Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HEM DİK DURACAKSIN HEM ONURLU YAŞAYACAKSIN

HEM DİK DURACAKSIN

HEM ONURLU YAŞAYACAKSIN

Onurlu ve itibarlı yaşamak önemli bir meziyettir. Bu duruş, şahsiyetli ve kişilikli olmaktır. Hz. Ali efendimize sorulan bir soru üzerine şöyle buyurmuştur.

“Ey insanlar malınız var da onu kaybederseniz, asla üzülmeyin bir şey kaybetmiş sayılmazsınız.

Çünkü mal size ait değildir. Malın sahibi Allah’tır”. O malın tasarruf hakkını size verilmiştir. Hatta tasarrufta bulunurken nasıl bir yol izleyeceğinizi bile tarif edilmiştir. Doğru tasarrufta bulunmazsanız vebalini çekersiniz.

Bu nedenle, malınızın elinizden çıkması sizi üzmesin, zira bir şey kaybetmiş sayılmazsınız.

Sağlığınızı kaybederseniz sahip olduğunuz servetin yarısını kaybetmiş sayılırsınız. Sağlığınız yerinde olmayınca ibadetten zevk alamazsınız, sahibi olduğunuz hiçbir nimetten yeterince istifade edemezsiniz.

Şükrünüzü ve sabrınızı yerinde kullanamazsınız. Bu nedenle sağlığınıza dikkat ediniz. Hastalık gelmeden önce de sağlığınızın kıymetini biliniz.

Bir de, itibar sahibi olmak vardır. Toplumsal güven ve kişisel onurdur bu.

Dik durmak ve omurgalı olmaktır. Eğilmemek ve kıvırmamaktır. Müslüman elinden ve dilinden diğer insanların güvende olduğu kimsedir.

Hakiki anlamda insan olabilmenin gereklerinden biri de dik duruş sergileyebilmektir.

İnsan nerede ve nasıl duracağını bilmeli, merhametle, adaletle ve hikmetle durduğu yerden gurur duyabilmeli.

Vicdanlı bir dik duruştur karakterin diğer adı.

Yorumlamalarda kişilerin birbirlerine yakıştırıp ya da yakıştıramadığı her hangi bir şeyi o insana atfederken karakteri ile minimize ederiz.

‘’ Bu adam bunu yapmaz, Bu kadın bunu yapar, bu adam çok dik duruşludur, şu kadın çok onurludur, vs. ‘’ işte burada temasını kurduğumuz olguların, insanlar üzerindeki yapısal muhasebesinin yansımasıdır.

Günümüze baktığımızda karakter sahibi insanların yanı sıra, pek kıymet vermediğimiz hatta ‘’senin karakterine tüküreyim’’ dediğimiz insanlar da yok değildir.

Gurur ve onuru beklerken karşılaşılan durum toplum vicdanında kabul görmeyecek seviyeye düşmüşse işte o anda sadece karakterine değil ahlakına da laf etmeye başlarız.

Hal böyle olunca mütevazı kişiliğimiz bilinçsizce uçar gider. Yaralanan vicdana merhem olarak belki de saldırganlığı seçeriz. Oysaki tepkimiz sadece karaktersizliğedir.

Öyle insan da vardır ki; özenilecek, hatta gıpta edilecek bir duruşa sahiptir. Kişiliği, ahlakı, yaşam şekli, damarındaki kanla bütünleşmiştir.

Özetle ifade etmek gerekirse yaşamımız süresince onur duyabileceğimiz tek şey galiba onurlu bir hayat sürmekten geçmektedir.

Belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en güzel hediye, babalarından, dedelerinden bahsederken gururla ve onurla bahsedebilmeleridir.

Bunların haricinde bırakabileceğimiz para pul gelir geçer lakin onlar üzerinde bırakabileceğimiz iyi bir intiba çağlar ötesine ulaşabilmelidir.

Unutmayalım ki tarih her şeyi kaydetmektedir günü gelince en doğru şekilde sayfalarına yazacaktır.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum