Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSAN HEP ÜMİTLE YAŞAR

İNSAN HEP ÜMİTLE YAŞAR

Bazı anlar gelir, duvara toslar ve sınırlarımıza ulaşırız, Kaybedilen bir iş, beklenmedik bir hastalık, kaybedilen biri, bir türlü verilemeyen kilolar, sonlanan bir ilişki, başarı sağlanamayan bir proje…

İşte o an seçim zamanıdır, Varoluşumuzdan gelen, bir bakıma gizemli ve aynı zamanda bizlere gerekli teslimiyet gücü, yaptığımız seçimlerle ortaya çıkar.

İsyan etmek, savaşmak veya kaçmak yerine durumu kabullenmek ve teslim olmak, talihsizlik sandığımız, kötü nitelendirdiklerimizin dönüşmesine yardımcı olur.

Bu teslimiyet aslında her zaman bizde olan zorlukları yenme gücünü yaratır. Yeniden ayağa kalkma gücüne kavuşuruz.

Her zaman bizde var olan ve sınırlarımıza geldiğimizde, sıkışıp kaldığımızda ortaya çıkan bir güçtür.

Aynı bebeklerin yürümeyi öğrenmeleri gibi… Onlar emeklerken ayağa kalkmaya çalışırlar. Önce düşerler ve sonra tekrar kalkarlar. Düşmekten korkmadıkları gibi kalkmaya ve yeniden denemeye cesaret ederler. Onlar usanmaz, yılmaz ve devam ederler ve sonunda da yürürler.

Ne buyuruyor sevgili Peygamberimiz;

"Müslüman, Müslümanın kardeşidir, Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez, Kim din kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir, Kim Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir, Kim bir Müslümanın kusurunu örterse Allah da kıyamet günü onun kusurunu örter.."

Fani bir dünyada olduğumuzu kabul ettiğimize göre, "insanoğlunun birbirine karşı beslediği kin, nefret, hasetlik nedendir?" sorusunun cevabını verebilecek kaç kişi vardır içimizde acaba?

İman, insanın sahip olabileceği en büyük nimet. İnsanı ümitsizliğe, üzüntü, keder, sıkıntı, stres ve öfkeye kapılmaktan, gelecek kaygısı, korku ve tedirginlik gibi zarar veren etkenlerden uzak tutar. İman ümittir ve insana kâfidir.

İnsan hep ümitle yaşar, Rabbinin rahmetini umut eder. Nasıl keser ki umudunu? Kulunu yaşatan, ona soluk aldıran, düşünme yeteneğini veren, görmesini, işitmesini, yürümesini, koşmasını sağlayan, sağlıklı yaşatan, güldüren, sayısız rızık bahşeden Yüce Allah’tır.

Bütün bu nimetler görmezden gelinir, nankörlük edilir mi? İman sahibi, bir nimet kaybı sırasında bile Allah’tan umut kesmez. Yaşadığı zorluktaki hayır ve hikmeti görmeye çalışır; gönülden teslim olur, zorluğun ardından gelecek kolaylığı bekler.

Allah’a teslimiyet, kesin bilgi ile iman etmenin en önemli şartıdır; İslâm teslimdir.

Teslimiyet, kulluğun özünü oluşturur; kulun kalbinin, Rabbine olan en önemli yönelişidir, Rabbini tanıdıkça ve imanda derinleştikçe insanın teslimiyeti de artar.

Allah’ın, ahiretin, hesap gününün, cennet ve cehennemin varlığına, aklıyla, kalbiyle samimi ve kesin olarak kanaat getiren insan için Rabbine teslim olmak zor değildir.

Çünkü Allah, insanı fıtrat olarak Kendisine sevgi, güven ve bağlılık duyacak özelliklerde yaratmıştır.

Bazıları hayatı mutlak pasif bir ruh haliyle yaşarlar. Mutlak pasif ruh hâli: hayatı an be an, sadece şimdiye odaklanarak ve kendini akışa bırakarak yaşamaktır.

Böyle yaşayan insanların geçmişlerine baktığınızda yoğun mücadeleler ve acılar bulursunuz mutlaka.

O noktaya dikensiz gül bahçelerinde soluklanarak gelinmez zira. Geçtikleri yol, hiç de düz ve kolay değildir.

Engebelidir. Hiç umulmadık anlarda aşılmaz dağlar, köprüsüz ve dipsiz uçurumlar çıkar karşılarına.

Bazen ayakları takılır düşerler ama mutlaka silkinip kalkarlar ve yollarına devam ederler..

Hatasız kullardan değildirler, Çoğumuzun düşünmeye bile cesaret edemediği hatalar düşmüştür kısmetlerine ve bu hatalarının bedelini mutlaka ödeyeceklerini hep bilmişlerdir. öderler de…

Ama onlar hatalarından ötürü pes etmeyenlerdendirler.

Her türlü hatadan ders almayı bilirler.

Durum böyle olunca geçmişte yaşanılanlardan ders almak umuduyla

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum