Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSAN İNSANA HER ZAMAN MUHTAÇTIR

İNSAN İNSANA HER ZAMAN MUHTAÇTIR

 

Mü’minler, farklı bedenlerde olsalar da âdeta tek yürek hâlinde yaşayıp birbirlerini bir vücudun uzuvları gibi telakki etmeye mecburdurlar.

Bir uzvun acısını bütün bir vücut hissettiği gibi, din kardeşlerinin ıstırabını duymak, bütün mü’minler için bir vicdan imtihanıdır. Zira Cenâb-ı Hak, insanları birbirine muhtaç bir hâlde yaratmıştır.

Toplumda güçlüler-kuvvetliler olduğu gibi; zayıflar, sakatlar ve muhtaçlar da daima mevcut olacaktır. Kendimize sormalıyız: “Cenâb-ı Hak bu insanları niye muhtaç olarak yarattı?” Cevabıysa malum: “Muhtaç olanlar, muhtaç olmayanlar için ilâhî bir emanet ve mesuliyettir.”

Peygamber Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem- de, mü’minlerin birbirlerine karşı büyük mesuliyetlerinin bulunduğunu, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine kenetli olmaları gerektiğini, meselâ komşusu açken tok uyumanın İslâm ahlâkıyla bağdaşmadığını,

Velhâsıl mü’minlerin birbirini yıkayan iki el gibi daima birbirlerine emanet olduğunu bildirmiştir.

Bu sebeple insanlar, birbirlerine hem muhtaç hem de zimmetlidirler.

Fakir bir kimse, dünya hayatında zengine muhtaçtır. Zengin ise, ahiret selâmeti için fakirin duasına muhtaçtır.

Hastalıktan mustarip bir kimse, kendisine bakıp gözetecek sıhhatli bir insana muhtaçtır.

Sıhhatli bir kimse de, hastanın Cenâb-ı Hak ile arasında perde bulunmayan duasına muhtaçtır.

İnsanoğlu hayatın olağan akışı içinde doğal afet, savaş, çatışma ve benzeri nedenlerle muhtaç duruma düşebileceği gibi, tam tersine ihtiyaç sahibi kimselerin acılarını dindirmek için bir şeyler yapma sorumluluğu da hissedebilir. İşte bu “ihtiyaç duyma” ile “verme ihtiyacı” arasındaki ilişki yardımlaşma duygusunu besler.

Bireysel anlamda muhtaç durumdakilere veya akrabalara yapılan tekil yardımlardan hiç tanımadığı insanlara yapılan kolektif yardımlara kadar geniş bir hacmi olan yardımlaşma mefhumu, insani yardım sistemini ortaya çıkarmıştır. Önceleri daha basit imkânlarla yapılan insani yardım çalışmaları, bugün çok aktörlü yapısı ile oldukça karmaşık bir görünüm arz etmektedir.

Teknoloji, sebep olduğu yıkımın yanı sıra dünyayı daha küçük bir yer hâline getirmesi, ulaşım ve iletişim imkânlarını kolaylaştırması sayesinde, modern dönem insani yardım sisteminin organizasyon el yapısının ortaya çıkışında etkili olmuştur.

İnsan, insana muhtaçtır. Paylaşmak, konuşmak, yardımlaşmak, dertleşmek için, herkes birini arar.

Fakat zaman bana gösterdi ki, insanlar fânidir ve gelir geçer. Hele de bencileyin ömrünüz uzun olursa eğer, nice sevdiklerinizin göçüp gittiğine şâhit olursunuz.

Yaşanan bu ayrılıklarda gözler yaşarır, gönüller sızlar. Düşünün ki, Sevgili Peygamberimiz dahi, evlatlarının vefatıyla hüzünlenmiştir. Fakat şunu söyleyen de o’dur:

"İnsanlardan bir dost edinecek olsaydım, Ebu Bekir'i seçerdim." Bu söze dikkat etmek lâzım çocuğum.

"İnsanlar arasındaki dostum, Ebu Bekir'dir." demiyor. "Dost edinecek olsaydım…" diyor. Demek ki çok özel, çok güzel yanları bile olsa, insana dayanıp kalmak doğru değil, Zira insan, zaaflarıyla var. Zayıf bir dala binen, ağaçtan tez düşer.

Ahirete inanan ve büyük hesap günü Allah’ın huzuruna geleceğini bilen insan için bu dünyada haksızlık etmektense haksızlığa uğramak daha iyidir. Çünkü hesap görücülerin en hayırlısı olan Allah, herkese hak ettiği karşılığı eksiksiz ve en güzel şekilde verecektir.

Şükretmeyi bilen insan en zor durumları bile hayra yorar ve olumlu düşünmeye çalışır.

“Ben elimden geleni yaptım her şeyde bir hayır var” diyebilir. Oysa şükretmeyi bilmeyen ve nankörlük eden insan, her şeyi şerre (kötüye) yorma ve her şeyden olabildiğince olumsuz sonuçlar çıkarma hatasına düşer.

Olumlu düşünce insanı şükür sahibi kılar; olumsuz düşünce ise nankör, şikâyetçi ve isyankârdır.

Dünyada her şeye sahip olsanız da, konuşabileceğiniz, iletişim kurabileceğiniz insanlar yoksa hiçbir anlamı olmayacaktır Hayatta her şey inandıklarımız ile başlar.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum