Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HER İŞTE DİSİPLİN ŞART

HER İŞTE DİSİPLİN ŞART

Bir defa her işte disiplin şart diyorsan hedefinize giden yolda dikkatinizi dağıtan her şeyden kurtulun.

Hepimiz başarıya ulaşmak için çabalıyoruz. Herkes hayatta koyduğu hedefleri gerçekleştirme ve amaçlarına ulaşmanın peşinde.

Eminim ki siz de başarıya ulaşmak istiyorsunuz, elinizden gelenin en iyisi yapıyorsunuz, hedefleriniz var ama halen daha ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, aklınız karışmış durumda mı yoksa girdiğiniz çalışma döngüsünde de bir yerden sonra pes mi ediyorsunuz? O zaman çıktığınız bu yolda bir şeyler eksik demektir.

Bunu sizi tahmin ettiğimden değil, yaşadığım için kendimden biliyorum.

Birkaç sene önce çeşitli kaynaklardan esinlenmem için derlerken bu yazıyı bugün burada paylaşma imkânı buldum.

Sözlerime kulak vermenizde herhangi bir zararın olmayacağına söz verebilirim.

Dilerim birçok insan kendini değiştirebilmek için bir adım atar, etkilenir ve yeni ufuklara açılır bu yazımla birlikte. Öz disiplininiz sizinle beraber olsun her daim.

Çok hoşuma giden bir öykü var: Japonya‘nın en ünlü çay ustası Sen no Rikyu‘ya bir öğrencisi çay seremonisinin inceliklerini sormuş.

Büyük usta: “Ateşi yakarsın, suyu kaynatır, çayı karıştırırsın.” deyince öğrenci, “Ama usta bu çok basit bir iş.” diye yakınmış.

Rikyu, “Öyle mi diyorsun? Sen bunu her seferinde hakkını vererek aynı disiplinle yap, ben senin öğrencin olayım.” demiş.

Doğayla bütünleşmeye, sakinliğe ve zarafete dayanan meşhur Japon çay seremonisindeki Rikyu ustanın sözünü ettiği disiplin, Japon kültürünün en önemli özelliklerinden birisidir.

Fortune 2009 dergisinin bu ayki sayısındaki “Japan’s Plan For Growth” özel bölümü Japonların hala ayni disiplinle yol almaya devam ettiğini anlatıyor.

Maalesef, bizim toplumumuzda disiplin, hiç de bu şekilde yani yaptığın iş ne olursa olsun onu her seferinde, yüksek bir özenle yapmak olarak anlaşılmıyor.

Disiplin denince elinde tahta cetveli, asık suratlı bir öğretmen geliyor aklımıza.

Disiplin kültürünün karşısında, kulağa ters gelebilir ama bürokrasi kültürü durur.

Eğer bir yerde disiplinsizlik istiyorsanız, bürokratik işleyişi sertleştirin. Bürokratik yapılar, işleyişi kontrol edebilmek için kişilere olması gerekenden daha fazla müdahale eden birçok gereksiz süreci hayata geçirirler.

Bu ortamlarda bürokratik kurallara uymak zorunda kalan en iyi niyetli ve çalışkan insanlar bile bir süre sonra motivasyonlarını, kendi başlarına karar alma ve problem çözme yeteneklerini kaybederler. Zamanla tembelleşirler ve performansları düşer.

Örneğin göreve yeni başlayan her idareci kendince bir disiplin anlayışında oluyor.

Kurumsal bir yapıda kişiden kişiye uygulama farklılıkları olduğuna göre özel sektördeki durum elbette cok farklıdır.

Maalesef yalakalık diye tabir edilen durum halen prim yapmakta idareci acısından personel yönetimi bol parçala yönet prensibiyle de yapılabilmekte işyerinde yıllardır beraber çalışan is arkadaşları idareye yakinlik(!) durumuna

göre birbirinden uzaklaşmakta bir kişi personel laf taşıma (örneğin su personel sorunlu, su personel size karsı cepheli sizin hakkınızda dedikodu yapıyor vs. gibi) gereksiz genel is ahlakına ve ebetteki insani olmayan tavırlar gösterebilmektedir.

Son olarak alıntı yapmak istiyorum. Bundan yaklaşık olarak 2100 yıl önce hayata köle olarak başlayan fakat sonradan felsefe üzerine başarısı ile sahibinin dikkatini çekerek özgür bırakılan bir insandan bu alıntı. Roma Stoacılarının en büyük filozoflarından birisi olan ve kurduğu felsefe okulunda büyük acıları bilgece karşılamayı öğreten: Epiktetos. Epiktetos söylevlerinde başarı ve disiplin üzerinde şunları anlattı.

“ Demek olimpiyat oyunlarına zafer kazanmak istiyorsun, öyle mi dostum? Tanrılar tanığımdır ki bunu bence çok istiyorum.

Ama önce durumunu ve koşulları belirleyecek, sonra çalışmaya başlayacaksın. Kendini sıkı bir düzene sokman gerekecek, yemeğini belirli kurallara göre yiyecek, tatlılara, şekerlemelere elini sürmeyeceksin.

Canın istese de, istemese de havanın sıcak ya da soğuk olduğuna aldırmadan belirlenen saatte idmana çıkacaksın.

Soğuk sulardan uzak duracaksın, canın çekse de şarap içmeyeceksin.

Sözün kısası, kendini bir hekimin ellerine bırakır gibi çalıştırıcının emrine gireceksin.

Ama bunca uğraştan sonra belki kolun çıkacak ya da bileğin burkulacak, belki gözlerine toz dolacak, belki de rüzgârı kamçı gibi suratına yiyeceksin ve sonunda yenik düşeceksin.

Asla cesaretini kaybetme! Güreşte sırtı yere getirilen bir delikanlıya, ayağa kalkıp mücadeleye devam etmesini söyleyen hocasını taklit et! Sende ruhuna öyle seslen.

İnsan ruhu kadar kolay idare edilen bir şey yoktur. Sadece istemek gerekir.

O zaman her şey olur. Eğer kendini bırakırsan her şey seni bırakır. Mahvolmak ya da kurtulmak senin elinde…

Hatırla Agrippinus’un güzel bir sözünü: ‘ Kendi kendime asla engel olmayacağım’”

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum