Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HAYATTA EN ÇOK HUZUR ARANMALI

HAYATTA EN ÇOK HUZUR ARANMALI

Yaşadıkları hayatın kıymetini bilmeyen insanlar, kıymetlerini bilecekleri bir hayatın özlemini duyarlar. Oysa “kıymet” yaşanan hayatın içinde gizlidir.

Her şey ’in değeri yokluğunda bilinir diye boşuna söylenmemiş İnsanlar ellerindeki mutluluğun, huzurun kıymetini maalesef onu yitirdiklerinde anlıyorlar.

Ne garip yıllarca mutluluğu kariyerde, parada, mal-mülkte yani kendi dışında arayan insanlar, aradıklarını bulduklarını sandıklarından sonra en mutsuz günlerini yaşamaya başlıyorlar. Huzuru herhangi bir nesneye, beklentiye yükleyen biz insanoğlu erişilmemize ulaştığımızda, aslında huzurun ulaşmak istediğimiz şeylerde olmadığını görünce yıkılıyoruz. Bir ömür boyu huzuru yakalayamamış, bir ömrü heba etmiş yığınlarla kaplı yeryüzü. Eskiden mutlu olmak için kanaat vardı iyi bir “eş” ve yeterince “aş” yeterdi insanoğluna.

Oysa günümüzde mutluluk onlarca tali sebeplere endeksli. Olmazsa olmazı bir iki kalemden ibaret olan eski insanların yerine, olmazsa olmazları sayılamayacak kadar çok hale geldi günümüz insanının. Teknolojik olan cep telefonları ve diğerleri gibi hayata endekslenmiş hayatlar, huzura hasret hale geldi günümüzde.

İnsanoğlu tarihin hiçbir döneminde bu kadar şaşaalı bir hayat, bu kadar bolluğu bir arada görmedi. Bununla birlikte yığınlar arasında yalnızlığı da hiçbir dönemde bu kadar dramatik bir şekilde yaşamadı.

Pek çoğunuzun okuduğunu sandığım hikayeye baktığımızda Padişah acemi bir köleyle gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş geminin mihletini tutmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahın keyfi kaçtı. Herkes aciz vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı adam padişahın huzuruna çıktı,

'' Müsaade buyurursanız ben onu sustururum!” dedi. Padişah da '' Lütfen lütfetmiş olursunuz!” dedi. Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı, çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı. Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, '' Bundaki hikmet nedir?”' diye sordu. Yaşlı adam cevap verdi. '' Köle evvelce suya

batmayı tatmamıştı. Ve gemideki selametin kıymetini bilmiyordu, işte huzur ve sadet de böyledir.

Bir felaket görmeyen kimse huzurun kıymetini bilemez.

Balık suyun kıymetini bilmez, sudan çıkarılınca tekrar kavuşmak için çırpınıp durur. İnsanlar da böyledir. İçinde bulunduğu nimetlerin şükrünü hakkıyla bilemez, beterin beterini yaşamadıkça anlayamaz...

Vatandaş olarak çevremizde olan bitenden haberdar olmak, kendi sorumluluk alanımızda olanların gereğini yapmak, huzura kavuşmayı, kıymetini bilerek yaşamamızı sağlar.

Hikâyenin bende yaptığı çağrışımları sizlerle paylaşmaya çalıştım.

Hoşça kalın Dostça kalın gönlünüz sevgiyle dolsun ama gönül kapınız hep açık olsun.

Bunu paylaşmak istersen

PAYLAŞ

Yorumlarınızı Bekliyorum