Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSANDA RUH GÜZELLİĞİ

İNSANDA RUH GÜZELLİĞİ

Zamanla, taa çocukluktan itibaren çevresel faktörlerle oluşmuş olduğuna inandığım soyut ama bir o kadar da reel kavram.

Belki biraz uç bir yaklaşım olacak ama ruh güzelliği taşımayan insanın psikolojik bir arızası olduğunu düşünürüm.

İncelikler taşımayan, düşünceli olmayan, haddinden fazla ego sahibi, dostluk beceremeyen insanın gelişiminin en az bir noktasında doğrudan sapma olmalı, bunda aile yapısı, ebeveynlerin eğitim-kültür seviyesi, arkadaş çevresi gibi unsurlar mutlak etken olmalı.

Karşı cinsle olan ilişkilerde hep süregelen bir tartışmada da vardır ya ruh güzelliği ile ilgili, "fiziksel olarak güzel değil ama ruhu güzel" ya da "çok güzel/çok yakışıklı ama ters/ruhsuz diye konduruveririz hemen.

İlişkilerde elbet tutku, çekicilik olmalı, ruhu güzel olmayan, incelikleri olmayan, fazla arıza ego sahibi birisiyle vakit hatta ömür geçirmek, ömrü boşa harcamak gibi.

Güzellik yakışıklılık biraz çabayla, özellikle insanın kendisiyle barışık olması ve kendine bakmasıyla, pozitif düşünceyle, sevgi dolu gözlerle bakarak ulaşılabilecek bir şey olmalı.

Ruh güzelliği bir kere elden gitmişse, bir daha sahip olması çok zor.

Fiziksel güzellik ama mutlak ruh güzelliği mutluluk formülü.

İç güzelliği; ruh güzelliği, huy ve ahlâk güzelliği, İslâm ahlâkını özümsemiş olma özelliğine mecazi olarak verilen isimdir.

Duygular İslâm ahlâkı ile yoğrulunca, ortaya çıkan ruhî manzara iç güzelliğidir.

Dış güzelliğinden insanın fizikî güzelliği kast edilirse de, iç güzelliğinden insanın iç organlarının güzelliği değil, ruh güzelliği kast edilir.

Çünkü iç organlarımızı da, dış organlarımızı da Cenab-ı Allah güzel yaratmıştır, İç güzelliği bu yaratılışa razı olmak, güzel görmek, güzel düşünmek, güzel bilmektir.

Allah’ı çirkin yaratmakla itham etmemektir, hoşumuza gitmeyen bir durum olduğunda sabretmek ve yaratılışın ve takdirin netice itibariyle güzel olduğuna teslim olmaktır.

Oysa hayatı güzelleştiren, dünyayı zenginleştiren asıl nimetler maneviyatta gizlidir.

Bir insan son model bir arabası ve çok muhteşem bir evi olduğu ya da dünyanın en güzel yerinde yaşadığı için ‘mutlu’ olamaz. Tüm bunları,

ancak ruhundaki zenginliklerle, ruhundaki manevi değerler ile kullandığında ‘mutlu’ olabilir.

Gerçek anlamda sevmeyi bilmeyen, sevilmeyi hak edecek tavırlar gösteremeyen bir insan, güzel bir evden nasıl zevk alabilir? Şefkat, merhamet ahlakını bilmeyen, nezaketli, gönül alıcı, hoşgörülü, affedici olamayan bir insan, birlikte olduğu insanlarla hangi mutluluğu, hangi sevinci, hangi nimeti paylaşabilir?

Bu ahlak zenginliği, bu ruh kalitesi olmadan, içinde yaşadığı betondan oluşan dört duvar, taş toprak ona nasıl bir mutluluk verebilir? Bin bir türlü manevi zenginliği olan ruh sahibi bir insanı dahi derinlemesine sevmesini bilmeyen bir kimse, ruhsuz, cansız evlerle, arabalarla, eşyalarla nasıl mutlu olabilir?

Bununla beraber, ruhun güzelliği dışa yansıyan pek çok kimseleri simalarından tanımak da mümkündür.

Ağzından güzel sözler dökülen, duruşundan sevgi ve tevazu yansıyan, yüzünden tebessüm akan kimselerin güzel bir ruh haline sahip olduğunu da görebiliriz.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum