Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HEY GİDİ YILLAR HEEEY...

HEY GİDİ YILLAR HEEEY

Altmışlı Doksanlı Yıllardaki ÇANKIRI’YI Arıyorum ama bulamıyorum, nerdeyse otuz kırk yılım geçti.

(manifaturacılar ve istasyon caddesinde) kuyumcular caddesinde hey gidi yıllar heeey diyorum.

Manifaturacılar caddesinden imarete doğru hatta uzun yola doğru, (Sultan Süleyman camii) Büyük camiye doğru çarşamba pazarı kurulurdu köyden şehre doğal ürünler getirilir yerlerde satışa sunulurdu.

Başında köylü kadınlar insan seliydi, geçmek ne mümkün iğne atsan yere düşmez misali insanlar hep güler yüzlü mutlu idiler.

Satıcılar tüketicilere güven verirlerdi kimse kimseyi kandırmazdı kanaat vardı kanaat olunca kazançlara da bereket olurdu.

Rahmetle andığım Dobi Ahmet amcamızın Çankırı’mızla özdeşleşen İmarette güzellerin yoludur türküsü ile sevgililerin buluştuğu, biri birilerinin yolunu beklediği Okul zamanı kalabalıkların içinde kaybolunurdu.

Semerci, terzi, yorgancı, kunduracı, tuzcu, şekerci gömlekçi, tuhafiyeci, zücaciyeci, fırın, kasap, Vs. esnaflar vardı

Hepimiz biliyoruz ki her değişen ve gelişen şeyler gibi şehir merkezi de aşağı kayınca, buraya yolu düşen insanların sayısı da çok azalmıştır bir dolu esnafta işsizlik yüzünden ne yazık ki iş yerlerini kapatmışlar.

Gidip bakın halen İmaret çevresinde işyeri olan esnafların ayakta kalabilme uğruna verdikleri mücadelede yüzlerindeki karamsar ifadeyi görmek mümkündür, Hey gidi yıllar heeey diyorum.

Şimdi eski imaretten eser kalmamış zaman, zaman çok sevdiğim Çankırı’ya gidiyorum 30-40 yılımı geçirdiğim caddeler de sokaklar da yürüyorum halen 15 yıldır Ankara da ikamet ettiğimden tabi ki gözden ırak yaşıyorum.

Caddelerde yürürken her hangi tanıdığım bir dükkândan delikanlılar çıkıyor, Necati amca hoş geldin diye elimi öpüyorlar, doğal olarak tanıyamıyorum, sorduğumda filancanın oğluyum filancanın torunuyum gibi anlatınca tanıyorum hatta bazılarının, doğduğu günü hatırlıyorum kafam da eskiye şöyle bir hatıralara yolculuk yapıyorum.

“Büyük Cami” etrafı namaz vakitlerinde okunan ezandan sonra koşuşturma veya musalla taşına konan mevta için cenaze namazı kılmak için ve cenazelere son görevini yapmak için toplanan insanlar geçiyor gözümün önünden, Hey gidi yıllar heeey diyorum.

İstasyon caddesinde çınar ağaçların gölgesinde yürürken, Caddeyi kaplayan çınar ağaçlarının rehaveti adeta ticari hayatını da kaplamış ve o güzellikler bitmiş.

Demirciler Çarşısın da çekiç seslerinin hiç kesilmediği, örs üzerinde yapılan el emeği göz nuru eserleri ustaların marifetli ellerinden çıkardı, adeta bir müzik edasıyla körük ateşinde kızaran demirlerin işlemesi tüm arastayı canlı tuttuğu ve girip çıkan müşterileri hayli çoktu.

“Arastanın durumu ise bir başka acı tablo. Yine hey gidi yıllar heeey diyorum.

Civar köylere sefer yapan minibüslerin girip çıktığı, en güzel Karpuzcuların köşe dükkanından mis gibi kahve kokusu civara dağılırdı, balların, tavukların, kestanelerin bakliyatın ve buraya adını veren pirinçlerin satıldığı Pirinç Pazarın da Sobacılar, tenekeciler, vs. şimdi bomboş..

Ancak pirinç pazarına adeta bir mıh gibi çakılı duran Kahveci satılmış abi ve oğulları eskiye ait Tuzcu Güray amca ve oğlu Özkanlı pazarı, Tahir kavukçu, Orhan Tutluer, gibi bir elin parmakları kadar esnaf kalmış ve boşalan dükkânların yerini Çankırı kaya Tuzu ürünlerini satanlar doldurmuş.

İş yerlerine baktıkça Eski anılarım canlanıyor ve gerçekten üzülüyorum ve yine Hey gidi yıllar heeey diye bağırmak geliyor içimden. 22.12.2018

Hoşça kalın dostça kalın asla gönül kapınızı kapatmayın.

Çankırı aşığı, Yâran Sevdalısı, Şair-Yazar Necati ÜLKER

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum