Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İNSAN HAYATINDA KEŞKELERİN DIŞINDA İYİ KİLERDE VARDIR

İNSAN HAYATINDA

KEŞKELERİN DIŞINDA İYİ KİLERDE VARDIR

Umut var olması gereken bir duygudur ve yapılanları atılımları bir aşk ile yapabilmektir.

Küçükler, bir şeyi gerçekten istediklerinde asla umudunu yitirmezler. Ne var ki bir çocuk büyüdüğünde hiçbir şey almamaya alışır ve sonunda umudunu yitirir.

Bu da ruhunda ve gelişiminde zararlı sonuçlara yol açabilir.

İşte bu yüzden küçüklere umut aşılamak çok önemlidir.

Bunu teşvik etmeliyiz çünkü asla kaybedilmemesi gereken bir değerdir umut.

Bu ise anne babalara, öğretmenlere ve eğitimcilere düşen bir görevdir.

Kalabalık ailede dünyaya gelen çocukların kaderidir, doğuştan dezavantajlı olmak. Genellikle çocukluklarını yeterince yaşayamaz, en temel haklarından bile mahrum edilirler.

Sofradaki lokmadan giydikleri kıyafete, ayakkabıdan okul önlüğüne, ders kitaplarına varana dek her şeyi paylaşmak zorunda kalırlar.

Kendilerine ait odaları olmadığı gibi, en büyük tutkuları ve hakları olan oyuncak ise lükstür onlar için. Arkadaşlarının elinde gıptayla baktıkları oyuncaklar onların sadece hayallerini süslerken, sokakta buldukları taşları, tahta parçalarını, karton kutuları, portakal sandıklarını, gazoz kapaklarını ya da evde kullanılmayan her objeyi oyuncağa dönüştürerek yaratıcılıkta sınır tanımazlar.

Bir şekilde elde ettikleri oyuncaklar ise özel bir bağ kurdukları kutsal nesnelerdir onlar için.

Kutsal demişken “İbadeti de arkadaşlığı da aşkla yapmak lazım” demişti bir tarihte Nusret Özcan. Alelade bir şey değil, kıymetli bir söz bu.

Öyledir ama aşkla yönelmiyorsa insan ibadete, ya bir tüccar ya da bir köle gibi yöneliyordur. Ya cennet karşılığı, ya cehennem korkusu...

Namaz kılıyoruz, namaz kılmış gibi değiliz; Kâbe’ye gidiyoruz ama Kâbe’ye gitmiş gibi değiliz. “Allah vardır, birdir, güzeldir.” diyoruz ve fakat yokmuş gibi davranıyoruz.

Gözyaşımız yok, ne ürperiyor ne de titriyoruz. Sıkı sıkıya meta ya tutunuyoruz.

Elimizden giderlerse biz de yitip gideceğiz sanki öyle yöneliyoruz hiç düşünmeden.

Aşk dediğiniz biraz da dert... Birisi için, bir şey için dertlenmektir.

Derdimiz yoksa yakınımızda uzağımızda olup bitenler bizi dertlendirmiyorsa yeterince, aşk yoksunluğundandır hepsi.

Bölük pörçük kafalarımız yüzündendir hepsi. Dağı taştan, ülkemizi ahiretten, kalbimizi haktan ayrı görmemizdendir hepsi.

Mecnun bir gün çölde leylayı düşünerek gezerken namaz kılan birinin önünden geçer, namazı bitiren adam " ey mecnun beni görmüyor musun da namaz kılarken önümden geçiyorsun" diye sitem eder.

Mecnun gülümser ve yanıtlar " ben leyla'yı düşünürken seni görmedim, sen Mevla’yı düşünürken beni nasıl gördün."

Çocuklara umut aşılamak bizim sorumluluğumuzdur. Ayaklarımız gerçekliğe basmalıdır ama hayallerimizi de asla yitirmemeliyiz.

Umut, küçük yaşlarımızdan beri hepimizin rehberi olmuş ve sahip olduğumuzu sandığımız sınırların ötesine gitmeye bizi zorlamıştır.

Herkesin hayatında iyi ki’leri artırabileceği, küçük dokunuşlarla büyük mutluluklar, değişimler ve güzellikler yaratabileceği alanlar var. Yeter ki iste, yeter ki dene!

Hoşça kalın Dostça kalın ama gönül kapılarınızı asla kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum