Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ OLMAYABİLİR

HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ OLMAYABİLİR

Pek çok insan ben gördüğüme inanırım, görüşüne hakimdir, ve hayatının akışını buna göre yaşar.

Aslında gördüklerimiz bizi çoğu zaman yanıltabilir, görmek her zaman anlamak değildir, ikisi farklı şeylerdir.

İnsan genellikle bu farka yenilir görüp hemen hüküm vermek hemen

bir sonuca varmak yerine biraz daha sakin kalıp anlamaya çalışsak belki de çok daha farklı olacak.

Yine nice mutlu insanlar vardır etrafta, yanlarında sevdikleri, kurulmuş düzenleri. Uğruna çalışıp çabaladıkları işleri ve alın teriyle elde ettikleri haklı isimleri, şöhretleri.

Dışarıdan bakıldığında her şey doğal akışa uygundur, onlar mutludur. Etraflarında sevdikleri, dostları vardır ama içlerinde kalabalıklar içindeki yalnızlıkları.

Sahip olduklarını elde etmek uğruna ertelenmiş planları, sahip olduktan sonra da yok olan umutları.

Evleri, eşleri- dostları, yaratmış oldukları imkânları vardır, güvenli, korunaklı.

Ve de bu uğurda acımasızca ıskaladıkları hayatları. Dışarıdan mutlu, mesut görünüp keyifleri yerindedir. Oysa hiçbir şey, göründüğü gibi değildir.

Hayat her zaman göründüğü gibi değil; görünen hiçbir şey de olduğu gibi olmayabilir.

Saygı değer okurlarım yeri gelmişken bir hikâye eklemek istiyorum.

Bir kanarya soğuk bir kış gününde yiyecek bulmak için kanat çırpıp duruyormuş.

Hava o kadar ayazmış ki, minik kuş dayanamayıp karın üstüne düşmüş. Minik kuş çaresiz soğuk karın üstünde ölümü beklerken oradan geçen bir inek kuşun üstünü pisletmiş.

Kuş öyle bir sinirlenmiş ki kanatları donmamış olsa kalkıp ineği dövecek. Bir de bakmış ki, pisliğin sıcaklığı ile kanatları çözülmüş, yaşama geri dönmüş. Öyle bir sevinçle ötüyormuş ki, oradan geçen bir kedi bunun sesini duymuş ve pisliği eşeleyip kuşu pislikten çıkarmış.

Kuş buna da çok sevinmiş ve kediye teşekkür edecekmiş ki, kedi onu yemiş.

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir!!!....

Unutma! Bugün hayat veren su, yarın seni bile boğabilir....

Girmeye iğrendiğin kovuk, senin tek sığınağın olabilir....

Şu yalan dünyada denemeden bilinmez hiçbir şey öyle değil mi?

Bizim dış görünüşü itibariyle iyi zannettiğimiz şeyler iyi olmayabilir.

İyi zannederiz, belki bir gün kötü bir rol oynayarak karşımıza çıkabilir. Ona, buna, özentiye, benzemeye bakmadan ortasını bulmalıyız ama bulunacak şeylerin.

Tıpkı ne gibi Bir hastalığın tedavi edilebilmesi için, ilk önce ona doğru teşhis konulması gerekir...

Teşhis konulabilmesi için de muayene ve tahlile ihtiyaç vardır. Evet, tahlil yapılmalıdır ki hastalığın kaynağı ve hastalığı destekleyen unsurlar ortaya çıkarılabilsin...

Hastalığın tedavisi için, nasıl ki muayene, teşhis ve tahlil gerekiyorsa, problemlerin çözümü için de aynı yöntemler geçerlidir.

Zaman düz bir çizgi değildir olsaydı zaten hayat olmazdı, bu nedenle hayat zikzaklarla doludur.

Tam tersine, bizi hapseden bir zindandan ibaret. Geçmiş, gelecek ve şimdi aynı anda buradalar.

Vakit, bir kavanozdaki balığın içinde dönüp durduğu sudan ibaret.

Balık istediği yöne doğru gidebilir:

İlerlediğini zanneder, sonsuzlukta kaybolmaktan korkar; fakat görebileceği en son nokta kavanozun cam duvarlarıdır.

Bir görünmezliğe toslar kendini. Zamanı anlamak istiyorsan, kavanozun dışında nefes almayı ve her şeyin göründüğü gibi olmadığını öğrenmeliyiz.

Bir yerde okumuştum bir anekdot gibi anlatayım istiyorum:

Bir karınca, kağıt üzerinde bir kalem gördü. Arkadaşına gördüğü kalemden bahsetti ve ona:

Bir kalem gördüm. O kadar becerikli idi ki çok güzel resimler yapıyordu, dedi. Arkadaşı bunun üzerine:

Yok yok, o resimleri yapan kalem değil, parmaklardır, dedi. Bunun üzerine bir başka karınca:

Haydi canım, zayıf parmaklar nasıl yapsın, onu yapsa yapsa bilek yapmıştır, dedi. Böylece karıncalar koldan başlayarak yukarı doğru gittiler. Karıncaların en büyüğü ve en akıllısı tüm karıncalara dönerek şöyle açıklar durumu:

Görünüş elbiseye benzer, cansızdır, akılsızdır, hareket etmez. Resmi çizen kalemdir, kalemi oynatan koldur, kola emir veren akıldır, aklı harekete geçiren iradedir, iradenin kaynağı ise gönüldür.

Gönlün sahibi ise Allah’tır. Allah’ın lütfu ve ihsanı olmayınca bu akıl, bu gönül cansız kalır.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum