Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSAN HAYATINI

İNSAN HAYATINI

Dünden devam;

Atatürk, 1921 yılında, yani Kurtuluş Savaşı esnasında, yaptığı bir konuşmada ise şöyle demiştir:

"Meclisimiz ve meclisimizin hükümeti savaşçı ve maceracı olmaktan uzaktır. Bilâkis, sulh ve selameti tercih eder.''''

Çanakkale'den başlayarak Dumlupınar Meydan Muharebesine

Kadar yaşamında en büyük zaferleri kazanan Başkomutanın savaş

Hakkındaki temel yargısı şu cümlede açıkça görülmektedir:

"Harp zaruri ve hayati olmalıdır, milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir."

Atatürk topyekun savaş üzerinde de durmuştur. İkinci Dünya

Savaşı harp edebiyatında çok sözü edilen topyekûn savaşı Atatürk

Şöyle tanımlamıştı:

"Topyekûn savaş ulusun bütün maddi ve manevi güçlerinin birleştirlmesidir.

Vatan savunmasında herkes askerdir.''''

1935 yılında yaptığı bir konuşmada O şöyle demişti: "Devamlı

barış isteniyorsa, kitlelerin durumunu iyileştirecek uluslararası tedbirler alınmalıdır.

İnsanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak

Şekilde terbiye edilmelidir.'"

SONUÇ; Atatürk'ün, özetlediğimiz bu sözlerini toplu olarak gözden geçirdiğimizde ve onun ünlü " Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesini dikkate aldığımızda sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

Atatürk, tarihte adı geçen birçok komutan gibi maceracı ve istilacı bir cihangir olmayı ve böylece ün kazanmayı hiç düşünmemiştir.

Ona göre ordu ve savaş, ilke olarak, yurt savunması ve halkın, ulusun korunması içindir.

Atatürk için asıl olan insanlığın barış içinde, kardeşçe yaşaması

ve birlikte ilerlemesidir. O şöyle demiştir: "Artık insanlık kavramı vicdanlarımızı saflaştırmaya ve hislerimizi ulvi leştirmeye yardım edecek kadar yükselmiştir."

Bu sözler aşağı yukarı bundan elli yıl kadar önce söylenmişti, ama onun ölümünden sonra patlak veren ve elli milyon

Masum sivilin ve milyonlarca genç askerin ölümü, milyonlarca yaralının ve sakatın ortaya çıkmasıyla sonuçlanan İkinci Dünya Savaşı yüksek barış idealine ulaşmada insanlığın, maalesef henüz çok büyük bir aşama kaydedemediğini göstermektedir.

İkinci Dünya Savaşından sonra dünyada çıkan çeşitli savaşlar bu ideale varmaktan henüz uzak olduğumuzu acı biçimde, gözler önüne sermektedir.

Öte yandan Atatürk'ün "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesini yanlış biçimde yorumlayarak, bunun her ne bahasına olursa olsun, barış

“insan hayatını tehdit eden savaş, şiddet ve terör eylemlerini kınarken barışın, sevginin ve hoşgörünün herkes tarafından yaşam biçimi olarak benimsendiği, savaşların, şiddetin, terörün, kavganın olmadığı, çocukların ölmediği, annelerin ağlamadığı, kızların parayla satılmadığı, kadınların öldürülmediği, silahların yok olduğu, emeğin sömürülmediği, insanlığın yok olmadığı bir dünya” diliyorum…

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum