Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HEPİMİZ BİRER ENGELLİ ADAYIYIZ

HEPİMİZ BİRER ENGELLİ ADAYIYIZ

Bu gün köşemdeki yazıma belediye otobüsünde yaşananlardan ve bir engelli ile olan diyalogumdan esinlenerek başlıyorum.

İçinde her türlü riski barındıran yaşam şartlarının kaçınılmaz bir gerçeği olan engellilik; kimi zaman doğuştan itibaren, kimi zaman da doğuştan sonra kaza ve yaşamın içinde var olan diğer tehlikelerden kaynaklanan sebeplerle insanların hareket kabiliyetini zorlaştıran bir yaşam biçimidir.

Engellilik, doğuştan olabileceği gibi sonradan da her insanın karşılaşabileceği bir yaşam gerçeğidir.

Bu yönüyle bakıldığında, toplumun her bireyi, potansiyel bir engelli adayıdır. Buna karşılık, bugün bilimle birlikte gelişen tıp, bugün engelli olanların, gelecekte engelli olmaktan kurtulmalarına da imkân sağlamaktadır.

Dolayısıyla, herkes birer engelli adayı olabileceği gibi, her engellinin de engelden kurtulma olasılığı vardır ve bu olasılıklar aslında insan yaşamının da ne kadar hassas bir denge üzerine kurulu olduğunu göstermektedir.

Bu yönleriyle bakıldığında bile engelliler; herkesin kendini görebileceği, kendini onlardan ayırt edemeyeceği, toplumun her bireyiyle eşit haklara sahip olan en önemli varlıklarımızdır. Engellilerimizin, yaşamın pek çok alanında, engelli olmayanlardan bile üstün niteliklere sahip olması;

Bilimde, sporda, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatta başarılı bir şekilde yer almaları, topluma da örnek olmakta ve yol göstermektedir.

Onlar, kendilerine ayrıcalık tanınmasını değil, insan haklarının eşit ve adaletli olarak uygulanmasını istemektedir. Onların bu haklı isteklerini yerine getirmek de, yaşam düzenini belirleyenlerin en başta gelen görevidir.

Her engellimizi topluma kazandırmak da, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Engelli vatandaşlarımıza tanınan haklar bir bağış, bir iyilik değil, onların insan olmalarından kaynaklanan doğal haklarıdır.

Onları insanca yaşatacak ortamları hazırlamak, üretici olarak topluma kazandırmak, toplumların en önemli sorumluluklarındandır. Bedensel, zihinsel farklılıklarımızı birer engel olarak değil, hayata başka yönlerden açılan değişik pencereler olarak görebilir ve o

pencereleri sonuna kadar açıp, başka hayatların havasını da cesaretle soluyabilirsek, aramızdaki tüm engelleri aşarız demektir.

Önemli olan pencerenin ardındaki dünyayı da, engelsiz yaşayanların dünyasına eş değer hale getirebilmektir.

Ülkemizin en sessiz çoğunluğu olan, doğuştan ya da sonradan meydana gelen bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerinin bir kısmını yitirmesiyle kişinin engelliliğinin oluşmasıdır.

Engelli bireylerin yaşadığı sorunlar, sadece kendisinin değil, ailelerin, çevrenin, toplumun ve tüm insanların ortak sorunudur. Engellilerimizin hiçbir imkândan yoksun kalmamasına özen gösterilerek, toplumdan dışlanmadan, onlara sevgiyle kucak açarak yaşamdan tat almalarını ve yaşama daha sıkı bağlanmaları sağlanmalıdır.

Sosyal devletlerin bir gereği yasal düzenlemelerle getirilen hak ve olanaklara karşın, toplumsal yaşamlarını kolaylaştıracak, geleceğe güvenle ve umutla bakabilmelerini sağlayacak ortam ve olanakların oluşturulmasını sağlamak engellilerimizin başkalarına gereksinim duymadan yaşamını sürdüren, kendine yeten, üretken bireyler olabilmelerini sağlamak bir zorunluluktur.

Engellilerimizin toplumsal yaşamda hak ettiği yeri aldığı bir dünya temennilerimle,

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum