Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HERKES YAZIYOR KORANA BEN YAZIYORUM HİKÂYE -3-

HERKES YAZIYOR KORANA

BEN YAZIYORUM HİKÂYE -3-

Dünden devam:

Gülüyordum, bu olanları anlatıyordum da ama içten içe dışlanıyordum da basbayağı. Korkuluyordu benden.

Cüzzamlı hastaydım ortaçağdaki, yakılmayı bekliyordum, ama hemşireler beni kurtaracaklardı bu kötülerin elinden…

Hemşire arkadaşlar gerçekten çok iyi destektiler, "biz hiç inanmıyoruz Korona olduğunuza" deyip bana gerçekten moral veriyorlar, ben de onlara "korkudan bir tek gözleriniz açıkta kalmış ama ne haber?" diyerek takılıyordum.

Elveda bana özel tıbbi atık çöp kovası En sonunda oldukça geciken haber geldi, kendimi bilgisayarımdan dizi izlemeye vermiştim.

İki hastane yetkilisi bey geldi, elimi kaldırıp aniden "hayırlı haber verin lütfen" dedim.

"Hayırlı vereceğiz, negatif" dediler, "ohh" dedim, gülüştük. O an en çok ailem için sevinmiş olabilirim. Üzerimden bir yük kalktı temasta olduğum herkese dair, İnsan garip bir suçluluk da hissediyor çünkü. Bulaştırdıysam diye.

"Yalnız ateş düşürücü vermeyeceğiz, çünkü Ankara ateşinizi ve iyileşme seyrinizi takip etmek istiyor.

Eğer iyileşme beklendiği gibi olmazsa yeniden test uygulayacaklar" dediler. Tek test yeterli olmayabiliyor.

Biraz burulduysam da yine de sevinmeye devam ettim, birkaç gün daha aşırı yükselmeden seyreden ateşli halime dayanmak zorunda kaldım.

Şüphe tedavinin önüne geçti. Korona virüsü taşımadığıma, sadece(!) ağır zatürre olduğuma maaile, eş- dost-akraba ve tüm hastane personeli sevindik, tedaviye devam edildi.

Bu moralle, damardan ve ağızdan verilen çeşitli ve isabetli antibiyotiklerle ateşim yavaş yavaş düşmeye başladı.

Birkaç gün içinde maskeler normal hale döndü, hemşire ve doktorumun yüzü gülmeye başladı, önce odamdaki elektronikler çıkarıldı, ziyarete izin çıktı, en son maskeler de atıldı.

Hastane ilk Korona virüs deneyimini benimle yaşadı, Sigortam da. Hazırlıklı olmadıkları halde doktorumun süreci hafif tereddütle ve üstün dikkatle yürütmesi sonucu, doğası bozulmuş bir antibiyotik süngeri olarak 9 günün sonunda hastaneden çıkıp evdeki nekahet dönemime geçtim.

 

 

 

Bu arada çöp kovası en son çıkarıldı. Hep birlikte güldük ve kendisiyle vedalaştık. Ankara'dan da bir daha hiç aranmadım.

Evdeki nekahet dönemi çabucak yorulmalarla, yatarak, aile, arkadaş desteğiyle sürerken ise ülkede Korona görülmeye başladı. Korona gerçek olmaya, korkutmaya, panikletmeye, üzerimize doğru gelmeye başladı.

Oysaki ben daha iyileşip dışarılara çıkacak, baharı yaşayacaktım. Yahu ben zaten 20 gündür karantinadaydım…

Zihnim olanları idrak etmeye çalışırken beklenen gün geldi, on gün sonra kontrole gidecek, zorlansam da yediğim karnabaharlar ve hayat boyu ağzıma koymadığım birkaç sebze ciğerimi iyileştirmiş mi? diye bakacaktık.

Doktor iyileşmekte olan ciğerimden ve kan değerlerimden çok memnun kaldı.

Ve ayrılırken bana: "bence siz Korona geçirdiniz dedi, bence de dedim…."

Alıntı:T24 Haftalık yazarı Didem Doğan.

Gerek devletimiz gerekse mahallî idareciler gerekli tedbirleri alıyorlar, Ancak asıl önemli olan vatandaşlarımızın alacağı şahsî tedbirler olarak bizde 2020 yılının 16 Mart itibaren evimizden hiç çıkmıyoruz.

Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçlendirilmesi için gerekli her şey yapılıyor.

Rabbim inşallah bu virüsü en zararla atlatmamızı sağlar, Virüs tehdidinin olmadığı güzel günlere kavuşmamızı dileğiyle

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum