Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HER NE DOĞRARSAN AŞINA O ÇIKAR KARŞINA

HER NE DOĞRARSAN AŞINA O ÇIKAR KARŞINA

Son yıllarda direkt para istemek yerine türlü metotlar deniyorlar. Kimisi hastanede mahsur kalma, yolda kalma gibi mazeretler ileri sürerek dükkân önleri, otobüs durakları gibi işlek yerlerde yardım dileniyorlar.

Kimisi de yoksul görünümlü olmayıp, benzin bitmesi, cüzdanını kaybetme vs. gibi mazeretler ileri sürerek insanları dilenci olmadığına, gerçekten yardıma ihtiyacı olduğuna inandırmaya çalışıyor,

Hatta çoğu kez yardım eden kişilerin adresini isteyerek parayı geri gönderme sözü veriyorlar…

Bazen hayat üstüne gelir ya. Nefes alamazsın, daralırsın, çıkış noktası bulmazsın. İşte orası senin kırılma noktandır. Oraya dikkat et. Orada değişim vardır. Orada hayat vardır. Orada çare vardır. Orada sen varsındır. Hiç bir şey olduğunu unutma. Çok şeyin de sende olduğunu unutma. Hayat mı; ne sen bilirsin, ne ben...

İşte Sır orada. Ben ne yapmalıyım mı diyorsun? Sadece iyilik yap, iyilik bul.

Ömür kısadır, Sonsuz olan ahiret hayatında, insanın karşılaşacağı şeyler, dünyada yaşadığı hâle bağlıdır.

Akıllı olan, ileriyi görebilen bir kimse, kısa olan dünyada, hep, ahirette iyi ve rahat yaşamaya sebep olan şeyleri yapar.

İnsanlara hizmet etmek için çalışır. İnsanlara iyilik etmek, ahirette azaptan kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olur.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Hayatımızda her yaptığımız iyilikler ve kötülükler bir gün karşımıza er yada geç çıkacaktır. Onun içindir ki hayatımızda her zaman elimizden geldiği kadarıyla iyilik yapmaya çalışalım ki o yaptığımız iyiliğin karşılığını elbette bir gün alacağızdır.

İyilik yapalım ki iyilik bulalım. Her ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına

Atasözünü biliriz bununla ilgili yaşanmış bir olayı sizlere aktarmak istedim:

Sık sık evinin kapısını çalıp bir şeyler dilenen kadından bıkıp, oldukça

Rahatsız olan evin hanımı, bir gün yine aynı dilenci kapısını çaldığında

Ondan kurtulmaya karar verir.

Dilenciye biraz beklemesini söyleyip mutfaktan bir ekmek alır ve ortasından yararak arasına peynir, zeytin yerleştirir.

Tabii bu arada arasına haşarat öldürmekte kullandığı kuvvetli zehirden

Dökmeyi de ihmal etmez. Dışarı çıkıp ekmeği dilenciye uzattığında, kadın “

Allah razı olsun ” deyip evden ayrılır.

İyice acıkan kadın bir caminin avlusunda biraz önce kendisine verilen ekmeği çıkarıp tam yiyeceği esnada elini yüzünü yıkamakta olan bir askerin kendisine baktığını görür.

Askerin halinden, yoldan geldiği ve yorgunluğu anlaşılmaktadır. Dilenci

Kadın, askerin bakışlarından onun aç olduğunu ve sanki “birazda bana ver”

Manasını çıkarmıştır.

Gencin haline acıyan kadın ekmeğin hepsini askere buyur eder ve oradan uzaklaşır.

Dilenci kadının verdiği ekmeği iştahla yiyen asker, çok geçmeden acıyla

Kıvranmaya başlar.

Bir müddet sonra camiye gelen cemaat yerde kıvranan gencin kimin nesi olduğunu sorup öğrendikten sonra alıp evine götürürler.

Evin hanımı, aylardır bindir ümitle terhisini beklediği yeni terhis olmuş

Oğlunu perişan vaziyette karşısında görünce çırpınmaya, dövünmeye başlar.

Biraz zaman geçip de sakinleşen kadın, oğluna ne olduğunu, niçin

kıvrandığını sorup öğrenmeye çalışır. Delikanlı biraz önce cami avlusunda

bir dilenci kadının kendisine ekmeği verdiğini, onu yedikten sonra bu hale

Geldiğini söyleyince kadın ona verdiği ekmeği hatırlar ve başından aşağıya

Kaynar sular dökülür. “ ben ne yaptım? ” diye dövünmeye başlar ama iş işten

Geçmiştir. Arslan gibi delikanlı oracıkta hayata gözlerini yumar.

Bu hikâyeden herkes kendine göre bir ders çıkarabilir. Her halde o kadının

Yerinde kimse olmak istemez.

Onun gibi olmamak için herkese dilenci, gariban demeden yardım etmeye çalışalım, insanlar eşittir. Zengin, fakir, dilenci,

Gariban, işçi, müdür, diye ayırmamak gerekir, sonuçta onlarda insandır,insan olduğumuzu ve ne kadar aciz olduğumuzu unutmamak gerekir.

Gelin gönüllerimizi ve ellerimizi cömertlik suyu ile bol bol yıkayalım. Paylaşmayı, hoşgörüyü, yardım etmeyi, acılara merhem olmayı, sevmeyi yeğleyelim. Gönüllere girelim, gözyaşlarını silelim.

Gönül insanı Yunus’un tabiriyle; “ Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım. Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz…

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum