Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSAN HAYATINI TEHDİT EDEN SAVAŞLAR OLMAMALI BARIŞ GELMELİDİR

İNSAN HAYATINI

TEHDİT EDEN SAVAŞLAR OLMAMALI

BARIŞ GELMELİDİR

Barış umuttur, sevgidir… Barış hoşgörüdür, demokrasidir… Barış emektir, haktır… Barış huzurdur, barış mutluluktur, barış özgürlüktür… Büyük Atatürk “Yurtta sulh, cihanda sulh” demiş ve savaşın içinde ilmek ilmek onun temellerini atmış, ama bugün Doğu-Güneydoğu bölgemizdeki terör, şiddet ve çatışmalarını bir türlü bitiremiyoruz.

Hem sınırlarımızın dışında, hem sınırlarımızın içinde sürüyor şiddet ve çatışmalar…

Barışı bilemeden büyüdük bizler. Gökyüzü yakın, ölüm hep uzaktı bize. Doyasıya sevemeden yetiştik. Ahlak zabıtası kol gezdi etrafta, disiplin yönetmelikleri, masallar, masallar…

Utangaç çocuklardık, günah gibi gizliydi buselerimiz. Coşkularımız hep en derinlere gömüldü.

Dövüştüğümüzde alkışlandık, seviştiğimizde ayıplandık, dışlandık. Yazık ki barış nedir, bilemeden büyüdük.

Şimdi savaş çanları çalıyor, neymiş getireceklermiş barışı. Gerçekleri görmeli ve sevmeliyiz, önce kendimizi ve çevremizi..

Küs olmayı bırakıp, gidip gelmeliyiz birbirimize.

Kaç dostunuza gidip geliyorsunuz? Kaç komşunuza? Sevgilinize gidebiliyor musunuz? Kendinize? Yüreğinize? Düşüncelerinize? Sevmezsek barış olmaz, sevmeli! Ama nasıl? Kimi? Küskün olduklarımızı. Peki kimdir küs olduklarımız?

Herkesin ağzında bir türkü; barış gelsin. Peki gelsin. Barış güvercinlerini uçuralım dört bir yandan.

Bir bahar ülkesine dönsün yurdumuz. Dünyada huzur hüküm sürsün, herkes kardeş kardeş yaşasın.

Savaşmayalım. Sevişelim. Ama gerçek diğer taraftan bakıyor bize, gülerek, ağlayarak… Böyle bir dünya, böyle bir barış olmaz. Savaş alınyazısıdır bu dünyanın. Çatışma, kavga…

“Var olmak için dövüşmek gerek” öyle düşünüyor insanoğlu. Oysa var olmak için sevmek gerekir.

Soruyor yanındakine; “Var mıyım?” Bu düzende sözünü geçirebiliyorsan varsın. Eziyorsan, eziliyorsan, etkilenebiliyorsan varsan. Yarışıyorsan varsın. Bu dünyanın ruhunda savaş var. Ruhunda güç kavgası var.

Her şeyin sahibi olan Allah´ın insanların hizmetine sunduğu yeryüzü ve üzerindeki nimetlerden barış içerisinde istifade etmek varken, savaş neden.

Bu gün yeryüzüne baktığımızda sanki yağmalamak, savaş, kuvvetli olanların zayıfları ezmesi, menfaat uğruna insanları öldürmek ve buna benzer her türlü insanlık dışı davranışlar Allah´ın emriymiş gibi icra edilmektedir.

Bu insanlık dışı hayat tablosuna son vererek Allah´ın istediği yaşantıyla buluşmanın zamanı gelmiştir.

Allah sulhta (barışta) hayır vardır buyurarak insanların kendileri için güvenli bir ortamda yaşamlarını istemektedir.

Nisa, 128.

Savaş ve barış hakkındaki bu genel açıklamalardan sonra, şimdi

Biraz da Atatürk'ün savaş, barış ve askerlik üzerine yaptığı konuşmalara bir göz atalım.

Atatürk bir konuşmasında askerliğin vatan topraklarını korumak

İçin yapıldığını söyler. Yani, askerliğin bir saldırı sanatı değil, bir savunma sanatı olduğunu ifade eder.

Nitekim bir başka konuşmasında da O, bu düşüncesini şöyle açıklar:

"Türk ordusu istilâlar yapmak ve saltanatlar kurmak için şunun

Bunun elinde bir ihtiras aleti olamaz."

Devamı yarın:

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum