşya da. Eşyanın bozulması demek, tabiatın, bitkilerin ve hayvanların, dolayısıyla gıdanın ve sıhhatin bozulması demekti ve öyle de oldu. İnsan sıhhatini kaybetmeden bilmez kıymetini. Hep sağlıklı ve genç kalacağını zanneder.

Nasıl ki, dünya ahiretin tarlasıdır ve burada ne ekersek ahirette de onu hasat edeceğiz. Aslında gençlik de öyle…

Gençliğini hoyratça heba eden yaşlılığında pişman olur. Zira hayatın en zor zamanı Hz Peygamber (a.s.v.)’in de sakındığı ihtiyarlıktır.

Eskiden bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Şimdi kırk dakika bile yok. Kahve mi bozuk, insanlar mı bozuk anlamadım!..

İnsanlar teknoloji ile birlikte daha tahammülsüz ve sahteci kimliğe ulaştılar…

Mesela telefon mu vardı daha yakın zamana kadar herkesin elinde ve hatta evinde.

Uzak diyarlardaki dost ve akrabalarına ulaşabilmek için PTT kuyruklarında telefon yazdırıp, saatlerce çıkmasını beklediğimiz yıllar bizler için çok uzak değil.

Sinirli insanların kaliteli bir yaşamı olmaz. Ve bu, objektif bir bakış açısıyla, görmezden gelmememiz gereken bir meseledir.

Yapılan araştırmalara göre bu insanlar felç, kalp rahatsızlıkları, solunum ve bağışıklık sistemindeki rahatsızlıklar gibi birçok sağlık problemine daha eğilimli oluyor.

Ayrıca öfke, sevdikleri insanlarla aralarının açılmasına sebebiyet verebiliyor.

Bu nedenle sinirli insanlar öfkeleri nedeniyle sevdiklerini kaybedebiliyorlar.

Sürekli olarak bir şeylere veya birilerine kızgın olabilirler, fakat tüm olumsuz enerjilerini en az hak edenlere yansıtırlar: eşlerine ve çocuklarına…

Öfkenin iletişim kurmanın kabul edilebilir bir yolu olmadığını anlayabilmeleri için bu insanlara yol gösterilmesi gerekir. Öfkelenmek yerine kendine güvenmek ve kararlı olmak sorunlarla daha iyi bir şekilde başa çıkılmasını sağlar.

Çok uyuyan ihtiyar hastadır. Hiç uyumayan genç keyifsizdir.

Hangi bir misafir olursa olsun bir evde balık kadar dayanabilir.

Bir günlük misafir altın gibidir. İkinci gün gümüş, üçüncü gün hurda bir madene döner, ağırlık vermeğe başlar.

Velhasıl, teknolojinin getirdiği güzellikler ve imkanlar ortadayken, aynı zamanda insanların da huyu suyu değişim gösterdi, tahammül sınırlarında, sabır ölçülerinde inanılmaz bir farklılık ortaya çıktı...

Birinin sizin yüzünüze karşı bağırdığını, öfkelendiğini, size çok sinirlendiğini düşünün.

Siz de ona karşı aynı tepkileri vermek istersiniz. Ancak bundan bir sonuç çıkmayacağını bildiğiniz için kendinizi tutabilirsiniz.

Bir insan sinirlerine nasıl hakim olabilir? Sinirli olan bir başkasıysa ve sizin bununla ilgilenmeniz gerekiyorsa bu daha farklı bir durumdur.

Ancak esas mesele, kendi kendinize hâkim olabilmenizde yatıyor.

Kendinizden küçük olanlara, maiyetinizde, yanımızda çalışanlara insafsızca davranmayınız! Sonra siz de günün birinde bir insafsızın eline düşersiniz! Ne oldum demeyiniz! Ara sıra da ‘ne olacağım demeyi bilin lütfen!

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum