Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HOŞGÖRÜ VE ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK

HOŞGÖRÜ VE ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK

Şöyle bir etrafıma bakıyorum da kaç zamandır. İnsanların birbirlerine olan tahammülü ne de azalmış.

Yapılan basit bir hata ayrılma sebebi, söylenen küçük bir olumsuz söz tartışma sebebi oluveriyor.

Çocuk yetişkin fark etmiyor, hoşgörüsüzlük ya da kendini beğenmişliği her yerde görmek mümkün.

İnsan ilişkilerini düzenleyen başlıca kurallar şunlardır: 1- Görgü kuralları (Adab-ı muaşeret) 2- Örf ve Adetler (Gelenek ve Görenekler) 3- Din kuralları 4- Ahlâk kuralları 5- Hukuk kuralları.

İnsan medenî bir varlık olarak tek başına yaşayamayacağı gibi topluluk içerisinde de başıboş, hiçbir kural ve kanuna tabi olmadan yaşamını devam ettirmesi düşünülemez.

Yani insanlar birbirleriyle bir takım ilişki ve davranış içerisinde bulunmaktadırlar.

Karşılıklı ilişkilerin bir kısmı hukuk, birçoğu da beşeri münasebet ve ahlâk kurallarıyla düzenlenmektedir.

Beşeri münasebetleri düzenleyen kaidelere uyulmamasın da bazen ceza-i müeyyideler verilmemekle birlikte bu kaidelere uymamak, onları bilerek göz ardı etmek insanı çevresinde sevimsiz, kaba ve saygısız kılar.

Bu durum, İnsanı toplum dışına iter.,İnsanın çeşitli isimler altında yaşadığı aile toplumundan, devlet ve devletler arası topluluklara kadar ilişkilerini düzenleyen, sevgi, saygı ve güven içinde yürütmesi, bu konudaki kuralların bilinip uygulanmasına bağlıdır.

Bu suretle beşeri münasebet kuralları da bu yönüyle bir zorlayıcılar kazanmış olmaktadır.

Aslında insan ilişkileri doğrudan doğruya veya dolaylı olarak mutlaka diğer insanları da ilgilendirir.

Bu sebeple beşeri münasebetlerin iyi bilinip yürütülmesi hukukî ihlalleri de büyük ölçüde azaltmaktadır.

İşte davranışlarından diğer insanların endişe etmediği, güvenlik içinde olduğu, zarar görmediği ve beğendiği medenî insana şiddetle ihtiyaç vardır

Bireylerin çevreyle ve kendileriyle olan ilişkilerinde hoşgörülü davranmalarının onları hem mutlu ettiğini hem de başarıya ulaştırdığını belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hoşgörüde en önemli noktanın “ölçülü tutum” olduğuna dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişinin duygularını bastırmak ile hoşgörülü olmayı birbirine karıştırmaması gerekir.

Hoşgörü, karşı tarafın her dediğine “evet” demek değildir. Hoşgörü ve diyalog birbirini tamamlayan kavramlardır demektedir.

Çevremizde onlarca insan yer alıyor ve her birinin de kendine ait bir fikri, sahip olduğu bir görüş, bir düşünce var.

Buraya kadar her şey normal görünüyor, bu insanların çoğunluğu kendi görüşünü başkalarına da kabul ettirmeye çalışıyor, ve bunların da çoğunluğu yalnızca kendi görüşünün doğruluğuna emin olarak karşı tarafı dinlemiyor, dinlese de inanmıyor...

Bilgi paylaşımı güzeldir, karşılıklı anlayış halinde yapıldığında ise daha etkili bir iletişim kurulmuş olur.

Tek tarafın baskın olmaya çalıştığı durumlarda karşılıklı iletişimden bahsetmek söz konusu dahi değildir. Bu tip durumlarda tek taraflı ve tek yönlü iletişim vardır diyebiliriz.

Hoşgörünün bireylerin daha mutlu ve huzurlu olmasını sağladığını vurgulayan uzmanlar, hoşgörülü kişilerin daha sakin, kolay sinirlenmeyen ve kendilerine güveni olan insanlar olduğunu kaydediyor.

Hoşgörünün azalmasındaki en önemli nedenlerden biri çıkar çatışması.

Eğitimsiz ve geri kalmış toplumlarda, çıkar çatışmasının etkinlik kazanması, hoşgörüyü yok ederek;

Öfke, kin, düşmanlık ve nefret ortamı doğuruyor, ayrışmaları ve kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Toplumsal düzen ve huzuru ortadan kaldırıyor

Bakın! Toplumsa bunalımların, kavga ve dövüş ortamının tek ve en güçlü doğuş sebebi Sevgi eksikliğidir.

Bunun en doğru tedavi yolu ise sevgiyi aramak, yaşamak, uygulamaktır.

Hoşgörülü olursanız seversiniz, sevilirsiniz,.

Diyen Mevlana; Gel, gel, ne olursan ol Yine gel!..

Sözleriyle hoşgörüyü, alçak gönüllülüğü nede güzel özetlemiş.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum