Şair Yazar Necati Ülker

İçerik

HAYATIN ZİKZAKLI YOLLARINDA

HAYATIN ZİKZAKLI YOLLARINDA

Hayat yolculuğunda sayısını bilemediğim farklı özelliklere sahip insanla tanıştım.

İçlerinde en güçlüleri, en başarılıları, hayat dolu olanları, en uzun süreli yaşamış olanları, çok parası veya kariyerli iş insanları olanlar, zamanında çok sözü geçip de şimdi sessiz sedasız bir hayat sürenler.

Tanıştığım sohbet ettiğim bir dolu güzel insanlarla hayatlarının tamamını veya bir bölümünü mücadelelerle acılarla hüzünlerle ciddi sıkıntılarla geçirmiş maddi açıdan iflas edip tekrar kişiliklerini kazanmış olduklarını gördüm.

Hayatın zikzaklı yollarında her türlü engele ve zorluklara göğüs germiş kendilerine has yöntem taktik, teknik ve mücadele azmi ile yaşama dirençlerini geliştirenler gördüm.

Mücadele azimlerinin inançla duyarlılıkla, kararlılıkla, nezaket bilgelik sorumluluk bilinci ve içten sevgiyle birleştirenlerin çok geniş bir kitle olduğunu gördüm.

Şimdi bu gördüklerimi ayrı ayrı değerlendirsem inanın okurlarım her birisi ayrı bir kitap olur.

Hayatı güzellikleri yaşama adına olumlu ve güzel bakabilmek benim için son derece önemlidir diye düşünüyorum.

1950 doğumlu birisiyim bunca yıl edindiğim tecrübelerden yola çıkarken şu gerçeğin altını çizmek istiyorum;

“Hayat hiçbir zaman düz bir çizgi değildir, bazı dizilerde ve filmlerde olduğu gibi Tozpembe değildir.”

Zor zannettiğimiz aşılmaz, çözülmez ve ulaşılmaz olarak gördüğümüz olayların büyük bir çoğunluğu bizim oluşturduğumuz engellerdir.

Bu yalan Dünya bir mücadele arenasıdır, ama bu mücadeleyi ne olarak algıladığımıza bağlıdır.

Şunu da bilin ki bu yazımı yazarken bazı bölümlerinde kendimi buldum ve farklı yönlerimi sorguladım.

İnsanlar olarak aynı gök kubbenin altında bir birimizden haberli habersiz ömürlerimizi tüketiyoruz.

Oysa hepimiz faniyiz; insanları kazanmak insan sevgiyle doğar, sevgiyle yaşar, sevgiyle var olur, hayata sevgiyle bağlanır.

Sevgisiz kaldığını, sevgiden uzaklaştığını hisseden insanın hayatı susuz kalmış topraklar gibi kurur, çölleşir, çöl fırtınaları ile her gün ayrı yöne savrulan kumlar benzeri, tutunacak yer arar durur.

Sevme ve sevilme umudunu kaybeden bir insan için yaşamı sürdürmek anlamsız bir yük haline gelir.

“Allah korusun.” İntiharların en büyük nedeni insanın sevgisiz kaldığını, hayatının anlamının kaybolduğunu düşünmesidir.

Doğduğumuz günden, öldüğümüz güne dek en büyük arayışımız sevgidir. Çünkü biz sevgiyle besleniriz.

Ana rahminde annenin kalp atışlarını dinleyerek, varlığını ve sevgisini hissederek güven duyar, yaşama tutunuruz. Annenin şefkatiyle huzur bulur, sarılışıyla mutluluğa ulaşır, her dokunuşuyla sanki dünyaların bizim olduğunu hisseder, yaşamanın sevinç ve coşkusunu duyarız.

Okula başlayınca sevgiyi öğretmende, gençlikte karşı cinste ararız. Evlilik, sevgide buluşmanın, sevgide birleşme ve bütünleşmenin umutlu bir arayışıdır. Sevgide birleşen eller ve gönüller hayatın güzelliğine kavuşur.

Bir hadiste olduğu gibi ev mabede, hayat ibadet kutsallığına ulaşır.

Çocuklarımızı, akrabalarımızı, dostlarımızı severiz ama sevgi gerçek hedefini tüm insanları sevdiğimiz ve karşılık beklemeden hizmet ettiğimiz zaman bulur.

Hoşça Kalın Dostça Kalın Ama Gönül Kapılarınızı Asla Kapatmayın.

Bunu paylaşmak istersen

Yorumlarınızı Bekliyorum