Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

İKİ NEFES ARASINDAKİ ÖMRÜMÜZ NİYE HUZUR İÇİNDE DEĞİL

İKİ NEFES ARASINDAKİ ÖMRÜMÜZ

NİYE HUZUR İÇİNDE DEĞİL

Gönülden istiyorum ki hepimiz Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarıyız hepimiz bir bayrağımızın altında yaşıyoruz.

Canımız kadar sevdiğimiz bayrak, hepimizin bayrağı, vatan hepimizin vatanı.

Beraber huzur içinde kırmadan kırılmadan saygı sevgi ortamında Güleryüz tatlı dil ile huzur içinde yaşasak güzel olmaz mı?

Şu üç günlük ömrümüzde İnsan olarak kim ne götürmüş gerçek dünyaya giderken neyi paylaşamıyoruz.

şükretmesini, sabretmesini, bir öğrensek hayatımızın akışı içinde bunlara biraz önem versek her şey daha huzur içinde geçer ve barış içinde yaşamak kadar güzellik olamaz.

Mustafa Kemal ATATÜRK Bir beyanatında dünya insanlarına şöyle seslenmiştir.

Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin görevi, yaşamı neşe ve sevinçle karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir.

Vaktiyle kitaplar karıştırdım. Yaşam hakkında filozofların ne dediklerini anlamak istedim.

Bir kısmı her şeyi kara görüyordu. "Mademki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki geçici ömür esnasında neşe ve mutluluğa yer bulunamaz!" diyorlardı.

Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. Diyorlardı ki: Mademki sonu nasıl olsa sıfırdır, bari yaşadığımız sürece şen ve neşeli olalım, Ben kendi karakterim bakımından ikinci yaşam görüşünü tercih ediyorum, fakat şu kayıtlar içinde:

Bütün insanlığın varlığını kendi kişiliklerinde gören adamlar mutsuzdurlar.

Besbelli ki o adam birey olarak yok olacaktır, Herhangi bir kişinin, yaşadıkça memnun ve mesut olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır.

Akıllı bir adam, ancak bu şekilde hareket edebilir, Yaşamda tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir.

Bir insan böyle hareket ederken, Benden sonra gelecekler acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekler mi?

Bir vaaz hocamızın cuma namazında Cami'de verdiği hutbeye, "Allah

 

 

Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından bir nimet olarak sizin

Hizmetinize vermiştir, Elbette bunda, düşünen bir toplum için deliller vardır. " ayetiyle başladı.

Varlığa değer biçen Allah'tır, Cenabıhak, mahlûkatı, anlamsız ve boş yere yaratmamış, 'Biz, yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.' buyurmuştur.

Kâinat, her zerresi ayrı bir anlam taşıyan, dengeli ve muhteşem bir bütündür.

Hayat bulduğumuz bu dünyada her bir varlığın ayrı bir gayesi ve değeri vardır.

Allah, kendi zatından uzak ve bağımsız bir evren var etmemiştir. Bütün varlıklar Allah'ı anlatır, O'nun mülküdür.

Varlık âleminin kontrolü O'na aittir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz bu gerçeği şöyle ifade buyurmaktadır:

'Göklerde ve yerde bulunanlar, her şeyi ondan talep eder. O, her an yaratma halindedir.

O halde, Rabbimizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?

Düşüncesiyle, Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum